İnsanlığımıza bir bakmalıyız. Bir ayna lazım bizlere. Tüm gerçekleri yüzümüze tak tak vuran… Ne zaman bu hale gelip kinimizin kurbanı olduk dedirten. Ne zamandan beri bu kadar acımasız ve duyarsız olduk bilmiyorum.

Sosyal medyadan sesimizi hür bir şekilde duyuruyor, küfürler, hakaretler savuruyoruz öyle değil mi? Bunu kimseyi umursamadan yapıyoruz. Hatta belki de sosyal medyadaki var olduğuna inandığımız hürriyetimiz bizlere kim olduğumuzu gösteriyor.

Kinimizi nasıl da kusuyor, başka görüşlere karşı olan saygısızlığımızı nasıl da gün yüzüne çıkarıyoruz. Bizim olan bizden, benim görüşüme uygun olan benden, fakat benim gibi düşünmüyorsan sen benim düşmanımsın, senden nefret edebilir, ne düşünüyorsam söyleyebilirim gibi bir düşünceyle nasıl da kolay hareket edebiliyoruz…

Konu ne biliyor musunuz? 22 Nisan manşetlerinden de anlayacağımız üzere şehidimizin cenazesinde Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı… Bu saldırının videoları, resimleri her yerde yayınlandı, kınamalar geldi, doğru olmadığına dair yazılar yazıldı, açıklamalar yapıldı. Evet gündemimizde bu vardı. Şehitlerimizin acısını yaşamadan, yaşayamadan bunun gibi bir olayı konuşur olduk. Saygısızlık kimeydi peki? Kemal Kılıçdaroğlu’na mı yoksa şehidimize mi yoksa derin bir acı ve üzüntü içinde olan şehidimizin ailesine mi? Bu konu hakkında düşünmekte fayda var aslında.

Kime, niçin, hangi düşünce ve gerekçe ile yumruk atıldı, doğru mu yanlış mı bunları tartışmak değil asla niyetimiz fakat bu olayın peşinden gelen yorumlar, sosyal medya üzerinden yapılan “klavye delikanlılığı” dediğimiz olay devreye giriyor. Kimsenin kimsenin görüşüne saygısı kalmamış. Öyle büyük kin ve nefret var ki ortada savunanda, hakaret edende, ohhh olsun diyen de, üzülende görüşlerini, duygularını savunurken öyle büyük bir nefret ve hakaretle yapıyor ki bunu, işte bu konu daha da çok üzüyor insanı.

Herkesin doğrusu kendine değil mi? Herkesin inanışı, siyasi görüşü, doğru bildikleri kendine doğru maalesef siz karşıt taraftan bir cümle kurduğunuzda duyacaklarınız sizi dehşete düşürüyor. Evet kimsenin kimseye tahammülü kalmamış, evet öyle bir hal ki dinlemek diye bir şey yok! Ne yazık ki öyle bir hale gelmişiz, öyle bir nefretin ve kinin eline düşmüşüz ve kıvranmaktayız ki herkes haklı olduğunu düşündüğü için hakaret etmekte, küfretmekte kendini hür zannediyor.

Bu kadar kin, bu kadar öfke sizce de fazla değil mi? Bunlar insanlığın sırtında bir kambur değil mi adeta. Taşıması ağır bir yük.
Evet ortada bir ayıp var ciddi bir ayıp ve nefret var. Şehidimizin ailesine yapılan bir ayıp var, Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı yapılan bir ayıp var bunlar yetmiyormuş gibi peşi sıra gelen daha büyük ayıplar var. Bu kadarı bizim insanlığımız için fazla. Kini elimize alıp koştuğumuzda hiçbir hedefe ulaşamayacak ve hiçbir zaferi elde edemeyeceğiz. Karşımızdaki kim olursa olsun saygı duymayı öğrenmeliyiz. Kişinin görüşlerine, duruşuna, inancına, artık o insanda bize ait olmayan ne varsa saygı duymayı öğrenmeliyiz.

Şöyle bir göz gezdirdiğinizde, dönüp bir baktığınızda sosyal medyada yapılan yorumlara her iki taraf içinde geçerli olarak söylemekteyim bunu, karşıt iki görüşün savunucularının aslında nasılda birbirlerine tahammüllerinin olmadığını, saygı denen bir sınırın olmadığını, ülkecek ne kadar büyük bir kinin elinde olduğumuzu göreceksiniz.

Belki bu olay üzerine sosyal medya da yazılıp çizilenler bizlere aslında ne durumda olduğumuzu gösterdi ve koca bir ayna tuttu…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.