Öncelikle Arkeolog kimdir onu açıklayıp sonra konumuza geçelim.
Arkeolog: Kazı bilimci olarak tanımlanmakta. Bu kazı bilimcisi dediğimiz Arkeologların gözetimlerinde yapılan kazılarda çıkan eserler müzelerde toplanılmakta, tasnifleri yapılmakta daha sonra müzelerdeki esas yerlerine yerleştirilip teşhir edilmektedir.
 
Bu yazımızda kazılardan çıkanlara değil, yıllarını kazı ve müze işlerine veren ve nihayetinde emekliye ayrılan bir kazı bilimcisi Arkeologun kısaca hayatına bakacağız.
 
Yazımıza konu olan arkeolog aslında benim hemşerimdir. O da benim gibi Kayseri ili Felâhiye ilçesinden. Tabi köylerimiz farklı. Bu güne kadar kendileriyle birebir yüz yüze tanışmışlığımız olmamıştı ta ki kendilerinin benim ile ilgili araştırması sonucu telefonumu bulup aramasına kadar. İşte o günden beri sanki yıllar öncesinden tanışıyormuş gibi samimi dostluğumuz oluştu.
 
Başlık olarak “Emekli Bir Arkeolog Ne Yapar?” diye merakınızı çekmek istemiştim ya, doğrudan söylüyorum bu emekli arkeolog hemşerim Sayın Mehmet Eroğlu emekliliğin tadını çıkartayım diyeceğine oturur emekli oluncaya kadar ki hayatını ta doğumundan başlayarak kaleme alır. Onu da kitaplaştırır. Bununla da yetinmez tanıdığı tüm dostlara bu kitabın okunması için gönderir. İşte bana da “Bir Arkeologun Anıları” adını verdiği kitabını imzalayıp gönderdi. Kitabı okudukça sanki kendi hayatımı okuyor gibi oluyordum. İsterseniz kitap hakkında bilgiyi ben değil de yine değerli bir yazar Sayın Zeki Altın’ın yazdıklarından okuyalım.
 
Adını taşıdığı dedesinin ölüm günü doğmuş! İmkânsızlıklar içinde geçen köy hayatı… Anasının diktiği basma don ve amcasının diktiği çarığı giyerek geçen köy hayatı, ilkokul eğitimi ile renklenmiş.
 
Döneminin birçok genci gibi köyden ancak askere giderken ayrılabilmiş.
 
Askerlik…
 
 Ana Tamir Fabrikasında işçi, aynı zamanda gece okullarında orta ve lise öğrenimi…
 
Evlilik…
 
Dil tarih coğrafya fakültesinde zorluklar içinde ama başarıyla biten tahsil hayatı… 
 
Alacahöyük müzesinde başlayan,  Side, Milet ve Mardin…  müzelerinde ilginç anılarla dolu meslek hayatı..
 
Aydın ve Erzurum il Kültür Müdürlükleri…
 
Adından, sadece müzelerde, kazılarda geçen bir hayat hikayesi zannedilmesin! Kitap, okuyucuya 1939 dan başlayarak gelişen ve değişen bir Türkiye manzarası seyretme imkanı veriyor.
 
Hz. Ali cenkleri ve Battal Gazi destanlarının okunduğu köy odaları, 27 Mayıs ve 12 Eylül ihtilallerinin savurduğu, kararttığı hayatlar, yaşattığı acılar ve daha nice tanıklıklar…
 
Kitabı elime aldığım anda beni içine çekti, bitirmeden de bırakmadı. Sıkılmadan okudum. Bazen tebessüm ettim, bazen sinirden gerildim. Kendi yaptırdığı ceza evinde, vatana millete hizmet etmenin cezasını çekmek zorunda kalan Osman Kavuncu ve daha bir çok acıklı hikaye…
 
Yaşıtlarım anılarını tazeleyip, hafızalarını yenilemeleri, gençler de bu ülkenin nerden nereye geldiğini, ihtilallerde yaşanan zulüm, işkence ve katliamları öğrenmeleri için mutlaka bu kitabı okumalıdır. Bugünkü demokratik ortama hangi badireleri atlatarak gelmişiz, ne zorluklar çekmişiz, hangi bedelleri ödemişiz, ancak böylesi eserleri okuyarak öğrenebiliriz.”
 
Bir şair olarak ben de sanki kendi hayatımı okuyor gibi oldum dediğim kitabın yazarı Mehmet Eroğlu’nu bakın nasıl şiirle anlatmışım…
 
 

MOLLA MEHMET
        *Arkeolog Mehmet Eroğlu’na
Felâhiye’nin köyleri Kepiç’ten
Dünyaya erken geldi Molla Mehmet
Doğduğu ev toprak yapı, kerpiçten
O gün dedesiz kaldı Molla Mehmet
Hatırlandı taziyeler bitince
Dedesinin adı kondu ilk önce
Toz kondurmadı bu ada ömrünce
Kutsal emanet bildi Molla Mehmet
Yıllar yokluk yılları o zamanlar
Ne konu komşuda ne bunlarda var
Farklı olan tek şey, babası muhtar
Derken okullu oldu Molla Mehmet
Ne üstte bir önlük ne altında don
Kızınca öğretmeni son oldu, son
Belki kardeşleri dokuz belki on
Bu ortamda bulundu Molla Mehmet
Ne zaman ki diploma alınacak
O zaman doğumu yazıldı ancak
Kim bilsin ki, bu çocuk okuyacak? 
Bak! Arkeolog oldu Molla Mehmet
Duymadı bilmezin yerdiklerini
Almadı yolsuzun verdiklerini
Biriktirdi gidip gördüklerini
Taşacak gibi doldu Molla Mehmet
“Yap” denildiğinde elde yoksa da
Hiç bıkmadı, başkaları bıksa da
Sağdan soldan diye kulp taksalarda
Yurt sevdalısı kuldu Molla Mehmet
Halil, yazıp çizdin her bir ahvali
Doğduk öleceğiz bu dünya hali
Bülbülün sevdası bir gül misali
Açtı, yeşerdi, soldu Molla Mehmet

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.