Eski dizilerden en sevilenlerinden biri de “Yedi Numara”dır belki de.

Neden Yedi Numara derseniz; güzel ve sevilen örneklerden, o gün çerçevesinde değerlendirildiğinde dönemini yansıtan başarılı işlerden sadece biri…

Samimiyetin, dönemin köylü - kentli çatışmasını, arkadaşlık, dostluk, çalışmak, birlikte bir şeyler başarmanın örneği belki de..

İçimizi ısıtan bizden olan bir dizi..

Uzun süresi ile sıkmayan, güldüren fakat bunu günümüzdekinin tam tersine yapan, çoğu zaman dönemin düzenini eleştiren, farklı olsak da beraber olma duygusunu farklılıklarımızla bütünleşebileceğimizi gösteren, hataları, yanlışları yüze vurmadan dostu dost olduğu için kabul eden eksiklerini tamamlayan bizlere öğütler veren, kavga etmenin bile tatlı hali olabileceğini gösteren ve aslında böyle bir hayatta, böyle  dostluklara özendiren, farklı karakterli bir araya getiren, kendini yeniden izlettiren dizilerden oluverdi.

Şimdi ki dizilere baktığımız da ise kavgalar var, güldürmeler daha başka anlamlar kazandı, güldüğümüz şeyler değişti. Saatlerce süren diziler de izlediklerimize baktığımızda özendirilen şeyler çok ama çok başka, telefonlar, daha lüks bir yaşam, hep ben olgusu. İlk önceliği kendine veren insanlar.. Aldatanlar aldananlar, intikam mücadelesi verenler, hırslarının kurbanı olanlar..

Bu kadar ben diyen bir toplum olmamız da izlediğimiz bu dizilerin payı yok mu?

Elbette var.

Eskiden benden önce biz derken şimdi hep ben der olduk. Kullandığımız kelimeler, dostluk anlayışımız değişti. Şimdiler de işe yarasan varsın. Sosyal medya da bir kare fotoğraf, altına yapılan sevgi dolu, emojili yorumlardan ibaret hale gelmedik mi? Dost deyip seçtiklerimizi artık karakteri ile değil de çok başka değerlendirmelerle seçilir oldu. Devir değişti, dünya bambaşka doğrultuda ilerliyor elbette fakat bizler de belki de özeleştiri yapıldığın da yanlış yönde evrildik, yanlış şeylere özendik, yanlış şeyleri merak ettik, izlerken fazla şekil değiştirdik. Çünkü her önümüze servis edileni izledik, her gün her dönem benzer konuları başka karakterlerden seyrettik. Fakat seyrederken seçmedik. Her şeyi olduğu gibi kabul ettik. Özen göstermedik, ‘Bu Akşam Saat 20:00’de Şu var’ dediler izledik, ‘Bu’ var dediler izledik, reklamlar arası yarış yapar olduk, izleyemedik internetten izledik, kimini sadece popüler olduğu için, izleyen insan sayısı fazla olduğu için izlememiz gerek gibi hissettik.

Evet bütün bunları belki de ilerleyen zamana yetişemediğimiz için farkında olmadan yaptık fakat yemek yerken, alışveriş yaparken ne kadar titiziz, çürük meyveler, işlenmiş gıdalar, tarihi geçmiş ürünler.. Bunların seçimini titizlikle yapıyoruz, hassasiyetimiz var… İzlediklerimizi seçerken de bence bu şekilde titiz ve dikkatli olunmalı.

Öyle ki öğrendiklerimiz değişti, özendiğimiz hayatlar çok başka, heveslerimiz yanlış kararlara yanlış işlere sürükleyebiliyor bizi. Dizilerin dünyasında kaybolmadan, titizlikle seçimler yaparak seyirci olarak görevimizi yapmalıyız ki izleyerek şekil alan olmayalım.

Eleştirel gözle ne izlediğimizi bilerek, seçici davranarak izlemeliyiz dizileri ve filmleri.

İzlediklerimizin yerini almadan daha dikkatli hale gelmeliyiz.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fatma 6 gün önce

Köşe yazılarınızı severek takip ediyorum tebrik ederim güzel bir örnek