Velhasıl Kayseri’de gazeteci olmak zor zanaat. Hakkında olumlu yazarsanız en iyi arkadaşı ve adamı olursunuz ama yok doğruları içeren ancak o kişinin işine gelmeyen olumsuzluklarını yazarsanız da bir anda en kötü kişi siz olursunuz. Hatta yaptığınızın gazetecilikle ilgisi olmaz, iftira vs olur.

Mustafa Çelik’le de böyle oldu ve oluyor. Dönem dönem yazılarımızla eleştirdiğim haberlerle yapılan yanlışlara dikkat çektiğim olmuştur. Bunların neredeyse tamamında tepkisini ya yazılı ya da sözlü olarak dile getiren Çelik şimdi de yazdığım köşe yazısını bile tekzip ettireceğini düşünerek adımlar atıyor. Elbette tekzip en doğal hakkıdır ancak sadece bir kelime söyleyeyim köşe yazılarını HABER TEKZİBİ olarak mevcut yasalara göre değerlendiremezsiniz. Haberin tekzip şekli ve içeriği farklıdır köşe yazısının ki çok daha farklıdır.

Her şeyden önce köşe yazısında köşe yazarının sübjektif değerlendirmeleri daha geniş ve kanunlarla daha koruma altına alınmış olarak yer alır. Ve AİHM’nin pek çok örnek kararına göre de topluma mal olmuş veya kamu görevi ve yöneticiliği yapan kişiler en ağır eleştirilere dahi açık olmalıdır ve bu kanunsuz bir eleştiri şekli değildir. Üstelik daha yazılacak pek çok husus var. Mesela Çelik dönemine ait doğrudan alımla yapılan hem de yüzlerce kez yapılan (aynı ve tarihli işler için dahi) ve rakamı milyonları bulan alımlar var. Bu şirketler kimler neden ille de bu şirketlerde ısrar edildi (araya sokulan birkaç göstermelik iş hariç). Yani Çelik’in başarılı işler yaptığı muhakkak ama bunun arasında başarısız olduğu hususlar da var. Bunları da zamanı ve yeri geldikçe paylaşacağız. Kendisi de tabi ki en doğal hakkıdır tekzip mekanizmasını işletmek için avukatıyla her daim görüşebilir ve gereği için avukatına talimatlar da verebilir. Ama unutulmamalı ki, bu hukuku hele hele basın hukukunu sadece avukatlar bilmiyor iyi kötü 36 senelik tecrübeye dayalı olarak bizler de bir şeyler biliriz. Onun için her türlü tekzip başvurusu başımızın üstünde yeri vardır ve gereği de yapılır. Hak ediyorsa yayınlanır hak edilmiyorsa yayınlanmaz. Bu ana kadar da Çelik’in gönderdiği tekzipler maalesef klasik hukuk diliyle kopyala yapıştır tarzıyla yapılmış talepler. Bu tekzip işleriyle uğraşacaklara tavsiyem önce haber ve köşe yazısının ayrımını hem basın hukukunda hem de tekzip mekanizmasının işletilme yönteminde yeniden gözden geçirsinler.

Ben şahsen hem bu sütunlardan hem de program yaptığım televizyonlardan Çelik’e defalarca sordum, belediyenin borcu var mı, harcı var mı, faiz ödüyor musunuz krediler için ve ödüyorsanız ne kadar ödüyorsunuz diye. Hiç ses çıkmadı. Şimdi baktı ki kamuoyunun ilgisi yoğun hemen yanıt verdi. Keşke bu yanıtı sorduğumuz zaman verseydi Çelik. İşte bunun için diyorum tekzip öyle tek taraflı keyfi yayınlatılmaz onun da hukuki bir oluşum süreci var. Biz kaç kere yanıt istemişiz vermemişsiniz keyfi olarak sonra da bizim 1 milyar 240 milyon lira borcu var dediğimiz habere ilişkin yaptığınız açıklamada borcun 1 milyar 223 milyon lira olduğunu “çaktırmadan”  güya zekice söylüyorsunuz. Ama kabak gibi ortaya çıkıyor ki bizim dediğimiz yani benim yazdığım teyit edilmiş. İşte onun için diyorum bunun tekzibi olmaz. Sorduğumuzda yatırımlarla beraber şunu yaptık şunu harcadık deseydiniz şu da borcumuz buna karşılık diye izahta bulunsaydınız bugün bunları açıklamak zorunda kalmazdınız. Ama olsun sonuçta açıklamak zorunda kalarak da olsa döneminizin borcunu açıklamanız en azından kamuoyunu bilgilendirmek adına iyi oldu.

Bu arada güya çaktırmadan Özhaseki döneminin de borç içinde olduğunu rakamlarla açıklamanız sanırım şimdi Özhaseki Başkan’a da bir cevap hakkı doğurdu. Gerçi şu günlerde Özhaseki İstanbul fatihi konumunda, İstanbul’u geri alabilmenin çalışmalarıyla meşgul ama yine de buradaki kuşları ona uçurur Çelik’in bu göndermesini. Öyle ya Çelik diyor ki Özhaseki dönemini 1.493 milyar borçla devraldık yani neredeyse 1,5 katrilyon borç. Hani Özhaseki dönemi pırıl pırıldı hani kredibilitesinin en yüksek olduğu ve borcun da enkaz olduğu süreçti. Üstelik Çelik ilave de ediyor ve diyor ki, “biz 755 milyon liralık satışa hazır gayrimenkul de devrettik.” Ve Özhaseki’den böyle bir gayrimenkul devrine ilişkin açıklama da yapmıyor. Demek ki yok ki yapmıyor. Yani Özhaseki dönemi Çelik döneminden daha bir borç içinde olunan dönemmiş.

Çelik böyle demeye getiriyor ve diyor da.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.