Çevremizdeki fakir fukaraya biz bize yeteriz kampanyası ile devletimiz ulaşmaya çalışacak. Bizlerde duyarlı olur ve devlete yardımcı olursak bu sıkıntılı günleri kolay olmasa da aşmaya çalışırız.
            Nasıl duyarlı olmalıyız konusunda biraz örnekler vererek dikkatleri çekmek istiyorum. Normal olarak çalışıp da  zorunlu kapatılan işyerlerinde çalışıp ilk defa işsiz kalanlar nereye nasıl başvuracağını bilemezler. Utanırlar, sıkılırlar yardım istemeye. En çok dikkatimizi bu kimseler üzerine çevirmeliyiz.
            Zaten işsiz olan ve çalışamayanlar sivil toplum örgütleri tarafından daha önce de yardımlar yapıldığı için kayıt altındadırlar. Bizler ilk defa işsiz kalan ve ihtiyaç sahibi olacak kimseleri çevremizde tespit edip kaymakamlıklara, muhtarlıklara bildirmemiz gerekir.
            Şeffaflık ise şiarımız olmalı. Ne kadar para toplandı. Nasıl ve nerelere yardım edildi ise en azından kamuoyuna açıklanmasa dahi içerisinde muhalefet temsilcilerinin da olduğu komisyona bilgi verilmelidir.
            Devletimizin bütün ileri gelenleri adeta yalvarırcasına evde kal diye ısrar etmekler. Buna yüzde 95 oranında uyulduğu gözlemleniyor. Bir hastanın kendini karantinaya almadığı takdirde yüzlerce kişiye bulaştırdığı artık herkesçe kabul edilen bir gerçek. O halde hastalık şüphesi dahi olan herkesin derhal işi gücü bırakıp eşi dahil kimse ile görüşmeden kendi bir sağlık kuruluşuna başvurması  gerekir. Bu aşamada toplu ulaşım araçlarını kullanmaması lazımdır. Bana bir şey olmaz hiçbir kimsenin söylemeyeceği bir söz olmalıdır. Ülkelerin başbakanları dahi bu hastalığa yakalanabiliyorsa ve köylere dahi ulaşmış karantina yapılıyorsa bana da bir şey olabilir diye düşünmeliyiz.
            Televizyonlarda yapılan tartışmalar her ne kadar ufkumuzu açsa da bazı konuşan kimseler açıkça provokasyon yapıyorlar. Son günlerde sokağa çıkma yasağını savunanlar artmış görünüyor. Yüzde doksan beş zaten sokağa çıkmıyorsa bırakın da yüzde beş dışarıda kalıp ekonominin çarklarını döndürmeye çalışsın. Teması en aza indirerek hizmetlerin aksamaması için gayret göstereceğiz.
            Hamdolsun Vefa destek gurubu polis ve jandarmalarımız evden çıkması yasak olanlara bir telefonla nasıl yardım ettiklerini görüyoruz. Herkese bu yasak gelirse bu hizmete yetişebilmeleri mümkün değil. Kaldı ki hiçbir Avrupa ülkesinde dahi tam bir sokağa çıkma yasağı uygulanmıyor.
            Almanya’da ikiden fazla kişinin birlikte yürümesi ve alışveriş vs dışında dışarıda olması yasaklanmış. Belki en sıkı uygulama bu. Ancak görüyoruz ki herkes alışverişini kendisi yapabiliyor. Aylak aylak gezen olursa da Alman polisinin acımasızlığını bildiğimiz gibi cezayı yiyorlar. Almanlar en çok cezadan korkarlar. O nedenle Almanya’ya polis devleti desek yanlış olmaz.
            Biz de öyle mi? Polis ikaz ettiği halde kafa tutuyoruz. Devletimiz ikaz ile yetinilmesi ceza yazılmaması talimatını veriyor. Çünkü kimsenin devletine düşman olmasını istemiyor. Bizim de bu durumu istismar etmememiz gerekir.  
            Bu günlerde geçecek. Tarih Türk milletinin dayanışması ve kurallara uygun davranışlarını yazacak. Bizim milletimizin farkı inşallah istatistiklere de yansıyacak.
Allah yar ve yardımcımız olsun.                   
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.