İnsanlık uç noktalarda varlığını sürdürüyor. Açlık, kuraklık, yoksulluk, hastalık gibi kitlelerin hayatını tehdit eden felaketlerle mücadele eden kahir ekseriyet ile zayıfların sırtından geçinen, kurulan sömürü düzenleri ile asalak bir hayatın tadına varmaya çalışan ve kendilerini güçlü, vaz geçilmez gören azınlıklar…
                Dünyada sömürü düzeni kurup, hayatın akışını hep kendi çıkarlarına yönlendirmeye çalışan devlet veya şahıslar, geçici menfaatler elde etmiş olabilirler. Dünyayı kendi çiftlikleri gibi görüp, kâhya edası ile dünyanın nimetlerinden faydalananlar, gezegenimizin yaratılış düzenini bozup, hayat akışının her geçen gün daha kötüye gitmesinin en büyük sorumlularıdır.
                Oysa dünyada yaratılış düzenine uygun bir hayat akışı oluşturmak, herkes için önemli. “Açlıkla, kuraklıkla, yoksullukla, hastalıkla mücadele edenlerden bana ne!” anlayışına bürünmek, herkes için, özelliklede böyle düşünenler için çok daha tehlikeli.  Zira sömürülen coğrafyada yaşayıp, yoksulluğa alışmış birinin hastalığa, kuraklığa veya yoksul bir hayata maruz kalmasının etkisi ile lüks hayatından taviz vermeden yaşamaya alışmış birinin acı ve sıkıntılara dayanma gücünün farklı olduğunu herkes fazlası ile tecrübe ediyor.         
                Artık dünyada hiç bir şey eskisi gibi değil! İlahi düzenin bozulması, bumerang gibi dönüp düzeni bozanları da vurmaya başladı.  “Bize hiç bir şey olmaz! Bana ne açtan, bana ne sefalet içinde yaşayandan, yoksuldan, hastadan!..”  anlayışı iflas etti. Korona virüsü ile boğuşan anlı şanlı Çin’in düştüğü durum ile dünyada meydana getirdiği panik bunun en güzel örneği… Altı aydır coğrafyasının büyük bir bölümündeki yangını engelleyemeyen Avustralya’nın düştüğü aczi yet bir başka örnek. Daha nicelerinden söz etmek mümkün…
                Başı derdine düşen Çin ve Avustralya’dan hareketle, artık hiçbir ülke hiçbir zümre gününü “lay lay lom havasında” geçirmesin. Bozduklarımızı düzeltme için her şeyimizi seferber etmek zorundayız. Aksi halde bozulmanın boyutu çığ gibi büyümekte, buna orantılı olarak da tehlike çanları tüm insanlığı etkileyecek çapta cereyan etmeye başlamaktadır.
İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah -dönüş yapsınlar diye(düzeni bozmaktan vazgeçsinler diye)- işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor.” (Rûm Süresi /41).
                    Başımız derdine düşürecek bir felaketle imtihan olmadan, tüm insanlık ve tüm dünya devletleri bozdukları düzeni tamir etmeye çalışmak zorunda. Tehlikeyi göre göre inat etmenin bir anlamı yok. Bizden sora yaşayacak olanlara karşı da, bu dünyada bize yaşama hakkı verene karşı da sorumluluklarımızı unutmayalım….
                    Selam ve dua ile…

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner364