Bu ümmetin "Peygamberin ölümünü kabullememek" diye tanımlanan bir sorunu var. "Ona inananlar bilsin ki; O öldü" denildiğinden bu yana "Hayır! O ölmedi" diyenler onun için "öldü" diyenleri hep susturdular, olmadı kusturdular.

Niçin böyle?

Çünkü, Onun ölümünü kabullenmek ile kabak gibi ortaya çıkacak ciddi bir vakıa var: 

Yorumun yorumunun yorumu ile örtülen ve defoluğu kanıksanan bir kabulün, yaşamı kuşatıcılığından ve dahası yaşamdan kopukluğuna dair bir gerçeklik.

Basit soru şu: İslam hak din ve Allah, İslam ile hayatını şekillendirenlere kesin bir huzur ve rıza vaat etmiş iken, Müslümanların bu acziyet ve rızasızlığı nedendir?

Cevap acaba, kabulü dayatılan din algısının, aslında İslamı Ortaçağa gömenlerin bir kurgusu olması olabilir mi?

Kutsal insanlar her yerde...
Kutsal semboller...
Tanrı vaizler...
Her köşedeler...
Tüm köşelerdeler...

Onu, Onunla susturmak en kolayıydı...

Onun adı levha levha her yere asılırken, kuşu ölen çocuğa taziyeye gitmesi, Ona en ağır hakaretleri edenleri, onu öldürmek isteyenleri şefkatle kucaklaması hiç anılmadığına göre...

Kin, nefret, öfke, hırs, haset ve mal ve saltanat sürekli her nesilde daha bir azarak büyüyor ise;

bu evet, aynen böylecedir.

Bir din vaizi, tebliğci ve nasihatçısının hayat standartı civarındaki insanlardan yüksek ise, onu kabul ile dinleyenin bir bisikleti veya evi barkı yok bir kiracı iken, o, villa ve son model araba sahibi ise, civarındakiler fatura ödemelerini yetiştiremeyen insanlar iken, o onlardan para/himmet beklentisinde ise, zenginler ve makam mevki sahipleri ile düşüp kalkıyor, hatta konumları itibarıyla onların melanetlerine ses çıkarmıyor ise; o nasihatçı işte yukarıdaki kişidir.
-- 
Bu toprakların imanı da gözü kapalı, harala hurala; inkarı da...

Toptan.

Kabul toptan, ret toptan...

Toptancılık bataklıktır. Düşeni yutar.
-- 
Şu bir gerçek, hiç lafı kıvırtmaya sebep yok:

İnsan hakları, sosyal adalet, eşitlik vb. ifadeleri diline dolayıp yaşama geçiremeyenlerden;

"mü'minler kardeştir" "komşusu aç iken tok yatan bizden değildir"i zünnar misali beline dolayıp hayatına taşıyamayanlar daha alçaktır.
--
Tavuklara özgü bir vasıf vardır: Önlerinde tepeleme yığılı darıdan, biri bir tane kapıp uzaklaşsa sürüden, hepsi birden kaçanın peşine düşerler!
Cümleden tavuğu çıkarıp haset ve hırsın ona hakim olduğu hemcinsimizi de koysay oraya anlam bozulmuyor.
-- 
 Ne zaman olgunlaşabiliriz?
Eğer fikrini icraatını sevmediğimiz birinden zuhur eden güzel işi alkışlayabilecek ve fikrimizden birinin kötü işini yerebilecek seviyeye gelebilir isek, o zaman. Mailis Nalars Sarpust Yazıtları
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.