Duyduk mu daha önce bilemem… Fakat yakınlarda öğrendiğim “fobi” türlerinden diyebileceğim bir konu “Çerofobi”

Tam olarak duyulmuş, hatta araştırma yapıp baktığım zaman tam olarak da tanımlanamamış bir konu aslında. Fakat birçok uzman Çerofobi’yi kaygı biçimi olarak sınıflandırmakta.

Çerofobi ne derseniz eğer; mutluluktan korkma hali daha doğru bir tanımla mutlu anlardan sonra başına kötü bir şey geleceğinin kaygısı ile yaşama durumu. Mutluluktan kaçma, mutluluğu gizlemeye çalışma da diyebiliriz.

İnsanlar arasında çok yaygın görüldüğü düşülse de tam olarak tanımlamaları ve açıklamaları yapılmamış. Yani arama motorlarına “çerofobi” yazdığımız zaman benzer şekilde yazılmış yazılar çıkmakta karşımıza.

Psikologlara göre bu durum kaygı türü, geçmişle bağlantılı bir şekilde günümüzü etkileyen bir kaygı türü. Belirtileri ile doğru orantılı olarak kişi sürekli bir endişe halindedir, mutlu olacağı sosyal ortamlardan, toplu aktivitelerden kaçar, etkinliklere katılmayı reddeder. Mutluluğu düşünmenin onu kötü ve fena birisi yapacağına inanır. Mutlu anlarının peşinden bir felaketle karşılaşacağı düşüncesi onu hep temkinli ve kaygılı olmaya iter. Hepimiz bu hayatta mutlu olmak için uğraşır, yeri gelir en küçük bir şeyden bile mutluluk sebebi çıkarmaya çalışır ve ciddi bir enerji sarf ederiz. Bir muhabbet esnasında gülmeler, kahkahalar için uğraşırız, iyi bir çevre, anlaşılabilen, ortak konularda gülüp eğlenmeyi seven insanları toplarız çevremize çünkü buna ihtiyacımız vardır. Gülmeye, anlık tebessümlere ihtiyacımız vardır. Bu kadar çok kaygı ile mücadele ederken, yaşamak için çaba sarf ederken bu ufak gülmeler bizlere sebep olur elbette fakat birçoğumuz için bu geçerli değilmiş… Bu kaygıyı barındıran insanlar, mutlu olmak için uğraşmak zaman ve enerji kaybından öteye gitmemekteymiş.

Bu konun sebepleri değerlendirildiğinde ise bilinçaltında var olan sebepler karşımıza çıkmakta. Geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler, tekrar eden olaylar bilinçaltına bu şekilde yerleşmiş. Bu durum bir kaygı halini almış. Bilinçaltımız için aslında bu bir savunma mekanizması. Yani deneyimlerimiz sonucunda bizi etkileyen olaylardan ötürü mutluluğu erteleyip, gizleyip kendimizi peşinden gelecek olan olaylar için savunmuş ve kendimizi bu durumdan sakınmış oluyormuşuz. Aslında farkında olmadan yapılmaktaymış.

Peki tedavi ile bu durumdan kurtulabilir miyiz?

Elbette kurtulabiliriz. İlk önce geçmişimizle hesaplaşmamız gerekmek.

Sebepleri idrak edip, zevk ve acı arasında kurulan bağı çözmek hususunda yardımcı olacaktır elbette.

Çerofobi ile mücadele etmek, onu yenmek, kabul etmek her şeyden önce düşünce biçimimizi değiştirecektir. Zaman içerisinde olacak bir süreç fakat bu sayede geçmişte yaşanılan tramvalar aşılacak ve mutlu olmaktan korkmayacak- mutlu olduğumuz zamanlar da ise bunu gizlemek zorunda kalmayacağız. Mutluluk bizlere kötü olaylar getiren, kaygı duyulması gereken bir olgu olmaktan çıkacaktır.

Bu durum aslında batıl inançlarımızdan olan “Nazar” konusuna da kısmen benzemekte. Nazardan korkarız öyle değil mi? Yeri gelir çok ama çok korkarız. Bizler için güzel olan olayları anlatırken peşine hemen dizeriz “Aman nazar değmesin” diyerek korkumuzu farkında olmadan belirtiriz. Başka insanların yaşadıklarımıza imrenmesinden korkarız. Bu nazar konusundan da bakıldığında belki de bunun farkında olmasak da hepimizde az da olsa, kuytu köşelerde de olsa “Çerofobi” mevcuttur.. Kim bilir.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.