Yaşın, ismin, cismin ne olursa olsun yaşadığın müddetçe bir dönem uzaklardan medet umarsın. Uzaklardan medet umma hali sende “gitme” isteğini uyandırır. Aslında umudun bittiği noktada, gitme istediği sende yeni bir umut ışığıdır. Kaçmak istediğin, umudunu kaybettiğin her şeyden kurtulmak istersin fakat fıtratın gereğidir ki gitme isteği ile yeni umut kapılarını aralamak istersin. Umut etmekten vazgeçtiğin noktada yeni bir umut ışığı bu şekilde belirir sende. Gittiğinde her şeyin geçeceğini, geri de bırakacağını sanırsın. Aslında bu kadar yoğun kaçma isteği kaybedecek bir şeylerin kalmadığını da gösterir. Geri de bırakacaklarından korkmama halidir. Cesaret işidir…

Başa çıkamadıklarından kurtulma isteği değildir gitmeyi arzulamanın temel sebebi, kendinden kurtulmak istemektir bu. Sindiremediklerinden kurtulmak istemektir. Değiştiremeyeceğin şeylerin olduğuna inandığında, değiştirmek için uğraş verecek gücün kalmadığında, mutsuzluk ve umutsuzlukla baş başa kaldığında gitmek isteği belirir bir anda… Bütün vücut hücrelerini kaplar, iliklerine kadar hissedersin. Gitmeni engelleyen şeyler kadar gitmek isteğini de engelleyemezsin. Gidersen kendinden kurtulacağını sanırsın. Cesaret edebilirse insan belki de başarılı olur da kendine yeni bir ben yaratır. Fakat yaşadıklarından, kendinde bu arzuyu uyandıran şeylerden kurtulamaz. Şehir değil ülkeler, kıtalar bile değiştirse kurtulamaz. Kendi için huzuru aramak için çıktığı yola valizinden, eşyalarından önce kendisini götürmektedir çünkü… Gidilecek olan uzaklıklara varınca ne olacağını bilmese de, tahmin dahi edemese de kaybetmek korkusu olmayan insan gider, geri de bıraktıklarını, kendinden bıraktıklarını düşünmeden gider… Sonu olmayan dipsiz bir kuyuya atlar bunu bilir ama yine gider…

Gitmeyi bu kadar arzularken gidemeyen insan, gidemediği, denemediği her dakika daha çok ister gitmeyi. Bilir, gidip ne olacağını görmeden, yaşamadan rahat edemez. Aklında gitmek olan insan aidiyet duygusunu yavaş yavaş yitirir… Aidiyet duygusunda eksilme yaşadığı her dakika daha çok kırılır belki de hırçınlaşır. Bırakamadığı her şeye karşı, bırakma isteği ile yanıp kavrulurken, aklı başka diyarlarda iken bedenin bir yerde kalması onu daha da çok hırçınlaştırır, kendini yer durur. Aslına bakarsak aidiyetin eksildiği noktada gitmek istediği yere ait olma duygusunu barındırır. Bilir ki giderse yeni bir ben yaratacak ve oraya ait olacak. İnsanoğlu böyledir işte, bir şeylere ait olmadan duramaz. Benimsemeden, benim demeden yapamaz.
Gitme fikrini aklına yazan kimse yalnızlıktan korkmaz, cesaret etmekten korkmaz. Bir kez girdi mi bu fikir insanın kanına kendini alı koyamaz. Huzuru arama şekildir bir nevi gitmek düşüncesi. Gidince sanki aklındakileri, yaşadıklarını, kendisini götürmeyecekmiş gibi gitmeyi ister ya insan hatayı burada yapar. “Kaçmak istediğidir” gitmek, aslında kimse kaçamaz. Kaçma ihtimalin yoktur. İstediğin “reseti” kimse atmayacaktır.

Gitme isteği belki de kabullenişin başlangıcıdır kim bilir. Kabul edersin yavaş yavaşta kabullendiklerin ağır gelir sana. Uzaklarda mücadeleni sürdürmeyi kolay zannedersin. Yani yer değiştirmek, insana, kalabalığa karıştığında, yeni şeyler kattığında sana terapi gibi gelir. Fakat kahveyi tek başına içtiğinde, kendinle konuşmaya başladığında durum değişir. O fincandaki kahveyi ister kurtulmak istediğin yerde yudumla istersen kıtaların ötesinde. İyi gelmez diyemez kimse “gitme isteği” için fakat o iyi gelme durumu da bir yere kadardır. Kendinle baş başa kaldığında her şey aynıdır. Ait olduğun bazı şeyleri değiştiremezsin. Sadece ait olmak istediğin konumlar değişir fakat öyle bir düzen ki bu ait olduğun yer bellidir. Kabullenip, kabullenmemek konusu da zor olan kısımdır. En az bir kere gitmeyi isteriz ya belki de merakımızdandır “gidersem ne değişecek?” düşüncesi. Ama gidersen pek az şey değişecek sen sadece yeni alışkanlıklar edinirken, kabul edecek ve unutacaksın. Yeni insanlar, yeni evler ile can bulacaksın. Yorulacaksın derin bir iç çekeceksin ve neden iç çektiğini kimse bilmeyecek. Ama sen bileceksin. Anlatmayacaksın, görmeyecek hatta duymayacaksın. Yeni yorgunlukların, yeni alışkanlıkların sana unuttuğunu hissettirecek fakat öyle anlar olacak ki unutmadığın gerçeğiyle acı bir şekilde yüzleşeceksin. Her yeni düzen biraz huzur, biraz korku, biraz sevinç, biraz da mutluluk getirir insana. Gitmeyi her insan bir dönem ister, yaşadıkları yahut merakı uyandırır bu duyguyu öyle ya kimi cesaret edip alır başını giderde görünmeden mücadelesine devam eder, kimi de gidemez çünkü bırakamaz –kiminde daha fazladır ait olma hissi- yaşadıklarıyla mücadelesini kendi hudutlarında sürdürür.

Baktığında gitmiş olmak belli başlı şeyleri değiştirecektir. Başa çıkmakta zorlandığına yeniden gitmek mi isteyeceksin. Her gittiğinde ne değişecek koca bir “hiç” aslında hiçbir şey değişmeyecek. Bir zaman sonra gitmekle de kurtulamadığını anladığında kalacak bir yer, ait olacak bir dünya arayacaksın da asıl o zaman gücün kalmayacak.

Gitme isteği olan herkes gidebilse keşke umut etmektir bu ve umut etmeden yaşamaz insan kim ne derse desin. Her saniye yeni bir umuttur baktığında. Gitmek isteyen, kendinde götüreceklerinin de farkında ise gitmekte belki de fayda vardır… Kim bilir.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.