Dün bir grup AK Partili arkadaş aradı ve görüşmek istediklerini söylediler. Buluştuk, ofisimize geldiler, çay çorba içtik. Sonra ağızlarındaki baklayı çıkardılar ve dediler ki, “İlter Bey biz bu sefer bugüne kadar duyuramadığımızı düşündüğümüz sesimizi sizin vasıtanızla duyurmak istiyoruz Reis’e, yardımcı olur musunuz?”
‘Hay hay’ dedim ‘nasıl olacak?’
‘Biz bir yazı kaleme aldık bunu birinci sayfanızdan Cumhurbaşkanımıza mektubumuzdur diye yayınlar mısınız?’ Mektubu okudum, her satırına katıldığım ve yazılarımda da sık sık gündeme getirdiğim hususları topluca, “tam zamanında” yazmışlar. Ben de ‘olur tabi niye olmasın’ dedim ve gelen yazıyı birkaç küçük dilbilgisi imla vs. düzeltmesinden sonra aynen yayınlıyoruz gazetemizde.
İşte o yazı;
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncelikle şehrimize hoş geldiniz ve inşallah da hoş bulmuşunuzdur. Ancak biz, her geldiğinizde sizi hoş karşılamaya gayret ediyor, taleplerimizi iletiyor ve bekliyoruz.
Sonra bakıyoruz ki, bizler bu taleplerde bulunduğumuz için adeta cezalandırılmışız.
Bizler kimler miyiz?
Bizler bu memlekette çocukları AK Parti ile doğan ya da çocukluklarından beri AK Parti’ye gönül verenleriz, yani sizin şu anda tam da aradığınız ve olmasını istediğiniz “o ruhun neferleriyiz.”
Ama biz her defasında bu niyetlerle partimize destek ve sahip çıkmaya çalıştıkça, sizin burada partiyi ve dolayısıyla Kayseri’yi emanet ettiğiniz (sizin emanet ettiğiniz diyoruz çünkü siz de biliyorsunuz ki eğer bize sorulsaydı, eğer gerçek AK Partililerin çoğunlukla dediği olsaydı, şu anda milletvekili olanların içinde sadece Özhaseki milletvekili olarak kalabilirdi, o da belki)
Neyse, bunu da geçtik ve yine onlara değil ama “size olan güvenimiz ve sonsuz inancımızla” oylarımız şahsınızda toplandı. Ama her defasında da bariz uyarılarımızı oy oranlarında hissettirmeye çalıştık, bunu yaparken de yine partimize zarar vermemeye dikkat ettik.
Ancak, görüyoruz ki şimdi gelecek adına partimize biçtiğiniz elbiseyi aynı terziler dikecek. Yani bir şey değişmeyecek. Şimdi parti yönetiminin büyük bölümü değişecek deniyor (tüm illerde) iyi de nasıl olacak. Aynı delegeler ya da yıllardır bu şehirde “elitist AK Partilileri” oluşturan hegemonyanın neredeyse tek tek belirleyeceği delegeler parti kongrelerine katılacak. İlçe kongrelerinden sonra aynı delegelerle il kongresi yapılacak.
Sonuçta, siz değişecek derken belki de değişmeyen “tek yer” yine “Kayseri” ve Kayseri gibi yerler olacak.
Biz artık yorulduk.
Biz artık, partimizde sizin de söylediğiniz gibi bir şeylerin değil, çok şeylerin değişmesini bekliyor ve bunda da, ısrarla size inanmaya ve güvenmeye de devam ediyoruz.
Her defasında birden fazla başkan adayı olduğunda, “birlik-beraberlik” adına tek isme indirilen güya yarışta, aslında perde arkasında tehdit ve şantajlar belirleyici oluyor. Bunun o kadar çok örneği var ki. (Son olarak mesela şu anda MÜSİAD Başkanı olan Nedim Olgunharputlu’ya sorabilirsiniz.)
Şu andaki yönetime lütfen bakın Sayın Cumhurbaşkanım.
Müteahhitler iş kovalıyor, bakan arkadaşları Ankara’da iş bitiriyor, Kayseri’de yönetime geldikten sonra çoğunun gücü kuvveti arttı, hesapları kabardı, kibir ve havalarından geçilmiyor. Çünkü bu isimler size sunulmak üzere belirlenirken ortak payda; “tabanın isteği” değil “menfaat ilişkilerinin hakim olduğu diyaloglar sonucu Kayseri’deki belirleyicilere yapılan diktelerdir.”
Kayseri’de AK Parti’den önce de hakim olan siyasi kadroya bakın. Bu isimleri bir kağıda yazın. Sonra da, bugün aynı isimlerin nerelerde olduklarına ve hala şehirde her manada nasıl söz sahibi olduklarını görün. İşte o zaman ne demek istediğimizi anlarsanız. Yani bu şehirde 30 yıldır gerçekten başka hiçbir isim yok da, bunlara mı mahkumuz, mahkumsunuz.
Mesela, parti aslında Şaban Çopuroğlu ve ekibine emanetken maalesef gelinen noktada, Şaban Çopuroğlu partideki 2-3 kişiye emanet konuma getirildi. Başkan’a rağmen kimin ne işler yaptığını en kolay öğrenecek tek kişi yine sizsiniz ama bunu doğru kaynaktan yapmalısınız. Yoksa onlara yol veren ve partiyi iş takipçisi ve köşe dönenlerin mekanı haline getirenlere “Kayseri’de ne oluyor” diye sorarsanız zaten bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, onlardan sadece “işlerin” iyi gittiğini söylerler size.
İşler iyi gidiyorsa neden oylar düşüyor.

Sayın Cumhurbaşkanım Türkiye’nin pek çok yerinde olduğu gibi milletvekilliği seçimleri aslında buna en güzel örnekti.
Ve bakın, sizin katıldığınız seçimlerde oylarımız artıyor, milletvekilli seçimlerinde ise parti içinde rekor kıracak derecede oylar düşüyor.

Bunun nedenini anlamak için siyaset bilimci ya da akademisyen olmaya vs. gerek yok. Sebep kabak gibi ortada duruyor. Halka rağmen olmaz. Siz olmasanız zaten inanın bunlar değil bu oyu, kendi ailelerinin oyunu bile alamazlar.
Lütfen bari bunu dikkate alarak, bu geldiğinizde değilse bile, bundan sonrasında buradan, “buradakilere rağmen” doğruları anlatacak gönüllü ve samimi AK Partilileri bulup, çağırın ve görüşün.

Ve bu çağırıp görüştüklerinize (şayet yaparsanız) şunu sorun; “AK Parti eski milletvekili Mehmet Metiner Kayseri’deki bir televizyon programında soru üzerine neden Kayseri Türkiye’nin Pensilvanyası’dır, bunlar, buradan yeniden dirilişe geçmeye çalışıyorlar sözünü söylemiştir.”

Metiner'in öğrendiklerini muhakkak ki Kayseri'de bir kaç kişiyle görüşünce öğrenmek mümkün. Ancak, koskoca Cumhurbaşkanı buradaki birkaç kişiden aldığı bilgilerle yıllardır Kayseri’yi idare edecek değil ya, mutlaka başka kanalları da vardır.

Böyle olunca da, ya o kanalları da mevcut ABİLER tıkıyor diyoruz, ya da Reis de bunları biliyor ve elinden bu kadarı geliyor diye endişeleniyoruz.

Geçenlerde AK Parti 26. Dönem milletvekili Mehmet Metiner Kayseri’de Kent Türk Tv’de katıldığı programda söylediği bir şey vardı. Dedi ki, “Genel Başkan Yardımcısı milletvekili olmamalı, milletvekili olan Genel Başkan Yardımcısı olmamalı, zira o zaman İl Yönetimi de diğer milletvekilleri de otomatikman onun güdümüne ve baskısı altına giriyor, en azından böyle hissediyor. Aksi de olmuyor zaten.”

Kayseri’de de böyle Sayın Cumhurbaşkanım.
Yıllardır, Mehmet Özhaseki ve Mustafa Elitaş’ın güç savaşları hem şehri, hem partiyi hem de gönüllü samimi partilileri yordu, çok yordu.
Ve usandık sonunda da milletvekili seçimlerinde olduğu gibi “oylarımızla uyardık.”
Ama gördük ki yine, tencere tava, aynı hava.
Lütfen Kayseri’den başlayarak partiye özgürlük verin ve gerçekten taban ne istiyorsa o olsun.
Yani tıpkı en başta olduğu gibi halk ne diyorsa o olsun, halk kimi istiyorsa onu seçsin.
Aksi durumda küçük olsun bizim olsun diyenlerin yıllardır yaptığı gibi devam ederseniz, parti biter,  Türkiye’yi de kendi ellerimizle ehil olmayan ellere ve dahası üst aklın oyun kurucularına teslim ederiz.
Bu size gönüllü ve gerçekten samimi Kayseri’deki AK Partililerin son yakarışı ve ricasıdır.
Son olarak şimdi Kayseri’de oynanmak istenen ve yıllardır Cabat, Dengiz, Özden, Hasyüncü gibi başkanlar üzerinde oynanmış şimdi de sıranın Çopuroğlu’na geldiğini gördüğümüz bir “SİYASET BARONU OYUNU” var.
Oynanacak mı?
Evet.
Başarılı olur mu?
Erdoğan’a rağmen olur mu?
Hep oldu yine olması sürpriz olmaz.
Oyun ne?
İl Başkanı olmadı, değiştirelim oyunu!
Yahu daha birkaç sene önce,
adına methiyeler dizdiğiniz isim değil miydi,
Çopuroğlu?
Evet!
Şimdi ne değişti?
Bir şey değişmedi.
Daha doğrusu Çopuroğlu bir türlü değişmedi,
Değiştirilemedi. Sıkıntı bu!
Şaban Çopuroğlu ismi oturdu mu, oturdu.
Dürüst mü, dürüst.
Doğru biri mi, evet.
Halkta da karşılığı var mı?
Kesinlikle evet.
Peki, şimdi bu Kayseri’deki siyaset baronu,
birkaç isim ne yapmaya çalışıyor?
Çopuroğlu’nu yiyip, değiştirip yerine,
kendi güdümünde birini getirmek istiyor.
Çopuroğlu’nu değiştirebilirler mi?
Evet.
Ama bu isim gerçekten bu sefer tuttu ve
Halkla, tabanla birebir uyumlu hale geldi neredeyse.
Hala değiştirmekte ısrar etmenin ne anlamı var.
Bulmuşsunuz adamı, partiye uymuş,
şehre oturmuş, vatandaşla uyumlu.
Sırf  “şehrin siyaset baronu” 2-3 isimle uyumlu değil diye
Onların her dediğine halka rağmen “hee” demiyor diye,
değiştirmek isteniyor. Değiştirirler mi?
Evet!
Ama sonra, seçimlere bakın, sonuçlara bakın,
Kayseri’deki AK Parti’ye bakın.
Çünkü artık yeter dedik ve diyeceğiz.
Yettiniz gari, inin milletin tepesinden,
Soluk aldırın ve partiyi gerçek samimi
AK Partililerle kucaklaştırın,
Çekilin 2003 ruhunun önünden.
GÖNÜLLÜ-SAMİMİ AK PARTİLİLER
(Bu yazı Çopuroğlu’na destek yazısı değildir, bu yazıyı kaleme alanlar da zaten Çopuroğlu’na hiç oy vermemiş isimlerdir)
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.