KAYSERİ’NİN 7 GÜZEL ÇINARI
Kent yapı ve mimarisi dışında kentlerin nefes almasını sağlayan yeşil alanlar da oldukça önemlidir.
Şehir mimarisi planlanırken, kentin nefes alacağı yeşil alanlara ne tür ağaçların dikilmesi gerektiği de daha çok çevre düzenlemecilerin işi.
Ne var ki dikilecek ağaçların cinsi, kentlerin ideolojisini,  o kentin geçmişle bağını ve gelecekle irtibatını da bir şekilde yansıtmaktadır.
Osmanlı kentlerinin çevre düzenlemesinde çınar ağaçları önemli bir yere sahiptir. Meydanlar ve merkezi camilerin etrafı çınar ağaçlarıyla çevrilidir. Bu yaygın kullanım zaman içinde İmparatorlukla çınar ağacı arasında kopmaz bir sembolik bağ meydana getirmiştir. Devlet-i ebed müddet, haşmetli ve görkemli, uzun yıllar yaşayan ulu çınarlarla özdeşleştirilmiştir.
Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in Şeyh Edebali’nin evinde gördüğü rüyasında, göbeğinden çıkıp göğe yükselen ve adeta yeryüzünü kuşatan ulu çınar hikayesi de bu ağacın Osmanlı toprağında yaygınlaşmasına neden olmuştur.
Bu bağı en güzel ifade eden şairlerden biri olan Tevfik Fikret, Haluk’un Vedaı şiirinde ulu çınar sembolizmini şu şekilde vurgulamıştır:
Halûk’un Vedâı
Hani bir gün seninle Topkapı’dan
Geliyorduk; yol üstü bir meydan.
Bir çınar gördük: enli, boylu, vakur
Bir ağaç; hiç eğilmemiş, mağrur.
Koca bir gövde; belki altı asır,
Belki ondan da fazla, dalgın, ağır.
Kaygısız bir ömür sürüp gelmiş;
Öyle serpilmiş, öyle yükselmiş,
Ki civârında kubbeler, damlar
— Ser-te-ser secde-gîr-i istiğfar —
Onu haşyetle seyr eder gibidir.
Duyulan hep onun menâkıbidir.
Görülen hep odur uzaklardan;
Fakat ayyûk’a ser çeken, uzanan
Bu mehâbetli gövde çırçıplak,
Ne yeşil bir filiz, ne bir yaprak…
Kuruyor: âh, pek yazık! Şu derin
Şerha böğründe belki bir hâin
Baltanın, bir gazablı yıldırımın
Zehridir, söyle, ey çınar,bağrın
Hangi odlarla yandı? Hangi siyâh
Kurd içinden kemirdi? Hasta, tebâh,
Seni kim şimdi bağlayıp saracak?
Kim şifâlar verip de kurtaracak?
Şu dönen kargalar başında senin.
Söyle, bunlar mıdır zehirleyenin?
Söyle, ey muztarib vatan, bildir:
Çektiğin hangi kanlı seyyiedir?
 
Görkemli ve haşmetli yaşamının sonunda,  içten içe çürüyen ve etrafını bin bir entrikayla kuşatan kargaların sardığı ulu çınar gibi altı asırlık Osmanlı Devleti de Batılı müstevilerin hedef tahtasına oturtulmuştu.
 
Üç kıtada hüküm süren, altı asırlık Osmanlı bakiyesi üzerine kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk icraatları, geçmişiyle hesaplaşmak ve geçmişin izlerini biran önce ortadan kaldırmak hedefine yönelikti.
 
Tek parti döneminde bu hedefe yönelik canhıraş bir çabayla, Osmanlıya ait ve onu hatırlatan ne kadar yapı ve unsur varsa, hepsi bir müsadereye ve karartmaya tabi tutulmuştur.
 
İşte bu dönemde, Kayseri de kendi nasibine düşeni fazlasıyla almıştır.
 
Yeni modern kent planlamasında, Kayseri kentinin dış surlarıyla beraber, bir çok tarihi yapının da ya izleri silinmiş ya da itibarsızlaştırılarak metruk hale getirilmiştir.
 
Bu hedef gerçekleştirilirken, kentin merkezindeki camilerin etrafında bulunan çınar ağaçları da payına düşeni, imar uygulamaları sayesinde canıyla ödemiştir.
 
Ortadan kaldırılan bu çınarların yerine, parklara, bahçelere, yol kenarlarına, cami çevrelerine daha Avrupai ve daha modern ağaç türleri dikilmeye başlandı. Görkem ve haşmetten yoksun, ince, zarif, küçük yapraklı akasya türü bir çok ağaç dikildi.
 
Türkçe ezanın okunduğu camilerin etrafında adeta gölgesinde durulacak tek bir çınar ağacı bırakılmamıştı.
 
Bu dikilen hafif meşrep yeni ağaçlar ise bir kısım halkın nefretini bile kazınmıştı. Bu yeni ağaçlardan bazılarına iğrenç kokusundan dolayı halk, kendi lisanıyla isim bile takmıştı: Oss… ağacı.
 
Demokrat Parti’nin görkemli yılları olan 1955 yılında DP il Başkanı Bekir Mısırlıoğlu, arkadaşlarıyla beraber 7 tane çınar ağacı fidanı getirtirler, İstanbul’dan. Bu ağaçlar, kent merkezinin değişik yerlerine dikilir. Bekir Mısırlıoğlu’nun yeğeni Salim Mısırlıoğlu, hayattayken amcasına da teyit ettirdiği ağaç yerlerini şu şekilde sıralıyor: Saathanenin yanı, Müze ve Seyyid Burhanettin Türbesi arası, Düvenönü Meydanı, eski Talas Durağı, Eski Hâlin önü, İtfaiye ve Orduevi bahçesi.
 
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde ‘köy ağacı’ tabir ettiği kavaklara karşı savaş açan, ‘Kasım’da Kavak Kesme’ hükümlüsü, Erciyes’in Anıtsal Ağaçları Kitabının Yazarı Sayın Prof. Dr. Şükrü Karatepe, kitabında şu şekilde tasvir ediyor, Düvenönü’ndeki görkemli çınarı:
 
‘Genç yaşına rağmen çok hızlı büyüyerek altı metre gövde kalınlığına ulaşan Düvenönü Çınarı, iki metre yükseklikten itibaren beş büyük dala ayrılmaktadır. Dalların hepsi yukarıya doğru yükseldikçe yan kollarla genişleyerek, yirmibeş metre yüksekliği ve bir o kadar da çapı olan yuvarlak görünümlü geniş bir tepe yapmaktadır. Düvenönü Meydanı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na geçişin önünü tarihi bir hisar gibi tutan bu güzel ağaç şehirde uygun mekanlara çınar dikmenin ne kadar isabetli bir seçim olduğunun en canlı kanıtıdır. Gökyüzüne açılan beş koluyla altından gelip geçenlere kanat geren, Düvenönü Meydanı’nın sembolü haline gelen bu ulu çınar mutlaka anıt ağaç olarak tescillenmeli ve özenle korunmalıdır.’
 
Günümüze kadar gelen ve haşmetiyle kentin önemli meydanlarını gölgeleyen bu çınarların bir çoğu hâla ayakta ve bazıları özenli bakım sayesinde olduğundan yaşlı bir izlenim vermektedir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.