Türkiye sivil bir devrime imza atarak ülkenin yönetim sistemini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak değiştirdi. Yüzde 51,4’lük kesim bu anayasa değişikliğine ‘evet’ dedi ve son sözü söyledi. Ülkemiz için hayırlı olsun.
Bu anayasa değişikliğinin üç aşaması vardı ve bunlardan ilki hazırlanan paketin TBMM’de kabul edilerek halka sunulmasıydı. İkinci aşama ise referandumun sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesiydi. Bu iki aşama başarı ile tamamlandı. Şimdi sırada üçüncü ve önemli bir aşama daha kaldı. Bu da sistemin yürüyebilmesi için uyum yasalarının hazırlanıp yönetim modelinin sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlayıp, Türkiye’yi hep birlikte ileri taşımak. Yüzde 51,4’lük kesim “Güçlü Türkiye” için evet dedi. Artık kaybedecek zamanımız yok.
Şimdi gelelim referandum sonuçlarının verdiği mesajlara. İlk başta AK Parti ve MHP’nin birlikte hareket ederek hazırladığı 18 maddelik anayasa değişikliğine referanduma günler kala BBP de destek verdi. Evet blokunun karşısında ise CHP, HDP, Vatan Partisi, Saadet Partisi’nin başını çektiği birçok siyasi parti ‘hayır’ diyerek yer aldı. Bunlara ek olarak terör örgütleri ve bazı Avrupalı ülkeler de ‘hayır’ı savundu.
16 Nisan akşamı sandıklar açılıp oylar sayılmaya başlanınca heyecan ve kaygı da artmaya başladı. Özellikle büyük şehirlerde çıkan sonuçlar bir hayli ilginçti. İstanbul ve Ankara’nın yüzde 50’nin üzerinde ‘evet’ çıkartacağına neredeyse kesin gözüyle bakılıyordu ama öyle olmadı.
İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya’da hayır oyları önde çıktı. Durum böyle olunca 1 Kasım seçimleriyle kıyaslama yapıldı. Oysa bu referandumun milletvekilliği seçimleriyle kıyaslanması doğru değildir. Anayasal değişiklikte kişiler ve partiler değil; ülkenin yönetim sistemi oylandı. Evet, hatalar vardır ve bunların sorgulanması gerekir. Ama bu alınan sonuç azımsanmayacak kadar önemlidir. Bunun zaferini yaşamak da evet blokunun en doğal hakkıdır.
Millet iradesin saygı duyacaklarını açıklayan en başta CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, ‘hayır’ı savunanların tamamı şimdi neden yüzde 51,4’lük sonuç azımsıyor? Neden yüzde 51,4’lük kesimin kararının meşruiyeti tartışılıyor? Referanduma giderken ‘Biz milletin kararına güveniyoruz’ diyenler referandum sonrası neden “Bu referandumu tanımıyoruz?” demeye başladı. Oysa çıkan sonuçtan Türkiye kazanmıştır. Demokrasi kazanmıştır. Terör örgütleri ve Türkiye düşmanları kaybetmiştir. Bu yönetim sistemi geriye kalan yüzde 48,6’nın da sistemidir. 
Siyasi partiler başta olmak üzere her kesim şapkasını önüne koyup milletin vermiş olduğu bu hassas uyarıyı çok yönlü değerlendirmelidir. ‘Evet’ veya ‘Hayır’ yönünde neden daha fazla oy alamadıklarının kritiğini yapacaklardır. Verilen mesajları iyi okuyan (normal şartlarda) 2019’daki seçimlerde de başarı elde edecektir.
Çünkü millet şu mesajı verdi: “Evet, bizler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a güveniyoruz. Erdoğan’ın bu ülkeye yaptığı hizmetleri yok saymıyoruz ama kendinize çeki düzen verin.”
Yeni sistemde toplumun yüzde 50+1’inin oyunu almadan Cumhurbaşkanı seçilebilmek imkansız hale geldi. Bunun için çalışan, terleyen, milleti kucaklayan, vizyonu olan, projeleri olan, liderlik vasfı bulunan isimler kazanacaktır. OHAL sürecinin devam ettiği bu dönemde adaletten, liyakatten ve ehliyetten taviz verilmeden, yeni hatalara düşmeden, mağduriyetleri gidererek, Türkiye’yi geleceğe taşıma sorumluluğunu yerine getirmesi gerekir
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner290