Allah'ın bu topraklara bahşettiği zenginliği tarumar ederek, mesela buğdayda daha çok taneli diye dnası değiştirilmiş olanı tercih ederek, özü şifa olan buralara mahsus olanı yok edenler, bu yaptıklarının bedelini dış ülkelerden kanser ilacı alarak ödüyorlar ki bu daha başlangıç. Önümüzdeki 20 30 yılda kanser vakaları başa çıkılmaz ölçüde artacak diyor işin ehli olanlar. Siz ey idareciler, şehir hastaneleri açmak ile övünmeden önce geçen yüzyılın tohumunu geri getirin. Hastalıklara mani olmak ile övünün
-- 
Hormonlar getir götür hamalladırlar.

Ağız tadı olanı ayakta tutmaya ve yaşaması için ona lazım olanı hazırlama ile vazifeli oldukları kadar, ağız tadını kaybetmiş, yaşama küsmüşleri de bir an önce toprak altına almaya ve element sermayesine katabilmek için didinirler.

Siz siz olun ağız tadınıza zeval getirtmeyin.

Bir basit stres bir milyon canlı hücrenin canına okur.
--
Bazı insanlar vardır, ellerindeki büyük imkanlar olan ve bir iyilik yapmaya teşebbüs eder onlar. Bir müddet sonra bir uyduruk gerekçe ile vaz geçerler yaptıklarından.

İşte bu insanların yaptıkları iyilik, yeryüzünün en ağır sonuçları olan kötülüktür. Kahır ile anılırlar her akla düştüklerinde...

Bazı insanlar da vardır, kıt imkanları ile küçük güzellemeler yaparlar. Bir çukuru dolduramazlar; ama çukura bir kürek atarlar hesabı. Yaptıklarının da arkasından asla bakmazlar. 
Onlar ise ömrün her anında her akla düştüklerinde bir tebessüm ile yad edilirler..
--
"Anlayasınız diye Arapça indirdik" cümlesinden "anlamak için Arapça öğrenmek gerekir"e varana müfessir, "istisnası yoktur" cümlesinden en az on istisna çıkarana da hukukçu denir.
--
Hukuk ve fıkıh metinleri aynı tandırın ürünleridir. Hukema ve fukaha "a"nın göbeğinden "z" yağı çıkarmakta mahirdirler. Hoş, mahir olmasa idiler, halk onları tefe koyup oynatır idi.
--
Söz, sözde özün hamalıydı. Bakıyorsunuz kimi ifade kudsiyetçileri sözü yücelemiş, özü tekmelemiş; kimi ifade tüccarları da sözün sırtına binmiş, öz satar olmuşlar pazarlarda...
--
Cümle yalın olduğu kadar manaca derin ise, müçtehitlere buradan iyi ekmek çıkar.
-- 
Dışında güç diye bir nane yoktur. Sen verirsin gücü. Olmasan, zaten olmayacaktı.

Karizmaya, havaya, paraya, şana, liderliğe, kara kaş, kara göze, sarı saça, uzun bacağa, bakıma, alıma, boya, posa, kibarlığa, güzelliğe, ete, tene, sosyeteye, kraliyete, çula, çaputa, posta, sakala, makama, koltuğa, lafa, yazıya, afraya tafraya etkiyi veren sensin sen.

Lütfettiğin gücü hüp ile içine çekenin şişkinliğine bir de gözlerin kamaşır ya, var sürün.
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.