Ahi Evran, Hoca Ahmed Yesevi okulunun talebesi, Mevlana, Arap mutasavvıflarının yolcusu. Bu topraklarda Ahi Evran türküsü ile sema yapan ibibikler her daim muzaffer olmayı bilmişlerdir. Bunun da adını ilm i siyaset koymuşlardır. Kalbin (vicdanın) hakimiyetine mani olup, dini, şekil evsaf ile vasıflayangiller halen de galip gelmeye devam etmektedirler. Ne zamana kadar bu böyle devam edecektir diye sorarsanız, mekasıt ilmi, dini ilimlerin sertacı olana kadar böylecedir.
--
Türkiye şartlarında gece 3 gibi dışarıda olan kadına tecavüz edene ceza indirimi düşünen kişi, kör itaat ile teslim olduğu şeyhi tarafından badelenendiğinde yeri göğü yırtan oluyor niyeyse. Halbuki devlet denilen mekanizmanın meşruiyetinin temel sebebi gece üç ile gündüz üçte aynı güvenliği tesis sözü vermesidir. Oysa değil devlet, birleşmiş milletler bile kör itaat ile, efendisinin her isteğini yerine getirmeye hazırı, onun belasından kurtaramaz. Yani kadına tecavüze kılıf için gece üçte dışarı çıkmış, hak etmiş diyen dangalakların hak ettikleri tek şey, badelenmeleri olacaktır.
--
Kendi yoksulluğunda kuru ekmek yemesi, başkasının zengin sofrasının kırıntılarını yemesinden yeğdir insana... Mailis Nalars Sarpust Yazıtları mö 3421
Dün sana hafakanlar yaşatan nice ağır elem geçti gitti bugün. Farkında değilsen ne farkın var farkına varmadıklarından?
--
Sağlıklı yaşamın basit bir formülü var. Ümmü sistemi güçlü tut ve hazmedebileceğin kadarını ye. Mailis Nalars Sarpust Yazıtları mö 3423
--
Dün sana hafakanlar yaşatan nice ağır elem geçti gitti bugün. Farkında değilsen ne farkın var farkına varmadıklarından? Mailis Nalars Sarpust Yazıtları mö 3424
--
Ana gibi dost
Kim, sevdiği birine eziyet eder; zatürre olan evladına iğne vurduran anneden başka. Bu eziyet midir peki? Görünüşte evet. Ağlar çocuk ciğeri çıkasıya; ama anne dinlemez ağlayışını, bağrına taş başar, o iğneyi vurdurur evladına, binbir teselli cümlesi yanında süs olarak hem de... Ayrıca; çocukken örneğin; yanlış yaparız, o babamızdan saklar, fırçayı kendi yemek pahasına. Bağırırız çağırırız, ama elbisemizi ütüler, yemeğimizi yapar, ne de olsa bunları biri yapacak sonuçta, bizim pencere böyledir. Harçlığımız biter, bin bir türlü dalevara ile, bir sürü laf işitmek de çabası, bize bulur lazım olanı. Başımız ağrısa, onun başı bizden daha fazla ağrır. Sevinçlerimizde, en önde sevinen yine odur. Büyüyünce; başarımız onun başarısıdır, başarısızlığımız da.. O, hayatımızın en yakın takipçisidir. Biz onun her zaman minik yavrusu olarak kalırız. Hep korur bizi, ölünceye kadar. Onda sevgi, fıtratına ekilmiş evladına karşı. Öyleyse: Dost eziyet edecekse, anne gibi. Dost sevecekse anne gibi. Dost verecekse anne gibi. Dost olacaksa, anne gibi; ama bilirsiniz yoktur böylesi... Bu dünyada ana gibi yar olmaz derler, doğru söylerler. Ana gibisi yoktur; aranan ise budur. Anne, baba gibisi aranır. Daha çok aranır ama. Çünkü en yakın dostunuz olmadık zamanda sapıtıp, canınızı yakabilir. Yanında temkin tedbirleri almadığınız bir zaman zıplatıverir sizi. Ona vermediğinizde tavrı değişir. Bunları bilerek dostlaşmak ve fazlaya talip olmayıp, olanla yetinmek en yaşanılası olan... Mailis Nalars

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.