10 Şubat 1918 Osmanlının en önemli hükümdarlarından birisi olan cennet mekan II. Abdülhamidin vefat yıldönümü. Abdülhamit Han, devleti en zor zamanlarından birinde ele aldı. Bugün geçmişe dönüp baktığımızda gerçekten o olmasaydı emperyalistler birçok emellerini çok daha önceden ve çok da zorlanmadan elde edeceklerdi.
Onu tahttan indirirken kendilerine vatansever diyenlerin yaptıkları manidardır. Abdülhamit Hana hal fetvasını tebliğ etmek için gelen üç kişiye şöyle bir bakalım. Osmanlıya düşmanlığı ile bilinen ve işgalci İsrail devletinin kuruluşunda büyük pay sahibi olan Emanuel Karasu diğeri Hayim Nahum denen zat ve üçüncüsü de ibretlik bir şahsiyat İttihat ve Terakki’nin öne çıkan üç isminden biri Talat Paşa. Üçü de bu milletin değerlerini hiçe sayan birçok hainlikleri ile Osmanlıya vermedikleri zarar kalmamış birbirinden değerli (!)  şahsiyetler. Peki niçin bu üç isim seçilmişti. Bu tesadüf müydü acaba. Hiç tesadüf olur mu Bir bakalım İttihat ve Terakki’nin Abdülhamit Handan sonraki politikalarına. Onun kazandıklarını yok etmek için ellerinden geleni yaptılar. Emperyalistlerin ekmeğine yağ sürecek her türlü icraatı gerçekleştirdiler. Onun, petrolü, Kudüs’ü ve Hicazı korumak için yürüttüğü bütün politikaları adeta yerle bir ettiler ve 10 yılın sonunda bu toprakların tamamını altlarındaki ve üstlerindeki zenginlikleri birlikte kaybettik.
Bir diğer önemli husus ise şudur; 1909’dan 1919 kadar olan 10 yılı yakından incelediğimizde şunu görüyoruz. II. Abdülhamit Hanın 33 yıl boyunda dantel dantel işlediği politikaları yerle bir etmediler sadece. O 33 yıllık sürede yetişen altın nesli de 10 yıllık savaşlarda yok ettiler. Belki savaşlardan kaçamazdık, emperyalistler bizi savaşların içine çekmek için ellerinden geleni yapacaklardı elbette. Ama bu kadar mı zayiat verilecekti. Bu kadar büyük toprak kayıpları yaşanacaktı. İçine girdikleri macera ve fatih olma hevesi yüzünden bu milletin milyonlarca evladını cephelerde heba edenler maalesef İttihat ve Terakki’nin güya vatansever kadrolarıdır.
Balkan savaşlarının acı hikayesini okudukça insan kahroluyor. İttihat ve Terakki’ye muhalif olan komutanların yeter ki İttihat ve Terakki zafer kazanmasında Bulgarlar buraları ele geçirsin söylemleri bu vahim durumu en iyi anlatan sözlerden birisidir. Askerin politikanın içine girdiğinde ne zelil durumlara düştüğünün örnekleri ile doludur İttihatçıların dönemi.
Birinci Dünya Savaşına gelince…. İttihat ve Terakki’nin üçlüsü Enver, Talat, Cemallerin yaptıkları vahim hataları bir tecrübesizlik ve hata olarak mı göreceğiz. Bu adamların şahsi ihtirasları ve fatih olma hevesleri yüzünden Kudüs’ü, Mekke ve Medine’yi nasıl kaybettiğimizi okudukça kahroluyor insan. Medine’nin kahraman komutanı Fahrettin Paşa’nın hatıralarında tüm uyarılarına ve Kanal harekatının adeta bir intihar olacağını defalarca söylemesine rağmen, Mısır fatihi olma rüyası gören bir Cemal Paşayla karşılaşıyoruz. Bazı hatalar öyle büyüktür ki ihanet bile bu hatalar yanında hafif kalır.
Ya Enver Paşa’nın Çanakkale ve Sarıkamış’taki vahim hataları... Çanakkale’de Türk ordusunu bir Alman generale emanet ederek yaptığı vahim hata ne ile açıklanabilir. Kara savaşları sırasında boşu boşuna verilen hücum kararları ile birkaç saat içinde 9 binden fazla Mehmetçiğin şehit olması nasıl açıklanabilir. Peki Sarıkamış. Birçok komutanın hiç gereği yok. Bu harekat için yeterli lojistik yok uyarılarına rağmen Enver Paşa’nın büyük bir şımarıklıkla askerleri bu harekata sürmesi ve 90 bin askerin tek kurşun atmadan yitip gitmesi. Ardından da dalga geçer gibi pişkin pişkin “Zaten öleceklerdi” diye adeta dalga geçmesi.
Bu örneklerin daha onlarcasını sıralamak mümkün. Bunları düşününce cennet mekan II. Abdulhamidin devrilmesinde parmağı olan İttihat ve Terakki’nin bütün mensuplarının büyük bir ihanetin içinde olduklarını söylememek mümkün müdür. Evet bazı hatalar öyle büyük hayatalardır ki, bunun anlamı ihanetten de büyüktür. Nitekim Abdulhamit Han kendisine yapılanlar konusunda “Hakkımı helal etmiyorum” diyordu. Çünkü kendisine yapılanlar İslam ümmetine yapılan kötülük olmuştur. O tahttan indirilmekle emperyalizmin önü açılmıştır.
Elbet bir gün bu tarihi gerçekleri tarih kitaplarımız en ince ayrıntısına kadar yazacak. Bu vesile ile vefatının sene-i devriyesinde cennet mekan II. Abdulhamit Hanı rahmet ve minnetle anıyorum. Gün geçtikçe O’nun yaptıkları daha iyi anlaşılıyor. Vesselam...
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.