F-16 uçaklarının yapısal güçlendirmelerinin Ülkemde yapılıyor olmasından gurur duydum ve bu gelişme ile kendi savaş uçağımızın motor sesinin düşmanların kulaklarını patlattığını hissettim. Allah, devletime, milletime zeval vermesin, ordumuzun daim muzaffer kılsın. Amin ya Rabbi.

Tamam hayvanlar aleminde mesela bir erkek boğanın 5 10 dişi ile münasebeti olabiliyor evet ama orada olay kavgalardan çıkan en güçlü en dayanıklı olanın genleri ile soyun devamı tercihlemesi de insan dünyasında olay, en nefsi kabarığın tatminine malzeme olma meselesi. Yok yok insanda da konu güçlü gen diyecek bir kişi bile çıkmayacağına göre ki çocuk da, bu tiplerde asla hoş görünmez, mevzu tamamen nefs mevzusudur diyebiliriz.


İktisatta bir markalı mal tüketicisi sınıflaması vardır. Örneğin: Sağlam kaliteli; ama meşhur marka olmayan ayakkabı 25 liradır da, o reklamı çok yapılan belli bir sınıfın tercih ettiği aynı ayarda markalı ayakkabıya 250 lira vererek sahip olur. Bunlara bir de isim takarlar söylemeyeyim, siz bulun.
Bazen biri bir cümle söyler, o cümleyi bin filozof/şair/yazar -bütün birikimlerine rağmen- o söyleyene kadar söylememiş olurlar. Ünvansızın kalite ve sağlam sözünü, markasız kalite malı elinin tersi ile itenin halince umursamayanın, onu yok sayanın, ona burun kıvıranın edebiyatla sanatla adamlıkla ne işi olabilir? Ünvanla, isimle sözü değerlendirenleri din/ideoloji/tarikat/cemaat kurmaya; ya da kurulmuşların meddahçılığına, tabiiyetine davet ederim, edebiyata, fikir adamlığına değil... 
Cümleyi yazana değil, cümleye bakmak kafidir. İsmini çerçevelettikleriniz öldü geçti gitti, sözleri baki kaldı. Ey isme methiye düzenler! Siz ne büyük bir tezatın ibibiklerisiniz?.. 
Bir cemaate, kliğe mensup olup, tabiiyetini görev için devlet kapısından içeri girerken dışarıda bırakamayacak olanlar, devlette asla görev almamalı, alamamalı. Bu derece kendini bağımlı bulan, eğer kendini ihbar edemiyor ise, vazifeden sakınmıyor ise, bir vakit sonra ya alçaklaşır, ya da alçakların oyuncağı olur.

Mümkün ise klasik söylem üzere iman edenler aşağıda yazacaklarımı okumasınlar.
Allah'ı putlaştırarak, kutsallığı kişiye, makama, hükme sirayet ettirme konusu, müslümanların üzerinde kafa yormayı hiç sevmedikleri mevzudur.
Allah, ne gibi vasıflara sahip olduğunu ve Kendisine nasıl bir inançla iman edilmesi, insanların nelerden sakınmaları ve nelere önem vermeleri gerektiğini ilk Peygamberden son Peygambere kadar gayet net şekilde bildirmiş iken, özellikle kendini dindarlık ile vasıflayanlar, Allah'ı kendi giydirdikleri sıfatlarla putlaştırmış ve Ona ait ifade ettikleri meziyetleri de hakimiyet kurabilmek için kutsallığın sirayet etmesi mekanizmasını kullanarak sahiplenmişlerdir.
O diyorsa doğrudur
Ona karşı gelmek ancak şeytanı sevindirir
Ondan çıkan ter dahi kutsaldırlarla nice insan önderini tanrılaştırmış değil midir?
Konu çok detaylı, ama bu kadarı bile yeterli meramı ifade etmeye.
Güçlü olmalı, ama önce ahlâkî değerleri ve adaleti gözeterek devletimizi yeniden inşa etmeli ve samimi olmalıyız.
Şimdi açık öğretim hukuk fakültesi hamlesini bekliyorum. Yatarak, okumadan sınıf geçmeyi isteyen talebelerin hukuk tutturmaları, itaat eden hakim, savcı, avukat olmaları mevcut sistemde çok zor, ancak istisnai olarak mümkün, lakin bu memleketin falan efendi ne diyorsa doğrudur itaatine ihtiyaç duyanları için, muti kitlelerin diploma sahibi olmalarına ihtiyacı var. Olmaz mı? Çok yakında açık öğretim hukuk görürseniz hatırlarsınız bu yazıyı.



 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.