MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 8 Ocak’ta gazete ve televizyonların Ankara Temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen, haber kanallarının canlı verdiği basın toplantısında milletin çıkarının, ülkenin çıkarının partisinden önde geldiğini bir kez daha gösterip “Cumhuriyet tarihinin üçüncü evresini oluşturan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde aday göstermeyip Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğiz” diye açık açık söyledi. 
2019 seçimlerine 20 aydan fazla kala bir sürede Devlet Bahçeli’nin bu net açıklaması kamuoyunda iki farklı değerlendirmeye muhatap oldu. Birincisi; iktidar partisi olan AK Parti tarafından memnuniyet verici olarak değerlendirdi. İkincisi ise ‘Hayır’ cephesi tarafından ‘MHP yarıştan çekildi, partinin kapısına kilit vuruldu’ gibi haksız eleştirilere muhatap oldu. Neden mi? Çünkü 7 Haziran 2015’te MHP’ye başbakanlık vaat edip HDP’yi de yanlarına alarak hükümet kurmayı teklif eden bu ‘Hayır cephesiydi.” Şimdi de ‘Neden AK Parti ile ittifak kuruyorsunuz’ diye kıyamet kopartılmak isteniyor.
MHP Lideri Devlet Bahçeli son birkaç yıldır önemli çıkışlarda bulundu. Ve bu çizgisini hiç kaybetmedi. 7 Haziran, 15 Temmuz, 16 Nisan… Bunu da şu cümlelerle izah etti “Benim aklım hep Türkiye’dir arkadaşlar. MHP’nin Cumhurbaşkanı adayı yoktur. Genel Başkan da aday olmayacaktır. MHP, Yenikapı ruhuyla hareket ederek Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararı alır. Bu kadar nettir.” İşte Sayın Bahçeli’nin kafasındaki düşünce bu kadar net bir şekilde ifade edilmiş oldu.
Bunu söylerken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin önemini tarihsel süreç içeresinde şu cümlelerle ifade etti: “1. Cumhuriyetin kuruluş dönemi, 2. 1946 çok partili hayata geçiş, şimdi de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak cumhuriyet tarihinin 3. Evresi olmuştur.” Bahçeli ortaya tarihi bir duruş koyuyor ve bunun karşılığında kurulacak olan hükümet için herhangi bir pazarlık peşinde olmadıklarını “MHP’nin böyle bir pazarlığın parçası olmayacağının” taahhüdünü veriyor.
Bunu MHP 7 Haziran’da da gösterdi. CHP’nin başbakanlık vaadine rağmen içinde HDP’nin de olduğu bir koalisyonu elinin tersiyle itti. Bahçeli’nin bu süreçte tek şartı var; “ittifak olacaksa bunu yasal zemine oturtmalıyız.” Bunun formülünü de yine basın toplantısında açıkladı. İttifak yapan partiler ayrı ayrı seçime girecek. Her partinin aldığı oy belli olacak. Aynı zamanda ittifak eden partilerin toplam oyu ‘ittifak çatısına’ yazılacak. Yani milletvekili adayları kendi partisinin listesinden seçilecek.
Bir de baraj konusu var. Yüzde 10 barajının ağır olduğunu vurgulayan Devlet Bahçeli’yi oran verme noktasında sıkıştıran gazetecilere Bahçeli yine esprili bir dille cevap verip “Yüzde 12 diyeyim de tartışma bitsin” dedi. Türkiye seçim sisteminde yüzde 7 oy olan partiler hazineden yardım alabiliyor. Bu yardım siyasi partiler için çok önemli.
Bahçeli’nin basın toplantısındaki rahat hareketleri ve açık konuşmasından çıkan sonuç şu: MHP çıkar peşinde değil. Parti kimliğinin kaybolmayacağı yasal bir ittifak istiyor. Ülkenin payidar olmasını istiyor. Devletine ve milletine sahip çıkıyor. Ben milliyim ve yerliyim diyor. Siyasi bir pazarlık içine girmiyor. Ülkeyi iyi yönetecek kişiyi seçmek istiyor. Öyle ki burada 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e de uyarılarda bulunuyor.
Geriye şu kalıyor: MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin bu açık ve net tutumuna karşı AK Parti’nin uyum yasalarıyla seçim ittifakını (Bahçeli’nin modeli ile) yasal zemine nasıl oturtacağı…
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.