Amerika’nın Irak’a saldırı ve işgal gerekçesini hatırlarsınız: Irak’ta kimyasal silah varlığı! Tipik Amerikan bahaneleriyle Irak’a girilmişti ve “demokrasi götürülmüştü!” Ardından yaşanan vahşetler, işkenceler, ölümler, göçler… Yakın tarihimizde yaşadığımız travmatik olaylardan bir tanesidir.

İşte bu bağlamda Artizhane Sanat ekibi, genel teması savaş ve insanlık olan bir tiyatro oyununu sahneledi. Oyunda Amerikalı karakterler canlandırılırken, Irak’a yapılan işgal işleniyor. Ancak doğrudan bir Amerika-Irak düzleminde siyasi politik bir oyun olarak yansımıyor. Savaşın yarattığı yıkım, çocukların ölüşü, savaştan kazançlı çıkanlar gibi çok farklı katmanlarla örülü bir oyun sahnelendi. Başlangıçta sahne sahne oyunun içine çeken ve merak uyandıran bölümlerle izleyicinin dikkati toplandı. Kim kimdir ne’dir onu anlamaya çalıştık. Oyun; sokaktaki insanın gözünden savaş, seçkin sınıftaki bir ailenin gözünden savaş, Irak’ta savaşan ve medyaya malzeme olmuş bir çavuşun gözünden savaş, o askerin avukatlığını yapan psikiyatristi olan birilerinin gözünden savaş ve durumlar gibi birkaç katmanda işlenmeye devam ediyor.

Aslında toplumların bu oyunda olduğu gibi farklı sosyo ekonomik durumlarda insanları vardır. Sokakta yaşayanı, zengin olanı vs. Ama Şerefine İnsanoğlu Amerika’nın fikir ve zihin dünyasını yansıtması açısından da başarılıydı. Karakterlerin diyalogları bunun en bariz göstergesiydi. Vicdanlı, savaş karşıtı sokakta yaşayan insanlar, savaşta ölen çocukları unutamayıp düşünse de, zengin ve seçkin bir ailedeki sanıyorum iş adamı, silah parçası üretip para kazanmanın derdindedir. Her ne kadar vicdanlı merhametli olarak görsek de sokaktakileri, eninde sonunda kendi hallerindedir ve “işine gelirse”ye bağlanır her şey. Psikiyatrist-avukat-çavuş üçlemesinde yaşanan olaylar ise bambaşkadır. Irak’tan dönen asker medyanın diline çoktan düşmüştür. Psikiyatrist, askere yardımcı olmak istemektedir ama aralarında geçen tartışma ve itiş kakış neticesinde öyle bir an’a gelir ki artık, psikiyatrist kendini savunarak askeri bıçaklar ve öldürür. Tabii avukat da psikiyatristi durumdan kurtarmanın yollarını arar, konuşurlar, sonunda asker-psikiyatrist arasında yaşanan tartışmaya benzer bir durum, avukatla psikiyatrist arasında geçer. Çünkü psikiyatrist o an’ı ölüme yaklaşma anını avukata da yaşatmak ister ve empati beklemektedir. Dayar bıçağı boğazına avukatının, “Sen olsan öldürür müydün?” diye sorar, “Evet” diye yüksek sesle karşılık verir avukat. İşte o an daha iyi anlar durumu avukat. Tabii oyun bu noktaya gelirken, sokakta yaşatan iki garib, hastalıktan olacak ki hayatını kaybeder. Ve oyun avukatın kadehi kaldırarak “Şerefine İnsanoğlu” demesiyle ve taşan kadehi kırmasıyla son bulur.

Çok detaylı anlatarak oyunun ruhunu etkilemek istemem. Genel çerçevesi ve konusu bu şekildeydi. Artizhane Sanat’ın ‘artizleri’ çok güzel bir performans sergilediler. Önceki birkaç oyunlarını daha izleme şansımız olmuştu. Bu oyunla birlikte kendilerini bir kez daha kanıtladılar ve oyunculuklarının üzerine koyarak ilerlediklerini gösterdiler. Dekorlardan, oyunculara kadar gerçekçilik öylesine yüksekti ki. Zaman zaman gerilim yaratıyor ancak bir şekilde dramatize edilip bağlanıyor. Duygusal olarak inişli çıkışlı tempolarla seyreden oyun, sıklıkla alkış aldı, çok etkiledi ve beğenildi de. Artizhane ekibine gülmeye alışmıştık ancak bu oyunun bambaşka olduğunu söylemek gerekiyor. İyi hazırlanılmış, göze batacak bir hata aksaklık yoktu. Bütün ekibe teşekkürler ve tebrikler. Artizhane’nin başka başka oyunlarını merakla bekliyoruz.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.