28 Şubat post modern darbesinin 22. sene-i devriyesini geride bırakırken, dün akşam bir avuç insan ile "22. Yılında 28 ŞUBAT" konulu bir panel Kayseri Mazlum-Der şubesi tarafından Eğitim Bir Sen Kayseri şubesi salonunda gerçekleştirildi. Bendeniz de sunum ve takdim görevini yerine getirmeye çalıştım. Açılış konuşmasını Mazlum-Der Kayseri Şube başkanı Ahmet Taş hocamız yaptı.
 
        Bir birinden değerli üç konuşmacının söz aldığı gecede sırayla Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) Başkanı Diş Hekimi Kemal Mete Bey; Askeri hastanede tedavi gören başörtülü eşi hastaneden kovuyorlar, evinin kapısında besmele yazıyor diye görevden atılan rütbeli askerler, rütbeli bir askerin işinden atılması ve intihara kadar varan acıklı hayat hikayesi ile yüreklerimiz dağlandı.
 
        Daha sonra Araştırmacı Yazar İbrahim Şahin Bey: “Gecenin bir yarısı kapımız çalınıyor, üzerimizi başımızı toparlamaya fırsat vermeden içeriye doluşuyor polis, hiçbir şey sormadan kitaplığa yöneliyor ve kitapları karıştırmaya başlıyorlar içlerinden bir dergiyi alıyor ‘buldum amirim yasaklı yayını’ diyor. Bunun üzerine karakolda 5 gün boyunca sebepsiz yere baskı ve zulüm görüyoruz.” İbrahim Şahin Bey’in kendi hayatından kesitler sunduğu çarpıcı örnekler ile yüreğimiz buz kesti.
 
        Akabinde yüreklerinde ki yangını haykırmak isteyen ismini veremeyeceğim iki tane hanım ablamız söz istedi. Hayatımdaki en zor sunum yaptığım program oldu benim içinde bu dakikalar;
       “Kayseri’nin bir ilçesinde ebe olarak görev yapıyordum. Başım kapalı olduğu için iş yüküm bir anda iki katına çıktı. Her işe yetişmeye çalışıyordum. Uyduruk bahaneler ile bir memurun alabileceği tüm disiplin cezalarını amirlerim verdi. Asker gecenin bir yarısı lojmana gelmeye başladı. En sonunda ilçedeki en küçük amirden en büyüğüne kadar hepsi ‘ya başını aç ya da istifa et’ dedi. Rızkı veren Allah’tır dedim ve çok sevdiğim mesleğimden ayrıldım.”
 
       Kürsüye gelen hanım ablamızın cümleleri hepimizin yüreğini bir kez daha cızz ettirdi. Hemen aklıma daha geçen hafta Mısır’da idam edilen (şehit inşallah) kardeşlerimiz ile vedalaşırken fotoğraf karelerine yansıyan anneler, eşler ve çocukları geldi. Ümmetin kadınlarının hangi coğrafyada olursa olsun o onurlu duruşu, o vakur bakışı, o iffeti, o namusu… Dün akşam o salonda bir kez daha gördüm. Ben de sahnede olduğum için göz pınarlarımı tuttum ama yürekler sel oldu çağladı adeta.
 
        Diğer hanım kardeşimizin “bu kadar mıyız?” sorusu ise dün akşamdan beri beni derin düşüncelere itti. Hala soru kulaklarımda çınlıyor. Bedel ödemiş bu cesur yürekler için ne yapılsa azdır diye düşünüyorum.
 
        Son konuşmacı, Kayseri için büyük bir değer olan, kıymetli büyüğümüz Beytü’l- Makdis Derneği Başkanı Avukat Fevzi Konaç Bey:  “Bu gün 27 şubat bu zulmün en zirvede olduğu bir zamanda hem kendi vatanını, toprağını korumak için gayret eden hem de devletinin içine girmiş olduğu o girdapta milletinden bir tek kişinin burnunu dahi kanatmadan o süreci atlatmak için bütün hançerleri göğsünde karşılayan, bir paratoner gibi bütün yıldırımları üzerine çeken, bizleri selamete çıkarmak için bedel ödeyen, ölümünün 8. yıl dönümü münasebetiyle rahmetle andığım Erbakan Hocama Fatihalar gönderiyorum.
 
         İslam davası anlamında zerre kadar bir kaygım varsa onun üzerimde emeği çoktur. Dün akşam hafızamı tazelemek adına oturdum, videolar izledim, fotoğrafları karıştırdım. Ne için, ne adına mücadele verdiğimizi unutmamak için.
 
        28 Şubatı bir avuç insan ile anmanın acısı ve acziyetini inanın yüreğim kan ağlayarak ben de sizler gibi yaşıyorum. Üzerimizde bir rehavet var. Tüm derdi sıkıntıyı attık devletin üzerine ve bir kenara çekildik. Bağışlayın beni ama 28 Şubatı bile anıyormuş gibi ‘tiyatrosunu’ oynuyoruz. 28 Şubatı çabuk unuttuk, çabuk vazgeçtik acılarımızdan.
 
        O yıllarda genç bir hukukçuyum ideallerim var, bir gün evde babam önüme geçti: ‘Bak oğlum annen sana kıyamıyor, işini gücünü terk ettin. Seni bir konuda uyaracağım; ben 12 Eylülde Zincidere’de içeri alındım. O dönem benim inancıma küfür ettiklerine şahit oldum. Askerin kin ve nefretini gördüm. Bazı arkadaşlarımızın sakallarının tek tek cımbız ile nasıl yolunduğuna şahitlik ettim. Nasıl eziyet ve işkence ettiklerine tanık oldum. Ya işine gücüne dön ya da babam beni uyarmadı deme.’
 
       Biz 28 Şubat dönemi Adalet Sarayları önünde adalet dilenirken bu gün Mevlam bize Adalet Bakanlığının anahtarlarını vermişse, buradan tekrar değerlerimizi ayağa kaldırmak adına bunu fırsat bilmeliyiz. İhlâsımızı kaybetmez isek kapılarında süründüğümüz kurumların anahtarlarını Allah tek tek bize teslim etti, etmeye de devam edecek. Ancak bu dersi hakkıyla almazsak, 800 yıl boyunca minarelerinden ezanların okunduğu Endülüs’ten bu gün bir tek mescidin kalmadığı İspanya örneği ortada. Bu örneklerden çıkarım yapmalıyız. Bu tarihi gerçekleri diri tutmalıyız. Bunlardan ders almalıyız. Eğer siz milli şuuru canlı tutmaz iseniz, 28 Şubatı anlatmaz iseniz bu ana vatanda da bir Endülüs örneği yaşanmayacağını kim garanti edebilir.”
 
 
        Fevzi Konaç Bey 28 Şubatı anlama noktasında zihinlerimizde ve vicdanlarımızda cevabı zor olan sualler ile bizi baş başa bıraktı. Bu anlamda heybemizi doldurdu. Hayatından kesitler ile tamamladığı 28 Şubatı anlamak konulu eşsiz sunumu için bir kez daha kendisine teşekkür ediyorum.
 
       Namlusunu millete çeviren tanka selam durmam.’’ diyen yiğit insan, hemşerimiz, ağabeyimiz merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun o dönem akıllara kazınan bu sözünü hatırlatarak bir kez daha rahmet ve minnet ile anıyorum.
 
        Bu ve benzeri acı olayların hiçbir zaman tekrar yaşanmaması dileğiyle o günleri yaşamamış olan genç kuşaklara o süreci mutlaka belgeli sahih kaynaklardan ve yaşayan aktörlerinden öğrenmeliler diye düşünüyorum.
      28 Şubatın tüm yaşanmışlıkları unutmama adına bir kez daha düşünelim, analım, anlayalım ve unutmayalım…
 
 
 
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.