banner176
Bugün Medine’den El-Ula şehrine yaptığımız bir gezi ile ilgili yazı yazmak istiyordum. Fakat Avrupa ülkelerinin ve özelliklede Hollanda’nın yaptığı ve milletimizi çok kızdıran hadiseleri görünce bundan biraz farklı ama bağlantılı bir konuyu ele almak istedim.
Cennet mekan II. Abdulhamit Han’ın yaptıkları da aynen bugünlerde yaşadığımız gibi Avrupa’yı çok rahatsız etmişti. Bu yüzden bu rahatsızlıklarını her fırsatta dile getirdiler. Gazetelerinde, dergilerinde onu aşağılayıcı yazılara, resimlere, karikatürlere yer veriyorlardı. Bir asır sonra Avrupa’da benzer manzaralar ancak bundan daha şiddetli tepkiler Avrupa sokaklarında yaşanıyor. Aslında rahatsızlık demek yanlış olur onlar kendi kendilerine rahatsızlar. Çünkü Türkiye’nin tek bir elden yönetilecek olması ve ellerinde kullanabilecekleri değişik güç odaklarının ortadan kalkıyor olması onları delirtiyor. Biliyoruz ki bu ülkede her zaman Avrupa’nın kendi çıkarları için kullandığı çevreler maalesef olmuş. Bu kah terör örgütleri olmuş, kah basın kuruluşları, kah vakıflar, okullar adı altında faaliyet gösteren kurumlar olmuş fark etmiyor.  Bundan sonra bu güç odaklarının hiçbirisinin işlev görmeyeceğinin ve işlerinin bittiğinin bal gibi farkındalar. Bu yüzden de son bir hamle ile ellerinden geleni yaparak referandumda evet çıkmasını engellemeye çalışıyorlar. Bu engellemeler son çırpınışlar olarak tarihin kayıt defterine kaydediliyor. Tarih bu yapılan muameleleri bir yerlere not etti. En azından biz zihinlerimize kazıdık. Bundan sonra Avrupa için bambaşka bir süreç başlıyor.
Gelelim dünyanın her yerine dağılan büyük ve değerli atalarımızın izlerine. Geçen hafta Medine’den yaklaşık 450 km. uzaklıkta bulunan El-Ula kasabasındaki Medayin-i Salih harabelerine bir gezi yaptık. Bu harabelerin bulunduğu mekanlara giriş kapısı neresi biliyor musunuz. Burada bir Osmanlı tren istasyonu bulunuyormuş. Dedelerimiz Resulullah Efendimiz burada konaklayıp dinlendiği için buraya buradaki kuyunun bulunduğu alana bir istasyon ve geniş bir alana yayılmış tesisler yaptırmış. Bu eserleri gezip Atamız II. Abdulhamid’e bir kez daha rahmet okuduk. Onu rahmet ve minnetle andık. Çünkü gerçekten bu Ulu Sultanın dünyanın her bir köşesinde bıraktığı izler büyük izler. Çölün ortasında binlerce yıllık kalıntıların ortasında büyük bir tren istasyonu. Evet Medine’ye kadar uzanan Hicaz Demiryolunun her bir istasyonu büyük anlamları olan istasyonlar. Suudi Arabistan içerisinde bulunanların bir kısmı restore edilerek ziyaretlere açılmış fakat diğer ülkelerdekilerle ilgili fazla bir bilgi yok. Bu Hicaz Demiryolu güzergahının tam olarak ortaya çıkarılıp bu demiryolu çevresinin koruma altına alınması gerekiyor. Bu bizim dedemiz II. Abdulhamid’e olan sorumluluğumuzun bir gereğidir. Bu ülkelerin bir çoğu ile kültürel antlaşmalar var. Bunlar yoluyla önce kendi ülkemizdekilerin etrafından kesinlikle bir müze ve tarihi anlatan bilgilerin olması gerekiyor. Diğer ülkelerdekilerle ilgili de bilim adamlarımızın, sanat tarihçilerimizin biran önce çalışmalar yaparak bu tren yolu güzergahının envanterini çıkarmaları gerekiyor. Bu işler eğer niyet olursa hiç zor değil. Yeter ki bu işleri kaygı edinecek yöneticiler olsun. Vesselam…
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner182

banner181