Ülkemizin her tarafından aile içi şiddet haberleri geliyor. Hemen her gün basın yayında ve tv haberlerinde bolca şiddet izliyoruz. Özellikle kadına ve çocuklara karşı işlenen şiddet birinci sırada. Son bir hafta içerisinde nerdeyse ondan fazla kadın boşandığı veya flört ettiği erkekler tarafından öldürüldü. Daha üzücüsü kendi çocuklarını rehin alan ve öldüren baba haberleri aldık. Bu nasıl bir insanlık ki, kendine eş olarak seçtiğin, hayatını paylaşmaya karar verdiğin insanı, sudan bahanelerle hayattan koparıyorsun. Hadi eşler arasında küfüf (denklik-anlaşmazlık) yok veya ekonomik sosyal ve psikolojik vb nedenlerle anlaşamadılar. Hem medeni hukukta, hem dini hakları olan boşanmayı kullandınız. O boşanmaki, Allahın C.C  hiç sevmediği  tek ameldir. Kendinizden bir parça olan, ciğer parelerinize nasıl kıydınız. Hayatın başında olan, o yavruların öldürülmesini, hiçbir şeyle açıklayamazsınız.

Sosyal hayatımızın her alanında, artan şiddete paralel olarak, aile içi şiddette yükseliyor. Sokaklar sinirli insanlarla dolu. Selam vermeye korkacak derece şiddet yayılıyor. Yol verme kavgası, neden yan baktın kavgası, bozuk insan ilişkileri, yıkılmış akraba ve komşuluk ilişkileri, ölen arkadaşlık bağları, şiddeti her geçen gün artırıyor. Bunlara bağlı olarak, şiddeti kaynağına göre kabaca 2 ye ayırırsak. Birincisi aile dışında ki sosyal hayattan, çalışma hayatından kazanılan şiddet eğilimleri, sokağa ve aileye, kısaca her yere yansıyor. İkincisi ise; şiddetin asıl kaynağı diyebileceğimiz, televizyon ve basın yayın, sosyal medya. Çoğunlukla içerikleri şiddet. Filimler, diziler, eğlence proğramları, spor proğramların eğitici ve tetikleyici görevi yapıyor. Şiddet gösterileri bombardımanına maruz kalan aile fertleri, kimi zaman dışardaki şiddetten aldıkları tazyikle de, kendi ailesine ve çevresine şiddet uyguluyor. Bir ailenin yok olmasına sebep oluyor. Eğitimle kazandıramadığımız hasletler ve manevi kaygılar, insanların maddeci olmasına ve bireyselleşmesine sebep olmaktadır.Yalnızca kendisi için yaşayan, ideali olmayan, sosyal hayatı kaldıramayan, hayatı eğlence ve alkol, kadın, gezip tozma olarak algılayan, boş bir gençlik oluştu. Saygı kalmadı. Sevgi kalmadı. Büyük küçük kalmadı. Anne babaya saygı kalmadı. Evlat sevgisi aşındı. Komşuluk bozuldu. Arkadaşlık bozuldu. Akrabalar çıkar kavgalarıyla birbirini terketti. Köylerde ve küçük yerleşim yerlerindeki zengin sosyal hayatımız, ruhu olmayan, beton ve  kalabalık şehirlerin, yüksek binaların içinde kayboldu .İnsanımız; rahat hayat peşinde, insanlığını ve imanından gelen hasletlerinin çoğunu terketti. Bunu geri döndermek çok zor, ama önümüze bakıp yeni nesilleri yetiştirirken şiddetten uzak tutmalıyız. Basit bir futbol maçına giden birisi, ağıza alınmayacak küfürler duyuyor veya öğreniyor. Konsere giden biri, kavgasız bir ortam bulamıyor. Park yeri yüzünden insanlar ölüyor. Tiyatro çıkışı başlayan tartışma kavgayla sonuçlanıyor,üç yaralı, biri ağır. Hani sosyal, kültürel ve sportif  faaliyetleri artırmak gerekiyordu.Düğüne gidiyorsun,magandalar devrede, düğün evi, oluyor cenaze evi. Şehir magandaları gazilerimizi  darp ediyor. Hem de,eşlerinin çocuklarının yanında. Sorsan vatan millet sakarya derler o magandalar.. Ama bu vatan  için, canını, bedenini ortaya koymuş gaziye saldırıyor. Utanmadan,  bu memleketin ekmeğini yiyen,ama memleketi yaşanmaz hale getiren bir güruh var.Boşanmalar hızla artıyor. Çünkü evlilikler sağlam tesis edilmiyor.Üç günlük arkadaşlığın veye flörtün akabinde,birbirini tanımadan evlenmeler oluyor. Kısa bir sürede,  birbirinden usanan, aslında evlenmemesi gerekli çiftler,bozuk sosyal reklamların etkisiyle, boşanıyorlar.Çocuklar ortada kalıyor.Sorunlu ayrılıklar,ölümle biten olaylara neden oluyor. Oysa bizim ne güzel evlilik sistemimiz vardı. Aile temelleri sağlam atılırdı.Önce aileler tanışır, sonra nişan takılır ve nişanlılık süresinde çift birbririni tanır. Sonuçta düğün yapılar veya nişan bozulur, ilerde aile problemi olması engellenirdi. Ne güzel zamanlardı. Aile sağlam, sokak sağlam, millet sağlam, okul güvenilirdi,esnaf güvenilirdi. Şimdi nerdeyse, lise öğrencilerini okula, anne babaları götürüp getirecek hale geldik.

Maalesef şiddet her geçen gün aile içinde ve günlük hayatta artıyor. Sorunu tesbit ederken, nedenlerini ortaya koyarken, çözüm de göstermek lazım.İşte çözüm. Diyanet ve milli eğitim bakanlığında değişiklikler yapmak.Eğitim sistemimiz sıfırdan, milletimizin tarih ve kültürüne,hasletlerine, gelecek hedeflerine göre yazılmalı, proğramlanmalı.En baş kısmına milli ve manevi değerlerimiz, islam dininin manevi ilmi konmalıdır.Batının taklidi olan eğitim sistemi ve uygulamaları en kısa zamanda ortadan kaldırılmalı,yerine sistematik olarak planlanmış,tarihimizde uygulanan, selçuklu ve Osmanlı eğitim sistemlerinide içine alan,çağın gelişmişliğini kullanan,yeni ve milli bir yapı oluşturulmalıdır. Yoksa, kadına, çocuklara şiddeti, sosyal ve ekonomik hayatımızdaki şiddeti engelleyemeyiz.Allah milletimize ve ümmete yardım etsin. Amin. Vesselam.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.