İş adamı Mehmet Kabak: İşsizlik yok, iş beğenmeme var

Mehmet Kapak ile yapılan söz konusu söyleşi şu şekilde:
Bizlere zaman ayırdığınız için Kayseri OSB Yönetimi adına sizlere teşekkür ediyoruz. Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
1952 Hacılar doğumluyum. İlkokul tahsilimi Hacılar Merkezde yaptım. Hacılar İlkokulu’nda iken bir öğretmenimiz vardı, kendisine sabahları süt götürürdüm, sütünü eve bırakır dolmuşla okula dönerdim. Aşağı yukarı 10 yaş civarlarında öğle aralarında su ve simit satardım, hava soğuk olursa boya yapardık.1964 yılında ilkokulu bitirdik. Sonra ticaret hayatımızda örnek alacağımız şahıslardan bir tanesi Özbek Manifaturanın sahipleri Seyit ve Zübeyir Özbek kardeşlerin yanında 4 sene tezgâhtarlık yaptım.
Ticareti o insanlardan öğrendim. Askere gitmeden çıraklık dönemimiz var. Gece demedik, gündüz demedik çalıştık. 1974’ de askere gittim, askerden döndükten sonra kendi işimiz olan demirciliğe başladım. İnşaatlarda yapılan balkon, merdiven korkuluğu gibi işlere başladım 17 sene devam ettirdim. Belli başlı müteahhitler vardı. Uzun süre bir aile gibi teklifsiz çalıştık. Bu arada çelik kapı sektörü yeni yeni gündeme geldi. Biz bu çelik kapı işini nasıl yaparız derken, buna yönelmeye karar verdik. İzniniz olursa bu işe nasıl girdiğimizin ilginç bir hatırası var, onu anlatayım sizlere.
Buyurun tabii anlatabilirsiniz. Eski sanayide demircilik yaptığımız dönemde bir arkadaşımıza fason iş yaptırıyorduk. Oğlum Turan’a bir gün şöyle dedim: “Evladım, biz bu kapı işini nasıl öğreneceğiz? Seni bu fason işi yaptırdığımız, daha sonra kapı üretimine geçen kardeşimizin yanına yardım ediyor maksadıyla göndereceğim, sen bu kapı işini öğreneceksin.” 1 haftada 12 kapıyı yaptılar. Turan geldi; “tamam baba yaparız”, dedi. O zaman imkân yok, maddi durum yok, profilleri fason olarak büktürüyoruz, kendimiz yapıyoruz. Gücümüzün yettiği kadar çeşitli illerde satıyoruz. Ağaç işlerinde 200 m2 dükkân tuttuk. Turan; “35m2’den 200m2’ye geldik, burada ne yapacağız?” dedi. Kocaman dükkân. “Oğlum dur bakalım”, dedim işe başladık. İş daha ilerledi çeşitli illerde bayilerimiz olmaya başladı, derken 400 m2’ye çıktık. Esas ilginç olan; o günkü Belediye Başkanımız Ekrem Baktır, Hacılar Organize Sanayi Bölgesi olarak bizleri organize etti. Allah razı olsun, biz merkez organize ile birleştiğimizde, 95 fabrikamız vardı. “Siz yapın, biz size uyalım”, dedi. Eğer o günkü prosedürleri uygulasa hiçbirimiz iş sahibi olamazdık. Buralar tarlaydı, o zaman aldık, yerimizi bu defa 400 m2’den 2000 m2’ye çıkardık. 1995’ de inşaata başladık 1998’ de burada işe başladık. Turan gene baktı, “baba bura kocaman, nasıl dolduracağız?” dedi. 35 m2, 200 m2, 400 m2derken 2000 m2’ye çıktık, sürekli genişledik. Bu bile yetmez oldu. 1000 m2 daha ilave ettik, o da yetmedi bu defa tekrar 3000 m2 ilave ettik. Şu anda 9750 m2 kapalı alanımız var. Çelik kapı ve iç kapı imalatına başladık. Alt yapımız hazırdı; 2008 krizi biraz bizi etkiledi. Bizde; “aman ayağımızı yorganımıza göre uzatalım”, dedik. Biz bu sektörde bu duruma geldik ve hiçbir bankadan 1 kuruş para kullanmadık. 25 bin m2 olan bir arsamızda, 18 bin m2 metrekare yer kapatıyoruz. Öz sermayemizle, faize düşmeden çok şükür. Rahmetli Sabancı’nın sözü var ‘’Çalış kardeşim, çalış memleketin çalışmaya üretmeye ihtiyacı var’’ bu söz hiç aklımdan çıkmaz.
Enteresan bir iş hayatınız var. Sıfırdan bu noktaya gelmek kolay değil. Sizi takdir etmemek mümkün değil. Efendim, buradaki sohbetimizin asıl amacı, gençlerimize siz değerli büyüklerimizin bu günlere kolay gelmediklerinizin nasihatleri olsun. İşe aldığınız gençlerde ne gibi özellikler ararsınız?
İşe gelen gençlerimizde ilk aradığımız, işi benimsemeli. İşte herhangi bir kusurun kendine değil, hatta bize de değil, Türkiye’ye yansıdığını düşünmeli. Akşamın işini sabaha koymayacak, samimiyeti suistimal etmeyecek, yaptığı işi başta kendi sevecek. Çalıştığı yerde kullandığı malzemelere dikkat edecek, israf etmeyecek, lüzumsuz harcamayacak. Demircilik dönemimizde elemanlara hep; “Allah size de bir dükkân versin, işçi ile çalışın görün”, derdim. Şu anda 3 tanesinin eski sanayide işyeri var. Sokaktan girdiğimde elimi öperler. “O günkü dediklerine geldik, ama bugün fark edebildik” derler.
Sizler sadece teknik konularla değil, maddi konularla da uğraşıyorsunuz. Kayseri’nin huyundan, suyundan, asaletinden kaynaklanan özel durumu var. Mevcut gençlere ve gelecek jenerasyonlara sosyal sorumluluk projeleriniz hakkında bilgi verir misiniz?



Bizler, o günün şartlarında ilkokulun dışında tahsil yapamadık. Gençlerimiz tahsilli ve kültürlü olduktan sonra iş bulsunlar. Şimdi imkânım olsa, İngilizceyi ana dilim gibi konuşurum. O zaman şartlar uygun değildi. Gömleğini satıp çocuklarını okutmak için gayret ediyorlar artık. Rahmetli Özal “Bir dil biliyorsan bir insansın, beş dil biliyorsan beş insansın”, derdi. Ne kadar doğru söz! Bugün artık binlerce km. ötedeki insanlara malını göstererek değil, konuşarak satıyorsun.
Kayseri için yapmak isteyip de yapamadığınız şey kaldı mı? Kayseri için ‘şunu da yapamadık’, dediğimiz bir şey yok çok şükür. Yoktan var olduk. Allah verdi, çok şükür gayret ettik. Ne kadar şükretsek az. Gençlerinde aynı sistemde devam etmesini arzu ederim. 
Üretici olmak nasıl bir duygu? 
Güzel bir duygu, Estetik nitelikleri olan üretimi ortaya koyduğunuz zaman mutlu oluyorsunuz. Bu bir annenin çocuğunu dünyaya getirmesi gibi bir şey. Sonra mevcut çalışanlarınız var, bunların aileleri var çocukları var. Allah razı olsun iş yerimden memnunum, dua ediyorum derse bundan iyi mutluluk olmaz. İş hayatınızda en çok etkileyen hatıralar nelerdir? Demircilik dönemimizde milletvekili Niyazi Özcan (Özkar İnşaat) kardeşimiz vardı. 10 ton, 20 ton, 30 ton, balkon, kapı, pencere dediğimiz işleri yükleyip götürüyoruz. Teklifsizce götürür çekimizi ve paramızı alırız. Son zamanlarda bir kardeşimiz orada şantiye şefi olarak göreve başladı. Kulakları çınlasın, Niyazi Bey’e “ben bundan sonra, mevcut demirleri tartarken yanımda adam istiyorum”, dedim. “Hayırdır bu nerden çıktı, bir sebep olmalı?” diye sordu. “Sebebini söylemezsen kavga edeceğiz”, dedi. Şantiye şefi olarak aldığınız arkadaş,“eksik mi, fazla mı gelir?” diyor.“ Buda beni üzüyor”, dedim. “Sen o deneyimleri geçeli çok oldu, işine bak, benim kafamı bozma” dedi. Ben Mimarım, ağabeyim İnşaat Mühendisi, bir boy demirin kaç kilo geleceğini biz çok iyi biliriz, sen geç oraları”, dedi. Bu da sektörde çok titiz olunacak bir konuydu. Bu sektörde 40 yılımız var. 40 yılda şimdiki yetişen gençlik de dâhil, sabah 9’ da işimizde olmadık. 07.30 – 08.00’ da işimizdeyiz.
Sizce başarıda en önemli prensipler nelerdir? 
Yapmış olduğun işte, verdiğin sözü yerine getireceksin. İsim vermeksizin alışverişte eksi artı olmaz diyebilmeli. Sen ölmezsen biri hastalanmaz diye tabir var. 
Çalışma hayatınızda “pes” ettiğiniz zamanlar oldu mu? 
Malum, işverensin, işçi ile çalışıyorsun. Zaman zaman ‘işsizlik var’ deniyor. Hayır efendim iş beğenmemezlik var. Herkese masa başı iş verirsen buralarda kim çalışacak? İşçi, o gün ufak bahanelerle gelmediği gün, “bu nasıl iş, bu nasıl dert?” diyorum. “Bu servetinle, bu işyerinle rezil oluyorsun”, diyorum. Karşıdaki arayıp da; “siz bu işi yerine neden takamadınız?” dediği zaman, ne cevap vereyim ben? Geçmişe baktığımızda, her zaman nereden geldiğimize bakıyoruz, nereden geldik, neredeyiz diye. Ne kadar şükretsek az, zengin insanlar şükredici olmalı, fakirler sabırlı olmalı. İnsanlar Ahmet Ağanın atı, arabası, bağı var deyip öz sermayesini tüketip lükse gitmemeli. 
Nasıl bir aile reisisiniz? Mutlu bir evliliğin sırrı nelerdir? 
İnsanlar ailesiyle, çocuklarıyla, torunlarıyla mutluysa, her yerde mutlu olurlar. Bu da inanca ve şükre bağlıdır. Şükretmek kısmete, rızka inanmak lazım! 
Sanayicilerimize ve gençlere neler tavsiye edersiniz?
Sebatlı olmalılar, çalışmalılar. Doğru, dürüst, kimsenin hakkını yemeden planlı iş yaptığı sürece Allah yardımcısı olur. Allah korktuğumuza uğratmasın. Şu terör belasından kurtulup belli yerlere hep birlikte geleceğiz inşallah. Bizlere zaman ayırdığınız için Bölge Müdürlüğümüz ve yönetimimiz adına çok teşekkür ederiz. Ben de teşekkür ederim efendim. Zahmet edip, bize geldiniz ve dinlediniz.
OSB Marka Dergisi
Söyleşi: Recep Yıldırım
Fotoğraf: Kemal Alan 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sukru 2 yıl önce

Oncelikle hayirli isler dilerimIs begenmemekten bahsetmisler bunyesi altinda calisan elemanlarina net maas ne veriyolar aceba