Hiçliğe doğru usul usul akan zihnin, çırpınışlarını hissediyorum film izleyenlerde. Bu çırpınma hali okyanusun derinliklerinde olsaydı dahi bu kadar korkmazdım. Yıkılan maddi ve manevi ürpertiler, korkunun galip geleceğine işaret ediyor. Duruyorum. Sonra tekrar duruyor. Hareketin en fiziki hali durdukça gerçekleşiyor. Kuvveti, hareketsizliğinden. Kuvveden fiile durumu. Karanlık, güneşin aydınlığına mahkûm biliyorum. Bildikçe cüceleşiyor önümdeki dev ayna. Bilgisizliğin bilgisine vakıf bedenim o cüce aynanın kiri tozu. Oluş uykusunun en derin ispatı bu sinema. Derin uykum da bunun delili. Sinema, maddede dahi madde görenin çığlıkları arasında kayboluyor. Hem de gün yüzüne çıkarak, daha fazla görünerek kayboluyor. Bu kayboluşun arayıcıları ümitkâr ediyor bizleri. Tarkovsky, Bergman, Bresson Kiyarüstemi, Semih Kaplanoğlu.. Kayboluşun arayıcılarından sadece birkaçı. Kimi düşlerinde arıyor, kimi balın özünde. Mekânları nerededir mühim değil. Mekânları dünyada cennet, cennette dünya. Kim bilir.

Günümüz film izleyicisinin fıtratı IMDB’nin (Internet Movie Database) puanlamalarının üzerinden şekilleniyor. Top 250, Top 100, Top 50.. En iyiler olarak listelenen bu top listelerine bakın kayboluşun arayıcıları var mı? Göremiyorsunuz değil mi? Sadece kayboluş. Film izleyicisinin kaybolmuş zifiri fıtratı. Bu filmlerin ne kadar güldürüp ne kadar ağlattığından da haberim var. Duygulara hücum eden sistemin sanrıları bunlar. İnsanın hissi ve zihni işgale en açık alanı, duygu.  İşkencenin en mahrem meydanı. Çıplaklığın tenden utanç duyduğu mevki. IMDB, meydan muharebesinde insan fıtratının muhatabı. İşin aslı, insan fıtratına iltihap. Yüklemsiz tümcelerime dur diyecek yoksa devam ediyorum.

Yaşamayınca eksik kalan İkra –oku- gibi film izleyicisinin fıtratı. Fıtratını ikra üzerine inşa eden insanın, film izlemek için listelere ihtiyacı yok. İkra, ilk terkediş hamlesi, varlıkla ilk yok olma durumu. Bu mertebede nasip bulan diğer mertebede de nasip buluyor. Kelebeğin oluş evresi. Düş, düşleme mertebesi. Okuma sonrasında düş kurulan yer. Burada mistikleştirilen, tabir kitaplarına sığdırılan rüyadan bahsetmiyorum. Bahis o değil. Yaratıcı ile olma, yaratıcı ile ölme hali. Bu iki mertebede nasip bulan diğer mertebede nasip buluyor. Düşme mertebesi. Cennetten ‘düşüşü’ yaşayan insanlığın hali. Fıtri yükselişin başladığı mertebe burası. Sanatın, sinemanın vesile olduğu yer. Kimine nasip kimine nispet. Kiminin sanatçısı nefes alan Clint Eastwood, kiminin ki nefes veren, Yaratıcı. Nihai mertebe ise düşünme, önceki mertebelerde nasip bulan nispet yapıyor bu mertebede. Var’ı varlıkla Yok’u yoklukla düşünme yeri. Hep de ben, hiç te ben. Ene’l hak da benden, enaniyet de benden. Film izleyicisinin kaybolmuş fıtratı da benden, kayboluşun arayıcısı da benden. Beni benden alan ilk soru, aynı zamanda düşünüşün verdiği ilk cevap: Ben kimim?/!.
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.