15 Temmuz hain darbe girişiminin seneyi devriyesinin arifesinde,  o akıllardan silinmeyecek, sabaha kadar büyük sancılar yaşamamıza sebep olan, o zor, karanlık, puslu geceye tekrardan gidiyoruz.
Öncelikle şunu açıkça dile getirmek lazım; dünyanın neresinde olursa olsun, halkın aklıyla dalga geçercesine, “DEMOKRASİ” adı altında, halkın özgür iradesiyle seçtiği liderini, saf dışı bırakmak kesinlikle kabul edilemez. Darbeye teşebbüs eden veya darbe yapan kim olursa olsun; kesinlikle saygıyı hak etmez. Eğer ki demokrasi ile yönetilip, hukuk kuralları ile daha şeffaf ve yaşanabilir bir ülkede yaşıyorsanız; zaten darbeci zihniyetlere kesinlikle saygı göstermeniz beklenemez.
Bir ülkede söz söyleme yetkisinin yegâne temsilcisi halktır. Halk, kimi isterse onu seçer veya seçimlerde vereceği kararla, yönetimde olan iktidarı tarih sahnesine gömer. Halktan, üstün olan hiçbir yapı yoktur. Ve onun için de halkın yöneticilerini yine halk seçer. Askerin veya herhangi bir yapının yönetime el koyması asla kabul edilemez.
Her darbe ve darbe girişimi ülkenin uzun yıllar sıkıntı yaşamasına, gelişim göstermemesine sebep olur. Gerçekleştirilen darbelerden sonra, yönetim kadroları ve ülkenin hemen hemen her biriminde değişiklik olacağı için zaten ilk kayıplarda buralarda meydana gelir. Darbelerden veya darbe girişimlerinden sonra kaybeden ülke, insanlık ve Türkiye gibi zorda kalana; ümmet, insanlık adına yardıma giden bir ülke iseniz de kaybeden size umut bağlayan bütün mazlumlar olur.
Cumhuriyet’in ilanından sonra meydana gelen darbelere ve darbe girişimlerine bakıldığı zaman nedense özellikle tek başına iktidarların olduğu, halkın yönetimde sözde değil; özde söz sahibi olabildiği dönemlerde darbeler gerçekleşmiştir. Çünkü ülkenin kalkınması için, ellerinden gelenin fazlasını yapıp, ülkenin refah seviyesini yükseltmek isteyenlere karşı; istedikleri gibi at koşturanlar tahammül edememişlerdir. Ülkenin ilerlemesinden ziyade kendi çıkarlarını önemli gören darbeci zihniyetler, kendi çıkarlarını esas alıp, ülkenin asıl sahibi olan halkı, saf dışı bırakmışlardır.15 Temmuz hain darbe girişimi de aynı zihniyete sahip satılmışlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
15 Temmuz Hain Darbe Girişimi; prangalarından kurtulma yolunda emin adımlarla ilerleyen ülkemizi; tekrardan prangalara mahkûm için, sureti haktan görünen satılık alçaklar tarafından gerçekleştirilmiştir.
15 Temmuz Direnişi; kültür erozyonu uygulanıp, kodlarıyla oynandığı zannedilen aziz bir milletin “VATAN” söz konusu olduğu zaman tekrardan geçmişiyle vücut bulmasının adıdır.
15 Temmuz Direnişi; Ezan sesinin bu topraklardan eksik olmaması, Albayrak’ın göklerden inmemesi için; Çanakkale Destanı’yla dünyaya nam salan bir ecdat torunlarının yine Türk Kürt, Laz, Çerkez, Arap vb. fark etmeksizin tek yürek, yekvücut olup ülkeyi başkalarına kaptırmamasının 21. yüzyıldaki eşsiz örneğidir.
15 Temmuz Hain Darbe Girişimi’ne karşı verilen mücadele; bizdeki; birlik, beraberlik, kardeşlik ruhunu tekrardan güçlendirip, VATAN söz konusu olduğu zaman tanka,tüfeğe kafa tutmanın, sevdiklerinden sevenlerinden biran bile şüphe etmeksizin vazgeçebilmenin, Ömer Halisdemir gibi babayiğitlerin bu coğrafyada kirli oyunları bozmada ne kadar kutsal görevler üstlenebildiğini göstermesinin yanında; ayrıca ellerimize tutuşturulup, bizleri doğru ve fayda sağlaması amacıyla kullanılmadığı takdirde mankurtlaşma yolunda yönlendirme amacına hizmet eden sosyal medya ve android cihazların adeta bir silaha dönüşmesiyle de büyük katkılar sağlamıştır. Sayın Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın telefon üzerinden halkı meydanlara davet etmesi ve toplumumuzun büyük çoğunluğunun kullandığı sosyal medya araçları üzerinden meydanlara akın etmesi de bizlere en büyük katkıları olmuştur. Yani onları yine onların silahlarıyla vurmuş olduk.
Bir diğer önemli olan husus da 15 Temmuz gecesi ve sonrasında yaşadığımız süreçte; Türkiye’nin sadece 783.562 km kare ve 79.51 milyon nüfustan ibaret olmadığını bir kez daha anlamış olduk. Dünyanın farklı bölgelerinden, ülkemizin düşmemesi için dua eden mazlumlar da bunun kanıtıdır. 15 Temmuz ile birlikte dünyaya demokrasi, vatan müdafaasında neler yapılabildiğini ve yapılması gerekenleri de en güzel şekilde göstermiş olduk. Ayrıca Türkiye’de gerçekleştirilen darbe girişimine karşı, darbenin halk tarafından püskürtülmesinden ilham alan Brezilya halkı, kendi ülkelerindeki darbe sırasında da kendi ülkelerinin bayraklarını taşımalarının yanında, Ayyıldız’lı bayrağımızı da taşımları bizleri ziyadesiyle mutlu etmiştir.
15 Temmuz kanlı darbe girişimi sürecinde çok acılar çektik. 249 tane vatan sevdalısı yiğidimizi toprağa gömdük. 2 bin küsür tane gazimiz var. Ama o kadar sıkıntıya, acıya rağmen bu toprakları işgal etmek isteyenlere fırsat vermedik hamdolsun. Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi bu kanlı darbeyi gerçekleştirenlerden suçları kesinleşen satılık alçaklara karşı, idam getirilmesi belki acıları tam anlamıyla hafifletmeyecek olsa da ciğerlerin soğumasında etkili olacaktır.
Son olarak Rabbimden duam, dileğim, temennim hani Milli Şairimiz diyor ya: “Rabbim, bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın.” Ben de diyorum ki “ Rabbim, iman dolu göğüslere sahip, bu toprakların sevdalısı yiğitlere, bir daha 15 Temmuz gibi çok zor bir süreci ve darbeleri yaşattırmasın”
 
 
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.