Bir sinema filminde, bir dedektif aile bireylerini tanımak için araştırma yapıyordu. Henüz çömez olan iş arkadaşına bilgi veriyordu uzun uzun: ‘çöpler önemlidir. ‘Ailenin çöplerini konteynera atmadan iyice incele, o çöplerin içinde senin için çok çarpıcı ipuçları çıkacak!’ diyordu. Çünkü çöpler aslında bizim gün boyunca ya da genel olarak tükettiklerimiz, alışverişlerimiz, uğraşlarımız hakkında da bilgi verir. Bilirsiniz işte bir komşunuz kapının önüne atılması için bıraktığı kutulardan bile yeni bir şey mi aldı anlarsınız. Neyse...Bu yazımda ailenin tüketim alışkanlıkları açısından birşeyler yazmak istedim. Biz aile terapistlerine ailede yaşanan her tür konu; sorun olarak gelebilir. bu yüzden de bir ailenin tüm yönleriyle ele alınması çok da elzem bir durumdur çoğu zaman. Ailenin tüketim alışkanlıkları birçok konuyla da ilgilidir dikkatli düşünüldüğünde: ailenin yapısı,maddi durumu, yaşam alışkanlıkları, tercihleri, günlük yaşam döngüleri, vs. Ben de bu açılardan ailemizin alışveriş listesine sizinle beraber bakmak istedim.
      bugün ekonomi ve enflasyonla ilgili tüm hesaplamalarda teknik olarak bakılan belli konular vardır. ‘Hane halkı tüketim araştırması’ konusu da bunlardan biridir. elbette işin ekonomi kısmı ekonomistlerin bileceği iş. Ona bakılırsa bir ailenin ve hanenin tüketim alışkanlıkları reklamcılardan tutun da üretim firmalarından siyasetçilere, reklamcılara kadar bir çok kişinin mercek altına aldığı bir konu olarak orada öylece duruyor. Geçenlerde bir istatistikte; son on yılın hanehalkı tüketim araştırması yapılmış ve değişiklikler belirtilmişti. burada sosyologlar da devreye girip ailenin gelirine göre harcamalarını hangi sosyal olgular etkiliyor bakabilir. Bu tür araştırmalarda kalıp şudur: ‘ Bir aile 100 tl.yi nereye harcıyor?’ Bir ailenin neyi ne kadar tükettiği belki başka insanları ilgilendirmez ama ailenin kendisi için çok da önemli bir veridir. Bazen bu konu yüzünden 3. Dünya Aile savaşları çıkabiliyor. Neden önemli derseniz: Ailenin tükettiği şeyler; aile bireylerinin maddi-manevi ihtiyaçlarının, tüketim alışkanlıklarının, gelir seviyesine bağlı statülerinin, evdeki yaşam ritüellerinin, ailenin standart ihtiyaçlarının ötesinde günlük yaşamları ile de ilgilidir de ondan. Herhangi bir markette günlük alışveriş yaparken kasa kuyruğunda beklerseniz, önünüzde, yanınızda dizili alışveriş arabalarına refleks olarak bakarsınız. Bir de bunu dikkatlice yapsanız; ailede çoluk-çocuk var mı yok mu, bekar işi mi aile mi, gıda maddelerinden bile anlaşılır değil mi? Tam da buradan bakalım mı ne dersiniz?
      Her ailenin ihtiyaçları farklıdır. Ailede çocuk sayısı, kalabalık aile olup olmadığı, yaşlı ya da hasta olup olmadığ alışveriş listesini tamamen değiştirir. hatta halk arasında bazı atasözleri dillendirilir. ‘Çocuğun yediği helal, giydiği haram’ derdi annem dedi danışanım. bu şunun için de önemli: Bizim ihtiyaçlara bakış açımız, ailemizin bireyleri olarak birbirimizin maddi--manevi ihtiyaçlarına karşı duyarlılıklarımız. Bir evin reisi bilmelidir ki; evde kim varsa hepsinin iyi-kötü ihtiyaçları var. Tabii ki bu bireylere düşen gelirle orantılı olarak karşılanacak. Buradaki asıl detay aile reisinin, ebeveynlerin ihtiyaçlarla ilgili algıları, bakış açıları, cimrilik ya da cömertlikleri, duyarlı olup olmadıkları, aileyi idare edip etmemeleri  gibi daha çok iletişimle ilgili meseledir. Yani asıl sorular şunlar: İhtiyaçları neler? İhtiyaçlar nasıl karşılanıyor? İhtiyaçları veto mu yiyor yoksa iyi niyetle karşılanmaya mı çalışılıyor. İhtiyaçlar ekstrem ve lüks mü yoksa ortalama ve standart mı? Bu ve benzeri birçok soruyu siz de aileniz adına sorup cevaplayabilirsiniz. Erkeğin ihtiyaç görmediği bir şey için evin annesi aylarca dil döküp onaylatmak zorunda mı kalıyor? Yoksa tüm ihtiyaçlar beraber konuşulup, ortak bir bütçe yapılıp, değerlendiriliyor mu? Bu işin aile ekonomisine bakan yönü.
        Tüketim alışkanlıklarının aile içi iletişim ve eşler arasında ne kadar çok sorun oluşturacağını buraya yazsam sayfalar yetmez. Hiç abartı yok. Evlilik terapisi yaparken eşleri bu konuda belli bir uzlaşma ve empati seviyesine getirebilmek için oldukça çaba harcıyoruz. Bir kadın danışanım yıllarca eşinin onun kişisel ihtiyaçlarını hiç karşılamadığını, hatta alışveriş sepetine çaktırmadan atabildiği birkaç ekstra gıda maddesinin bile veto yediğini gözyaşlarıyla anlatmıştı. Çok kırgındı eşine ve hiçbir alışveriş yetkisi yoktu. yine bir erkek danışanım da karısının çok fazla alışveriş yaptığı için borçtan bir türlü kurtulamadığını anlatmıştı. Benim çalıştığım çiftlerde de bazen bu durum tersine işler; cimri denilen eş ötekini müsriflikle suçlar, müsrif olan cömert olduğunu söyler ve ofisimizde çokça tartışmalara şahit oluruz. O zaman; bize düşen önce ailenin ihtiyaç kavramına nasıl baktığını bulmak, ekonomik düzeyi ile mi ilgili vetolar yoksa oluşturduğu algılarla mı ilgili bunları ayıklayarak başlarız işe. Bunu neden söylüyorum? Biz anne-baba olarak geleceğin büyüklerini yetiştiriyoruz. Benim mesleki tecrübelerime göre çokça gördüğüm sorun şudur ki; anne baba aktarımları her konuda olduğu gibi tüketim ve ihtiyaç konusunda da devreye giriyor. Yine demin de değindiğim gibi birtakım kişilik özellikleri de( cimri, cömert, sabit fikirli,tutucu,vs) bu konuyu etkiliyor. Hatta şunu da belirtmeden geçemem: Bir çocuğa evde verilen değer, söz hakkının olup olmadığı, şımarık mı sınırlara uyuyor mu, ailenin disiplin anlayışı, katı ya da esnek oluşu, sevgi ve ilgi verip vermediği gibi konular tüketim ve para konusundaki şemaları oluşturuyor. Bugün bizler yeme bozukluğu, birtakım bağımlılıklar( alışveriş, internet, madde bağımlılığı, cinsel sapmalar) için iz sürdüğümüzde çoğunlukla ‘maddi-manevi ihtiyaçları sağlıklı karşılanmamış’ kişiler bulabiliyoruz.
        Hani ne derler ya ‘ yediğin, içtiğin senin olsun. Gördüklerini anlat’. Ben de diyorum ki; yediğiniz, içtiğiniz, aldığınız, sattığınız, giydiğiniz, ihtiyaçlarınız ailenizin özelindedir. Aile mahremiyeti kapsamında kimseyi ilgilendirmez. Fakat bir ailenin tüketim alışkanlıkları ve neler tükettiği birçok şeyin de sonucunu verir. Bir de bu açıdan ailenize bir bakın. Sizin ihtiyaç listesini hangi unsur belirliyor? Sadece maddiyat mı? yoksa duygusal,fiziksel ihtiyaçlar dengeli mi karşılanıyor? evde çocuk varsa sürekli abur-cubur mu tüketiyor yoksa düzenli olarak o hanede yemek pişiyor mu? ailenin reisi kendi ihtiyaçlarını karşılarken eş ve çocuklarınkine duyarsız mı? Bir anne sadece kişisel ihtiyaçlarını abartıp çocuklarını belli şeylere mi zorunlu bırakıyor. İhtiyaçları karşılamak için evin erkeği, kadını zorlanarak zorlu yollara mı kalkışıyorlar? Evdeki gençler, sorumsuzca ve özentiyle aşırı lüks, hedonist( sadece haz odaklı), ya da marka takıntılı şeyleri mi ihtiyaç hissediyor? Tüketilen şeyler, çevre,eş-dost etkisi ya da dizlerdeki, sosyal medyadaki algılara göre mi oluşuyor? Bunlara da bir bakın isterseniz.
Eskiden ‘vergi iadesi’ meselesi yüzünden çokça fatura listesi doldurulurdu. Bazı aileler de kendi faturaları yeterli gelmeyince eşten-dosttan fatura alıp listeyi tamamlardı. Bunu yaparken de diğer ailenin ‘nelere para harcadığını görmüş oluyordu.Bazı dedikoducu akrabalar da bu yolla ailenin meraklı muhasebecisi gibi olurlardı. Hatırlar bizim kuşakta olanlar. Ailenin tüketim kalemlerine bakarak kabaca bir profil çıkar. Önemli olan neyi nasıl tükettiğimiz değil; ailemizle kurduğumuz sağlıklı iletişimdir elbette. Ne tüketirsek tüketelim ama günün sonunda birbirimizin duygularını, isteklerini ve de hayallerini tüketmeyelim olur mu? Bereketli ve doyurucu alışveriş listeleri; sevgi alışverişi ile dolu aile listeleri olsun dilerim.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.