Önyargı ve alışkanlıklarımız çoğunlukla önümüzdeki en ciddi engelleri teşkil ederler.

Genellikle birisine kendi hatalarını farklı biçimlerde yapmış olmaları gereken şeyleri ve o bireye nasıl bir biçimde doğru yapacağını açıklamak "özel merak alanımıza(!)" girer.
 
Başkalarını yalnızken veya diğer insanların önünde "düzeltmek" için fırsat kollarız adeta...
 
Asıl itibari ile, tüm bu davranışlarımızın varacağı nokta birini veya birilerini mutsuz edip sonucunda kendimizi de mutsuz hale getireceğimizdir.
 
Farklı bir ifade biçimiyle, başkalarına haddini bildirmek, onları düzeltmenin ve bizim haklı, başka insanların haksız olduklarını gösterme hevesimizin temelinde yatan gerçek egomuzun yansımasıdır.
 
Farkında mısınız bilemiyorum!
 
Yanlış bir anlayış ile, başkasının hatasını ortaya çıkarmanın bizim haklılığımızı gösterdiğini ve bu nedenle de kendimizi daha iyi hissettiğimizi düşünürüz.
 
Oysa gerçekte birisine haddini bildirdikten sonra nasıl hissettiğinize dikkat ederseniz, haddi bildirme olayı sonrası kendinizi çok daha kötü hissedersiniz.

Benliğimizin şefkat kaynağı olan yüreğimiz bilecektir ki, bir başkasını zor durumda bıraktıktan, yaraladıktan sonra kendimizi iyi hissetmemiz mümkün olmayacaktır.
 
Dolayısıyla bunun tam tersini uyguladığımızda yani insanları onure edip morallerini yükselttiğimizde, onların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağladığımızda, sevinçleri paylaştığınızda, kendimizi nasıl da mutlu ve huzurlu hissederiz farkında mısınız?
 
Lütfen karşınızdaki insan yanılsa da, yanlış yapsa da kendinizi frenleyin ve o insanı acımasızca, futursuzca eleştirmeyiniz.
 
İnsan bir iletişimden ne bekler diyecek olursanız, büyük bir ihtimalle karşılıklı konuşmanızın, iletişiminizin olumlu ve huzurlu geçmesini, her iki tarafında dostça iyi duygularla ayrılmasını beklersiniz.
 
Dolayısıyla haklı çıkma isteğini bastırıp, huzurlu ve mutlu olmanın daha uygun olacağını, içinizde huzurlu bir duygunun tomurcuk misali açtığını fark edeceksiniz.
 
Zaman zaman çevremizdeki diğer insanlarla sohbet ederken, başarılı geçen bir işin faturasını "benim fikrim" diye başkalarının tüm payını kendimize kanalize ederek söyleyebiliyoruz.
 
Oysa yapmamız gereken başarı da payı olan tüm insanların kendi üstlerine düşen payı almalarını sağlamak olmalıdır.
 
Lütfen sürekli haklı çıkma çaba ve gayreti içerisinde olmayın.
 
Sürekli haklı çıkmakta ısrarcı olursanız çoğunlukla sonucunda ciddi bir bedel ödeyen siz olursunuz.
 
Pozitif, uyumlu bir insan olabilmek için çoğunlukla paylaşmayı ve verici olmayı tercih etmeniz gerekir.
 
Bu hususta en olumlu başlangıcı da karşılaşacağınız ilk kişiyle, gireceğiniz diyalogla ortaya koyabilirsiniz.
 
Bu performans ve yeteneğin bizzat kendinizde olduğunu fark edersiniz.
 
Sonuç olarak, ne ekerseniz onu biçersiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Metin Çınar 2 hafta önce

Sevgili dost ve güzel arkadaşım yazınızı yarın yazılıya girecek bir öğrenci Eda'sıyla tekrar tekrar okudum. Çok özel be derin bir konuyu işlemişsiniz. Toplumumuzun ortak bir sorununu dile getirmiş ve dikkati bu doğrultuya çekmişsiniz hepsine tereddütsüz katılıyor ve bu güzel yazınızdan dolayı sizi tebrik ediyorum. Bir cümle de olsa katkı sağlamak için " haklı olmanın insanlara mutluluk getirmeyeceğini, öyle olsaydı hapishanelerin haklılarla dolu olduğunu ama hiçbirine mutluluk getirmediğini" söyleyerek katkıda bulunmak istedim. Saygı ve selamlarımla. Metin Çınar

Avatar
Seyit ömer Tümtürk 1 hafta önce

Çok önemli bir konuyu kaleme aldığınız ve farkındalığımıza katkılarınız icin teşekkürler