banner176
“yasasız bir toplumun varlığından bahsetmek mümkün değildir. Yazılı olmakla beraber yazısız/sözlü kurallarla birlikte varolmuştur toplumlar. İnsan unsurunu ormanlardan ayıran bir özelliktir bu. Ki şiddette ve vahşette ormandakilerine benzemesinler diye. Ancak bunun/adaletin her yazılı metinle sağlanması mümkün değidir. Ahlak ve adaletin egemen olduğu satırlar ve adamlarla mümkündür”

Anayasalar toplumsal bir sözleşme olarak tarif edilir. Bir ülkede yaşayan farklı inanç ve etnik yapıya sahip olan insanların bir sözleşmesi olduğu gibi bu farklılıkları olmayan toplumlarında sözleşmesi olduğu söylenir; Anayasaların. 
Müslüman dünyada “Anayasa Kur’an veya Kur’an anayasa” talepleri zaman zaman dile getirilir. Halbuki Kur’an anayasa olmaz ancak anaysaya/yasalara kaynaklık eder/etmelidir. Bu düşünce ideolojik bir durum değil, tam aksine müslümanların iman ve inançlarının bir gereğidir.
Anayasalar birey ve toplum hayatını düzenleyen ve yaşam tarzına müdahale eden yazılı metinlerdir. Sosyal, siyasal, ekonomik hayata müdahale ettiği gibi semavi ve felsefi dini anlayış ve yaşama da müdahale etmektedir.
Evet anayasalar yaşam tarzına müdahaledir. Bu müdahale ya insanın bizzat kendisi tarafından ortaya koyduğu felsefe/ideolojilerin sonucu ya da semavi kutsal kitapların eşliğinde peygamberlerin eliyle yapılmaktadır. Ancak semavi içerikli olanlar dayatmacı ruh taşımazlar. 
Müslümanların dünyasında var olan kavramlar ki onları Allah ve peygamberi tanımlar. Hangi davranış ve inanışın günah/suç/ceza ve hangisinin sevap/iyilik/ödül içerdiğini. Allah’a ve peygamberine inandığını söyleyen ve ben müslümanlardanım diyen kimseler; yaşam tarzlarını o ilkelere göre düzenlemek zorundadırlar. Aksi takdirde suç işlemiş ve günaha girmiş olurlar. 
Anayasaların toplumsal barışı sağlamak için yaptığı iddia edilir. Toplumsal barışa katkıda bulunduğu doğrudur. Ancak toplumsal barışı sağladığını söylemek mümkün değildir. İnsanlığın tecrübesi ve birikimi tarihdir. Tarih bunun böyle olmadığını tam tersine egemenlerin kendi çıkarları doğrultusunda; yaşam tarzına müdahale ekseninde yazılı metinler ortaya koyduğunu ve insanlara dayttığını söylemektedir. 
Yaşadığımız yüzyılda bunu göstermektdir. Egemenlerin eliyle hazırlanan; yoksullara ve mazlumlara dayatılan; anayasa adı verilerek kutsallık kılıfı giydirilen yazılı metinlerin sonucu; terör, işsizlik, yoksulluk, çatışma, tecavüz ve savaş olarak insanlığa geri dönmektedir. Ulusal devletlerin yazılı metinlerinin sonucu böyle olduğu gibi Birleşmiş Milletlerin yazılı metinleride aynı sonucu içermektedir.  
Tarihte bir çok anayasa / yasa niteliğinde yazılı metinler vardır. Babil kralı Hammurabi (MÖ.1795-1750), Medine Site İslam Devleti Sözleşmesi (m.623) ve Magna Carta (m. 1215).   Ancak müslümanların inancı gereği Adem peygamber başta olmak üzere; tüm peygamberlere verilen suhuf/kitaplar yaşadıkları dönemin anayasalarına kaynaklık etmek durumundadır.
Medine Sözleşmesi; 623 yılında son nebi (s) tarafından Medine'de ikamet eden insanların haklarını ve kamu düzenini korumak için oluşturulmuş; anayasa nitelikli yasalar bütünüdür. Bu yazılı metin, Medine'de yaşayan Müslüman, Yahudi ve Hristiyanlar arasındaki ilişkileri düzenler. Bu toplumsal sözleşmede; Adalet, Suçun şahsiliği, Din özgürlüğü ve takva konuları yer almaktadır. Ayrıca Medine anayasasında en önemli iki başlık; çok hukuklu devlet teorisinin öne çıkması ve İslamın sosyal hayata yönelik yasalar koyduğunu/Peygamberimizin aynı zamanda bir devlet adamı olduğunu göstermesidir.
Medine sözleşmesi bir yaşam tarzına müdahale değil; bir yaşam tarzına sahip olanların yaşamlarını sürdürmek için imkanlar sunan; Kur’anın kaynaklık ettiği bir anayasadır. Çünkü semavi kaynaktan beslenen anayaslar tek tip yaşam tarzını dayatmazlar.
Güç; anayasa yapar. Anayasayı; güç yapar...
Hammurabi Anayasası / kanunları
MÖ 1760 yılı civarında Mezopotamya'da ortaya çıkan, tarihin en eski ve en iyi korunmuş yazılı kanunlarından biri olarak kabul edilir. Babil kralı Hammurabi'nin (MÖ 1728 - MÖ 1686) farklı meselelerle ilgili kararları, Babil'in koruyucu tanrısı olarak kabul edilen Marduk adına yapılan; Esagila Tapınağı'na dikilen bir taş üzerine Akatça dilinde yazılmıştır. Hammurabi, kendisine bu kanunları yazdıranın güneş tanrısı Şamaş'ın olduğunu söylemiş ve kutsallık kılıfı giydirmiştir. Dolayısıyla kanunlar da tanrı sözü sayılıyordu.
  • Bir hırsız duvar delerek bir eve girmişse, o deliğin önünde ölümle cezalandırılır ve gömülür.
  • Bir evde yangın çıkar ve oraya yangını söndürmeye gelen bir kimse evin sahibinin malında göz gezdirip evin sahibinin malını alırsa, kendisi de aynı ateşe atılır.
  • Adam kendisine bir çocuk veren karısından ya da kendisine bir çocuk veren kadından ayrılmak isterse, o zaman karısına çeyizini geri verir ve çocuklarına baksın diye tarlanın, bahçenin ve malların bir kısmının kullanım hakkını verir. Çocuklarını büyüttüğü zaman çocuklara verilenlerden bir parça, oğlanınkine eşit olan bir parça da ona verilir. Ondan sonra kalbinin erkeği ile evlenebilir.
  • Bir adam bir kadın alır da bu kadın ona bir kadın hizmetçi verirse ve çocuklarına bakarsa; ancak, buna rağmen adam başka bir kadın almak isterse ona izin verilmez; bu adam ikinci bir kadın alamaz.
  • Bir adam başka bir kişinin özgürlüğünü kısıtlayacak hareket ederse aynı ceza ona verilir.
  • Bir kişi hırsızlık yapsa eli kesilir , tecavüz etse ölüm cezası ya da erkeklikten men edilir.
  • Bir kişi kendisiyle aynı sınıftaki bir kişinin dişine zarar verirse onun da dişi çekilir
  • Bir kişi kendinden daha alt sınıftaki bir kişinin dişine zarar verirse 166 gr. gümüş öder.
  • Babasını döven evladın iki eli kesilir.
  • Bir adamın gözünü çıkaranın gözü çıkarılır.
  • Birisini suçlayan ispata mecburdur.İspat edemezse ölüm cezasına çarptırılır.
  • Bir tapınakta veya hükümdar hazinesinde hırsızlık yapan ölümle cezalandırılır.
 
Magna Carta
Magna Carta Libertatum: "Büyük Özgürlük Fermanı", 1215 yılında imzalanmış bir İngiliz belgesidir. Bu belge ile kral yetkilerini baronlar, sermayedarlar ve güç sahipleri ile paylaşmıştır. Bununla birlikte halka bazı hak ve özgürlükler tanımıştır. Ancak köleler ve diğer zayıflara bir bütün olarak insani hakları verilmemiştir. Batının   anayasal düzene kavuşmasında  yaşanılan tarihi sürecin en önemli basamaklarından birisi olarak görülür; Magna Carta. Aslen, Papa III. Innocent, Kral John ve baronları arasında, kralın yetkileri hususunu karara bağlamak amacıyla imzalanmıştır. Kralın bazı yetkilerinden vazgeçmesini, kanunlara uygun davranmasını ve hukukun kralın arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu kabul etmesini zorunlu kılıyordu.
 
Medine Site Devleti Anayasası
623 yılında son nebi Hz. Muhammed (sav) gayretleriyle Medine'de ikamet eden insanların haklarını ve kamu düzenini korumak için oluşturulmuş anayasa nitelikli bir insan hakları beyannamesidir. Bu yazılı belge, Medine'de yaşayan kabileler, yahudi, hristiyanlar ve müslümanlar arasındaki ilişkileri düzenlemektedir. 47 maddeden oluşan bu belgede yedi ana konu vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
  • Adalet,
  • Suçun şahsiliği,
  • Sigorta,
  • Vatandaşlık ve savunma,
  • Medine şehir devletinin sınırları,
  • Din özgürlüğü ve takva,
  • Müslümanlara özgü maddeler.
Medine Sözleşmesi / Anayasasın Önemi
  • Medine vesikası bir insan hakları belgesidir.
  • Çok hukuklu devlet teorisinin temelini oluşturur.
  • Peygamber efendimizin aynı zamanda bir devlet adamı olduğunu gösterir.
  • Toplumun her türlü ihtiyacına değinip bütün sorunları çözme yetkisine sahiptir.
Anayasa ya da yasa nitelikli bir çok yazılı metin yer almıştır tarihte. Ancak çoğu tek tip insanı ve tek tip toplumu hedeflemektedir. Semavi kaynaklı olanlar ise bunların dışında tutulmalıdır. Çünkü son kitap “Dinde zorlama yoktur” buyurmaktadır. Bu açıdan  Hammurabi, Magna Carta ve diğer anayasa/yaslardan; Medine Anayasasını ayıran en önemli özellik; çok hukuklu toplum/devlet modelini içermesidir.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner182

banner181