Elazığ depremi sonrası yaşananlar bizim İstanbul depremini bir kez daha düşünmemiz gerektiğini bize gösterdi. Nasıl mı?
Başta İçişleri ve Çevre Bakanlarımız olmak üzere bakanlarımızın Elazığ’a üst kurması, gerekli yardımları ve yapılacakları organize etmesi sonrası dikkatimizi çeken çok şey oldu. Her ne kadar depremde çok az bina yıkılmasına rağmen sonrasında bir baktık yüzlerce bina boşaltılıp yıkılmaya başlandı. Deprem öncesinde yapılması gereken kentsel dönüşüm deprem sonrasında yapıldı. İyi de oldu. En azından artçılardan hasarlı binaların etkilenerek yeni can ve mal kayıplarının önüne geçildi.
Bu durum bize 1999 da en fazla 30 yıl sonra olacak denilen tahminin üzerinden 20 yıl geçti. Kaldı on yıl. Bu tarihte en son tarih. O zaman zamanımızın kalmadığını görüyoruz. 15 milyon nüfuslu bir şehirde Elazığ’da yıkılan çürük binaların emsalleri yüzbinlerce binanın İstanbul’da olduğunu biliyoruz. O zaman sormak lazım. Bunları da yıkmak için niye deprem olmasını bekliyoruz.
İstanbul’da ev fiyatları Anadolu’dan çok çok yüksektir. Binaların yapım maliyetleri demir, çimento, fayans, kum, cam, pencere , kapı ,musluk v,s, fiyatları Anadolu ile üç aşağı beş yukarı aynıdır. O halde ev fiyatları neden yüksektir. Arsa fiyatları yüzünden.  Yani Elazığ’da yapılacak bir dairenin maliyeti ile İstanbul’da yapılacak aynı malzemeli yapılarda fiyat % 10 bile fark etmez.
Elazığ’da yıkılan bir binaya en az % 30 rant sağlamaz iseniz yıktığınız evi yeniden yapmanız imkansızdır. Kentsel dönüşüm yapacak yüklenici yeniden yapacağı binanın maliyetinden biraz daha fazla kar elde etmeli ki elini taşın altına koysun. Bu kural kentsel dönüşümün temel kuralıdır. Kentsel dönüşüm yapılacak bina sahipleri yenilenen binaları için para ödemedikleri gibi devletten kira yardımı alabilmeleri karşılığı kentsel dönüşüme onay veriyorlar. Yapımı üstlenen yüklenici ise yıkılan ev sahipleri dışında en az % 30 en fazla % 50 oranında artan daire sayısı kadar daireleri satıp hem binayı yapıp hem de kar elde ediyorlar. Bu arada bina da yenileniyor. Bunun için de en az iki üç kat binaya ilave ediliyor. Tabana dükkanlar yapılıyor.
İstanbul’da bu iş daha da kolay olacağı kanaatindeyim. Çünkü yerine ve mevkiine göre iki ila 4 daire fiyatı  dahi binanın yeniden yapılma maliyetini karşılayabilir. % 10- 20 rant sağlanması dahi yeterli olabilir. Yani çok fazla rant sağlanmasına gerek yoktur. Buradaki en büyük zorluk birbirine bitişik binalarla boş arsa alanının az olmasıdır. Ancak yine de bu iş Elazığ’dan daha ekonomik olarak yapılabilir.
Benim devlete bir çağrım olacak. İstanbul’u yeniden kazanmak ve Ak partiye döndürmek istiyorsanız “biz depremin yaklaştığı nedeniyle Kanal İstanbul’u 2023 sonrasına bırakıyoruz” deyip aynı Elazığ’da olduğu gibi tam bir seferberliğe başlamak gerekir.
Yetişir yetişmez o takdiri ilahiye kalmıştır. Ancak biz tedbir almaya başlamamız gerekir. Kanuni düzenleme gerekiyorsa  yapıp bir seferberlik başlatmak ve öncelikle de çürük binalar tespit edilip bir an önce yıkılması gerekiyor.
Bu iş için de işgücümüz var. İşsizliğimiz azalır. İçeride ekonomimiz ve bankalarımız yeterli değil ise bilhassa Arap sermayesi helal kar elde etmek için yer arıyor. Uluslararası şirketler için de karlı bir iş olacağı için onların da konuya sıcak bakacağına eminim. Birileri bunları düşünüp ön almadan hükümetin acilen bu konuya el atması gerekiyor. Geç bile kaldık.
Bingöl Karlıova gibi uzun yıllar suskun kalmış her an deprem beklenen yerler için de aynı seferberlik depremden önce yapılmalıdır.
Allah yar ve yardımcımız olsun.       
                                                                                  Av. Mustafa İlhan

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.