Develi’de iz bırakan Mimar: Süleyman Unutulmaz
Gazetemiz Yazarı M. Orhan Cebeci bilinmeyen yönleriyle Prof. Dr. Osman Unutulmaz’la, Nam-ı Diğer Tekkeşin Kalfa’sı Develili Mimar Süleyman Unutulmaz üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.
Develi’de “Develi Lisesi”  ile özdeşleşen Mimar Süleyman Unutulmaz ile ilgili yeni bilgi belgeler veren değerli hemşehrim Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekan vekili ve İşletme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman Unutulmaz Hocama teşekkür ediyorum.
Develide iz bırakan Merhum Mimar Süleyman Unutulmaz (Nam-ı Diğer Tekkeşin Kalfa) 1882 tarihinde Develi’de doğdu. Baba Adı: Ahmet, Anne Adı: Fatma hanımdır. 1956 tarihinde doğduğu Develi’de vefat etmiştir.

M. Orhan CEBECİ:
Araştırmalarımda merhum Mimar Süleyman Unutulmaz’ın hayatı ve eserleri hakkında detaylı bir bilgiye ulaşamadım. Develi’de ve çevresinde önemli eserler bırakmış olan dedeniz hakkında kulaktan dolma çok az bilgi paylaşılmış. Görüşmemizde yanlış bilgilere dikkati çekerek beni bilgilendirmiştiniz. Ben de bunları bizimle paylaşır mısınız? Osman Hocam demiştim. Merhum Mimar Süleyman Unutulmaz ile ilgili bilgileri Develi Kültürüne katkı olmasını düşünerek kayıt altına almak istedim. Dedenizle ilgili yeni bilgi ve belgeleri gün ışığına çıkardınız. Bir yanlışı düzeltmek, onu tanıtmak ve yâd etmek için sizinle bu söyleşiyi yapmak istedim. Dedeniz Mimar Süleyman Unutulmazı bize tanıtır mısınız?
Prof. Dr. Osman UNUTULMAZ:
Bana böyle bir fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. Ailesinin tek çocuğu olan Süleyman Unutulmaz Develi’de ikamet eden ailesinden ayrılarak büyük bir cesaretle küçük yaşta okumak için İstanbul’a gitmiş. O günün şartlarında herhangi bir maddi destek alamadığından bir taraftan okula giderken, bir taraftan da hayatını idame ettirmek için bir marangoz yanında çalışmaya başlamış. Hayat şartları çocuk yaşta onu zorlamış olacak ki Rüştiye ikinci sınıfta iken okuldan ayrılmış. Bu arada marangozluğa devam etmiş. Bu meslekte ilerleyen Süleyman Unutulmaz Abdülhamit Han döneminde saray marangozhanesine girmeyi başarmış ve bir müddet orada çalışmış. Daha sonra babası Ahmet Bey İstanbul’a giderek Kayseri’ye dönmesi için kendisini ikna etmiş ve bu şekilde Kayseri’ye dönmüş.

M.O.C.:
Türkiye’nin birçok yerinde okul, köprü, menfez inşa etmiş, yol güzergâhlarının belirlenmesinde önemli rol oynamış. Develi Lisesi ve eski hamam dışında eserinin olduğunu çoğumuz bilmiyoruz. Yaptığı diğer eserleri anlatır mısınız?
Prof. Dr. O. U.:
Cihan harbi ve İstiklâl harbi yıllarında Kayseri askerî imalâthanesinde bulunmuş, askerî kışlaların tamirat ve marangozluk işlerini üstlenmiş.
1923 yılında Çorum Valisinin daveti üzerine Çorum’a gidip ilin merkezinde milli eğitime o zamanki adıyla Maarife ait bir okul inşa etmiş.
1933’te Kars’ta; Ardahan–Yalnız çam yolunun köprü ve menfezlerini yapmış.
Develi-Yavaş, yolunun ve Develi-Tomarza yolunun güzergâh belirme işlerini gerçekleştirmiş.
Yahyalı’da bir yatılı okul inşa etmiş. Yahyalı çarşısının yolları köprülerinin inşa ve tamir işlerini yapmış. Ayrıca İncesu’da bir okul inşa etmiştir.

M.O.C.:
Develi Lisesinin mimarı Süleyman Unutulmaz’ın eseri tüm ihtişamıyla dimdik ayakta, gereği gibi korunduğunu düşünüyor musunuz?
Prof. Dr. O. U.:
Bu kadar bakımsızlığa rağmen halen dimdik ayakta kalmış olan Develi’deki lise binasının yol genişletme çalışmaları sırasında bahçe duvarları yıkılarak zevksiz bir şekilde tekrar yapılmış ve bu nedenle de binanın mimari bütünlüğü tamamen bozulmuştur. Lise bahçesinin kuzey çevre duvarı eski süslü taşları yerine bir kısmı briketle bir kısmı da beton bloklarla yükseltilmiş olup gayet çirkin bir görünüm arz eder hale getirilmiştir. Ayrıca, bina girişindeki iki taraflı yükselen taş merdivenlerin basamakları aşındığı için bina ile hiç de uyum sağlamayan mozaik basamaklar yapılmıştır. Buna ilave olarak bu lise binası çevresine hiç de yakışmayan girişteki bir kısmı yıkılmış nerede ise metruk bir kontrol odası ve oldukça çirkin bir giriş kapısı bulunmaktadır. O güzel tarihi esere bakılırsa girişte buraya çirkin levhaların asıldığı gözden kaçmaz. Binanın mimarisine uygun levhaların çirkinlik oluşturmayacak şekle getirilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Ülkemizin birçok ilinde benzeri bulunmayan; gizli çatısı, çatıya çıkış merdiveni, asma kemerleri ve süslemeleri ile kendisine has bir mimarisi olan bu eser; bu kadar bakımsızlığa rağmen, nerede ise doksan yıla yakın bir zaman diliminde sapasağlam, dimdik ayakta durmayı başarmıştır.
İnsanlar araştırmadan çalakalem yazılar yazıyor. Yakın zamanda bir yazı okudum orada lise bahçesindeki havuzun sonradan yapıldığını yazıyorlar. İnsanlar araştırmacı değil. Daha çevre düzeni yapılırken çekilmiş bir fotoğrafta mimarî güzelliğe uygun oldukça zarif bir havuzun ne zaman yapıldığı da açıkça görülmektedir. O zaman yapılan havuz şimdilerde yok artık. Ne yazık ki o eser de ortadan kaldırılmış.
Bazı insanlar araştırmadan yoksun kitaplar yazıyorlar. Bunlardan birisinin yazarı; Develi Lisesini anlatırken dedem Süleyman Unutulmaz’ı “Bu binanın Mimarlığını yapan Tekkeşin Kalfa, Develi’ye yerleşen Bulgar muhacirlerinden çalışkan ve sanatının eri bir kişidir.” diye bahsediyor. Hâlbuki nüfus kayıtlarında mevcut olan gerçek; baba adı Ahmet ve anne adı Fatma olan Süleyman Unutulmaz’ın. 1882’de Develi’de doğduğu şeklindedir. Bu müellif aynı eserde Lise binasının 1933’te yapıldığından bahsediyor. Hâlbuki Develi belediyesince 29 Nisan 1930 dedeme verilen yeterlik belgesinde lise binasının mimarı olduğu yazılıdır. Bunları araştırmadan yoksun hayal ürünü bilgilerin doğruymuş gibi aktarılmasından duyduğum endişeyi yansıtmak için söylüyorum. İnsan göçmen de olabilir. Göçmen olmak bir kusur ya da bir eksiklik değildir. Kaldı ki Bulgaristan’da Osmanlı toprağının bir paçası idi ve orada da çok sayıda Türk yaşamakta idi ve halen de yaşıyor. Ayrıca aynı yazarın lise ile ilgili bir törende babasının isminin değil de Mimarı Süleyman Unutulmaz’ın isminin anıldığı için üzüldüğünü de müşahede ediyoruz. Şunu unutmamak lazımdır ki eserler mimarları ile anılır.

M. O.C.:
Eski Develi Çarşı Camii ve şadırvanı da dedenizin eseri. Ama şimdi yerine yeni camii yapıldı. Camiinin yıkılması doğru muydu? Eski camii ve şadırvan korunup yeni Çarşı Camii eski pazar yerine, yani merkezi başka bir yere yapılması daha doğru değil miydi?
Prof. Dr. O.U.:
Develi çarşı camii ve şadırvanı korunarak merkezi bir yere daha büyük bir camii yapılabilirdi. Ancak bu tarihi camii yıkılarak yerine daha büyük bir camii yapılmış gerçekten bir sanat eseri olan şadırvanı başka bir yere taşınabilecek iken ne yazık ki yüksek tarihi eser şuuru ile yok edilmiştir.

M.O.C.:
Develi’de eski tarihi binaların çoğu korunamadı, yıkıldı. Eski Maarif binası, Körün Kahvesi, Belediye Gazinosu, eski hamamda bunlardan biri. Hamam ile ilgili birçoğumuzun anısı var. Hamam neden yıkıldı bunu hala anlamış değilim. Hamamın dış kapısından içeri girince büyük bir hole açılan iki katlı soyunma odalarını, ortadaki mermer havuzunu, karşı duvardaki mermer üzerindeki şu yazıyı hatırlıyorum. Belediye Başkanı Hadi Erdoğan zamanında Mimar Süleyman Unutulmaz tarafından yapılmıştır. Gündüz bayanlara, gece erkeklere hizmet veren hamamın mimarisi çok güzeldi. Hamamın ikinci girişinde solda kurnalı bir oda, sağ tarafında tuvaletler vardı. Sıcaktan bunalanlar buraya çıkardı. Yüksek kubbeli hamamın tavanında yuvarlak pencereler vardı. Hamamın girişinde büyük bir göbektaşı, sağda ve solda iki küçük tek kurnalı oda ve mermerden kurnalar vardı. Peştemal asılan her kurnanın başındaki askıları da unutmamak gerekir. İlave ücret verdiğiniz zaman kese yapan (Tellak)bulunurdu. Hamamla ilgili sizin ilave etmek istedikleriniz var mıdır?
Prof.Dr.O.U.:
Çocukluk yıllarımdan hatırladığım kadarıyla; Develi hamamı da mimari değeri olan bir eser idi. Hamama girdiğinizde ruhunuzu rahatlatan, şırıl şırıl su sesleri ile sizi karşılayan mermer bir havuz fıskiyesi ve alt haznesinde orta büyüklükte rengârenk Japon balıkları karşılardı. Giriş holünün iki tarafında iki katlı oldukça zarif minik soyunma odaları bulunurdu. Siz teferruatlı bir şekilde hamamın yapısına değindiniz. Ancak hamam ile ilgili bir hatırayı da nakletmeden geçemeyeceğim. Dedem Süleyman Unutulmaz çok araştırmacı bir insan idi. Develi hamamını yapmadan önce İstanbul’a giderek oradaki hamamları incelemiş ve daha sonra Develi hamamını yapmış.
Bir tarihi eser olan bu hamam da ne yazık ki hiç anlamsız bir şekilde yıkılarak ortadan kaldırılmıştır.
 
M.O.C.:
Belediye Bahçesi ve eski kesme taştan yapılan binalar da korunamadı. 50 yıl önceki eski halini anlatır mısınız?
Prof.Dr.O.U.:
Develi Belediye Bahçesi (Bahçenin düzenlenmesi ve bahçedeki yapılar. Bahçe ile yol arasında 5 metre civarlarında bir kot farkı vardı. Bahçenin güney cephesinde bir girişten bahçeye inilirdi. Girişteki taş merdivenler aşağı inildikçe çapı genişleyen yarım dairelerden oluşurdu. Bu merdiven de gerçekten bir şaheser idi. Bu da yok edildi.)
Zaman içerisinde daha da güzelleştirilmesi beklenirken; belediye bahçesi de eski görkem ve güzelliğinden uzak, zevksiz parselasyonlarla harap edilmiş vaziyettedir.

M. O.C.:
Camikebir camii ayakta kalan tarihi eserlerden biri. Mihrabın bir özelliği var bunu ilk kez sizden duydum.
Prof.Dr.O.U.:
Everek Camikebir Selçuklu tarzında iki tarafındaki sütunları bu gün bile hala dönen bir mihrap inşası. Bu mihrap, dönen sütunları süslemeleri ve yapılış tarzı ile görülmeye değer bir mimari şaheserdir.

M.O.C.:
İstiklal İlkokulu’nun arkasında hastane caddesindeki alemdarların evi Aygösten’deki birkaç ev gibi zamana inat hala ayakta.
Prof.Dr.O.U:
Alemdarlar için bugünkü Hastane Caddesi’nde inşa ettiği zarif çevre duvarları, bahçe düzeni ve mimarisi olan bir ev hala ayakta ama koruma altına alınması lazım.

M. O.C.:
Develi’ye Aksu’dan su getirilmesi olayını ilk kez sizden öğrendim. Bu su nasıl getirildi?
Prof.Dr.O.U:
Aksu’nun Develi’ye getirilişi: O yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nin Teksas Eyaleti’nin Dallas şehrinde bulunan oğlu Ahmet Unutulmaz’a bir mektup yazarak “Oğlum Develi’ye Erciyes’ten su getireceğiz, oradaki üniversitelerden araştır bakalım, bu suyu buraya getirmek için ne tür bir boru kullanmak daha sağlıklı olur?” diye soruyor. Ahmet Unutulmaz’ın cevabı mektubunda konu ile ilgili kısım şöyle; “Babacığım cevabım gecikti sebebi ise buradaki üniversitenin hidrolik bölümüne gittim ama ilgili Profesör tatilde imiş ilk gidişte bilgi alamadım. Üniversiteye tekrardan gidip kendisi ile
konuyu görüştüm orada pik boru kullanmanın sağlıklı olacağını söyledi.”  Bu bilgilerle Aksu Develi’ye pik borularla getiriliyor.

M.O.C.:
Unutulmaz soyadının Unutmaz olarak birileri tarafından değiştirilmesinin bir hikayesi var demiştiniz. Bunda bir kasıt olduğunu düşünüyor musunuz?
Prof.Dr.O.U:
Develi Nüfus dairesinde soyadımız birileri tarafından değiştirilmiş. 29 Haziran 2016 tarihinde alınan Nüfus Kayıt Örneğinde dedemin Soyadı Unutmaz olarak gözükmektedir.
Soyadı kanunundan önce kendisine tevdi edilen çeşitli yeterlik ve takdir belgelerinde;
17 Haziran 1926’da Osmanlıca olarak kaleme alınan Türkiye Cumhuriyeti Çorum Ma’ârif Müdürlüğü antetli belgede Maarif Müdürü tarafından kendisine hitaben yazılan yazıda Mimar Süleyman Bey
*29 Nisan 1930’da kendisine Develi Belediye Riyaseti tarafından verilen yaptığı işleri gösteren bir yeterlik belgesinde; On seneye garip Belediyemiz Mimar ve Kalfalığında bulunan Everek Reşadiye Mahallesi’nden Ahmet Süleyman Efendi
*23/10/1933’de kendisine Kayseri Nafia verilen takdir belgesinde: Reşadiye Mahallesi’nden Ahmet oğlu bay Süleyman.
*23/03/1935’te kendisine Develi Kaymakamlığınca verilen takdir belgesinde: Develi Kazası’nın Reşadiye Mahallesi’nden Ahmet oğlu bay Süleyman.
Soyadı kanunu çıktıktan sonra meydana getirdiği bu görkemli eserlerden ve oldukça başarılı çalışmalarından dolayı kendisine Unutulmaz soyadı verilmiştir.
Bayındırlık Bakanlığı Kayseri Bayındırlık İl Müdürlüğünden kendisine verilen Bayındırlık Bakanı onaylı 11 MAYIS 1946 tarihli yeterlik belgesinde de kendisinin soyadı Unutulmaz olarak yazılmıştır. Bu belge ektedir.
Ancak daha sonra birileri hiç alakası olmadığı halde Develi Nüfus Müdürlüğü’nde kendi soyadlarını Unutulmaz bizim soyadımızı da Unutmaz olarak değiştirmeyi nasıl başardılarsa başarmışlar.

M.O.C.:
Hocam siz soyadınızı ne zaman değiştirdiniz?
Prof.Dr.O.U:
Benim soyadım da ilkokul, ortaokul ve lise birinci sınıfta Unutulmaz idi. Kabataş Erkek lisesi’ne ikinci sınıfta kayıt yaptırırken nüfus cüzdanı değiştiği için soyadım Unutmaz oluverdi. Sonra ben Amerika’da Doktora Eğitimi yaparken babam mahkemeye vererek Soyadını Unutulmaz olarak tekrar düzelttirmiş ancak ben 18 yaş üzeri olduğum için doktora derecemi alıp Türkiye’ye döndüğümde ailede benim soyadım Unutmaz diğer aile fertlerininki Unutulmaz idi. Sonra ben de ayrıca dava açarak soyadımı Unutulmaz olarak düzelttirmiş oldum.

M.O.C.:
Dedenizden size mal ve mülk kaldı mı? Yaptığı bu evlerden neden bir tanesini almadı?
Prof. Dr. O.U:
Develi’den Ermeni ve Rumlar göç ederken gayrimenkullerini alması için dedeme teklif etmişler dedem de “Bunlar pek gönüllü gitmiyorlar” diye teklif ettikleri halde 1 metrekare bile mülk almamış.
Ben 8-10 yaşlarında idim,  bahçe komşumuz bir Ermeni İstanbul’a göç ederken babama “İbrahim efendi komşuyuz burası size yakışır” diye teklif etti ama aynı sebeple babam da o bahçeyi almadı. Sonradan gördük ki biz daha dünyada değilken göç etmek durumunda olan insanların mallarını cüz’i paralarla alanlara bu mallar pek de yaramadı.

M.O.C.:
Develi’de (eski adı Everek) Türk, Rum, Ermeni ilişkileri üzerine birkaç hatıra hatırlıyorum demiştiniz. Bu anıları okuyucularımızla paylaşabilir miyiz?
Prof.Dr.O.U:
1961 yılı bir Mayıs akşamı idi Aşağı Everek Unutulmaz sokaktaki evimizin önünde bir taksi durdu ve şoför; takside üç kişi olduğunu ve dedemleri veya onların çocuklarından birilerini sorduklarını ve bu nedenle de bize getirdiğini söyledi. Araçta bir erkek ve iki bayan vardı. Filip bey Reşadiye Mahallesinde dedemlerin kapı komşusu olduklarını ve büyük amcam Musa Unutulmaz’ın arkadaşı olduğunu ve 7-8 yaşlarında İstanbul’a gittiklerini söyledi Bayanlardan Despino hanımın eşi ve Diğer Bayan Sofia’nın da baldızı olduğunu söyledi. Onlar Develi’den ayrıldıklarında babam daha doğmamış imiş. Tanışma ve hoşbeşten sonra Musa amcamı sordular onun İstanbul’a yerleştiğini söyledi babam. Biraz sonra otele gitmek istediler ama babam kesinlikle olmaz evimiz geniş bir odayı eşinizle size diğer odayı da baldızınıza tahsis ederim dedi ve onları evimizde kalmaya ikna etti. 15 gün bizde kaldılar. Özlem duyduğu her yeri gezdirdik. Bu arada Filip beyin Beyoğlu’nda çok meşhur bir köfteci olduğunu öğrendik. Kendisi Lahmacun içi hazırladı ve Aşağı Everek’teki Sadık ustanın fırınına gittik orada hamur büyüklüğü ile ilgili bilgiler verdi ve usta da bu misafirin isteklerini memnuniyetle yerine getirdi.
Daha sonraki bir zaman diliminde Öner Güney Bey Beyoğlu’nda Filip Ustayı ziyarete gittiğinde köfte almak için uzun kuyrukların oluştuğunu ancak Öner Bey kendisinin Develi’den geldiğini söylediği zaman Filip Usta kuyruktakilere “Kusura bakmayın bir hemşehrim gelmiş önce ona servis yapacağım” dediğini ve para da almadığını anlattı.
Filip Ustayı İstanbul’da Musa amcamla da buluşturduk ve hep çocukluk yıllarını yâd ettiler.
Filip Usta eşiyle daha sonraki yıllarda üç beş yaz Develi’ye gelmiş ve Develi’de otelde kalmış.
Ben de çocukluğumda hatırlarım birçok Ermeni vardı Develi’de. Bizlere onlara karşı hiçbir düşmanlık aşılanmadı. İlişkilerimiz oldukça iyiydi. Kökenine bakılmaksızın komşular birbirleri ile gayet iyi ilişkiler içinde idi. Herkes birbirinin halini hatırını sorardı.
Yıl 1954 Ben dört yaşında idim dedem Süleyman Unutulmaz ile Aşağı Everek’ten Reşadiye Mahallesindeki evimize gidiyorduk. Yol üzerinde Ermeni ve Türk evleri vardı. Türk ve Ermeni kadınlar bir evin önünde oturuyorlardı. Dedem ile ben onlara yaklaştığımızda hepsi ayağa kalktı ve yüzlerini duvara çevirdiler. Bu durumda bir Ermeni bayan dedeme “Tekkeşin Efendi Fatma hanım nasıl selam söyle” demişti. Bu da hiç unutamadığım bir hadisedir.

M.O.C.:
Develi kültür mirası için çok önemli bilgiler verdiniz anılarınızı paylaştınız. Çok teşekkür ederim hocam. Dedeniz Mimar Süleyman Unutulmaz’ın ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Prof. Dr. O.U:
Asıl böyle bir fırsatı verdiğiniz için şahsım ve ailem adına ben size teşekkür ederim.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.