“ANITKABiR’E NEDEN GiTMEM?”
“Türbeleri kapatan, kabir ziyaretini hoş görmeyen Atatürk’e öyle bir anıt mezar yapılmıştır ki, bu aslında ‘Atatürk Türkiyesi’nin en büyük çelişkisidir.”
 
Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan, “tyb.org.tr”   web sitesinde yayınlanan köşe yazısında Anıtkabir’e neden gitmediğini gerekçeleriyle açıkladı.  Doğan’ın “Anıtkabir’e neden gitmem?” başlıklı çok ses getirecek o köşe yazısının tamamı şöyle;

“Bir türbeye veya kabre neden gidilir? İbret almak için! Faniliği hissetmek için. Bu gecici âlemin heva vü hevesini bir şey sanmamak için. Hangi müslüman mezarına gitseniz, türbesine varsanız, kümbetini görseniz bunları hissedersiniz. İşin esası: Huvelbakî!

Ne zaman Sivas’a gitsem, o Selçuklu şifahanesine de uğrarım. Bu sekiz asrı devirmiş yapıda Selçuklu Sultanı İzzeddin Keykavus’un kabri vardır. Ve o türbede şöylesine bir ibare: “Muhteşem saraylara sığmazlanırken bu daracık kabre sığdım.”

Ertuğrul yahut Osman Gazi’nin türbesinde Osmanlının şa’şaasını değil, tevazuunu, öte âlem idrakini görürsünüz. Osmanlı padişahlarının her biri sanat eseri olan türbelerinde estetik bir heyecan da size eşlik eder. Hat sanatının nefis örnekleri, çinilerin, kalem işlerinin cenneti çağrıştıran renk ve şekilleri ölümü munis gösterir.

Hiç bir Osmanlı padişahı türbelerinde yalnız değildir. Mutlaka oğlu, kızı, eşi, yakınları...vardır. Hatta Sultan Murat’ın oğlu Süleyman Paşa’nın türbesine çok sevdiği atı da gömülmüştür!

Türbe mimarisi denilebilir ki, Türklerin İslâm dünyasına armağanıdır. Merv’de son selçuklu sultanı Sencer’in türbesi adeta arza çakılmış devasa bir çivi gibidir, toprak seviyesine kadar ters çevrilmiş bir koni şeklinde inşa edilmiş, toprak üstündeki kısmı ise bildiğimiz türbelerin ilk büyük örneklerinden...
Anıt-Kabir türbe değildir...Ona “mozole” denilir!

Bu adlandırma temel bir farka işaret eder.

Mozole, başka bir geleneğin yapısıdır. İlahilik, ilahlık taslayan, bekâ iddiasında olan bir zihniyetin yapısı. Mozoleus, Karya kıralı. M.Ö. 353 yılında ölünce, hanımı onu ölümsüzleştirecek bir kabir yaptırmaya başlar. O da ölünce proje kardeşleri tarafından sürdürülür. İşte antik “dünyanın 7 harikası” arasında sayılan bu ihtişamlı kabir sonrakilere model teşkil eder, benzer yapılara “mozole” denilir.

Anıtkabir’i ziyaret edenlerde geçen sene müthiş artış varmış! Bunu neye yormalıyız? Bir kere Anıtkabir girişine turnike koyup sayım yapmak, akla ziyan bir iş. Bir liderin önemi, turnikenin kaydettiği sayı ile mi anlaşılacak? Bunu atatürkçüler 28 şubatta uluslararası hamakat madalyası alacak şekilde yaptılar. Time dergisi yüz yılın büyük adamlarını seçmek için anket düzenledi. 28 şubatçılar Atatürk’ün önemini dışarıdan içeriye taşımak için kampanya başlattı. Taym’ın anketine katılma öylesine abartıldı ki, dergi yöneticileri, Türkiye’den gelen katılımları tasnif dışı tutmak zorunda kaldı. Neden? Çünkü Atatürk sadece yüzyılın devlet adamı değil, sporcusu, sanatçısı, müzikçisi filan da çıktı!

Anıtkabir bir türbe olarak tasarlansa idi, ziyaret etmeyi düşünebilirdim. Çünkü bu mimarî form bize bunu telkin eder. Oysa mozole öyle değildir. Anıtkabir, sadece mozole değildir, görünüşü Atina Akropolündeki Partenon’a benzer. Partenon ise putperest tapınağı. Atatürk’ün hatırasına yapılan Anıtkabir bu yüzden Ankara’nın sembolü olarak kullanılamıyor, çünkü Atina’nın sembolü ile karışıyor!

Milliyetçi duygularla Anıtkabir’e gidenlerin şu soruyu sormaları beklenirdi: “Türk’ün atasına neden Yunan usulü kabir yapıldı?”

Anıtkabir asla uhrevî bir yer değildir, orada maneviyat esmez. Çünkü tamamen maddi büyüklük üzerine kurulmuş bir mimari manzumedir. Bu abartılı maddî büyüklüğün Atatürk’ü büyüteceği düşünülmüştür. Halbuki büyüklük, maddi nisbetlerde değildir. “Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük mimarî yapısı hangisi?” sorusunun cevabı, “maalesef Anıtkabir”dir. Türbeleri kapatan, kabir ziyaretini hoş görmeyen Atatürk’e öyle bir anıt mezar yapılmıştır ki, bu aslında “Atatürk Türkiyesi”nin en büyük çelişkisidir.

Cumhuriyetçi zihniyetinin açmazı bütün açılığı ile Anıtkabir’de tecessüm etmiştir. Anıtkabir’e gidenler Atatürk’ü bir fani olarak görmezler. O adeta yaşıyormuş gibi davranırlar. Ancak dirilerle konuşulacak mevzuları Anıkabir’in defterine yazarak da bu ortaya konulur.

Kocaman Anıtkabir’inde Mustafa Kemal yalnızdır. Ana mekânın başka bir ölü ile paylaşılması şiddetle reddedilir. Cumhuriyetin 2. adamı olarak kabul edilen İnönü’ye dahi, avluda bir kenarda yer verilmiştir.”
(Kayseri Gündem)
 
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
OSMAN BASER 4 ay önce

vatani satsa vatan hai̇ni̇ olsa nasil gi̇dersi̇n deği̇lmi̇ seni̇n bi̇raz ayarlarin bozuk belli̇ kanin sikintili sen bu sözleri̇ni̇ bi̇ri̇leri̇ne yaranmak i̇çi̇n yapiyorsun bi̇razda yalamalik var sende ama seni̇n gibi̇leri̇n sonu belli̇

Avatar
Madam Cahildöver 4 ay önce

Atatürk düşmanlarının yaptığı tipik "irdeleme"cikler. Aynı tepkiyi Cumhurbaşkanlığı Sarayı için de verebilirler mi acaba? Malum biz Türkler'de çadır kültürü vardı. :)

Avatar
1 4 ay önce

enteresan

Avatar
Türk 3 ay önce

Vatan hainlerinin gelmesin.
Böyle bir habere yer verip birde yorum kısmının altına dikkat suç tescil edecek sözler kullanmayın demenizi kınıyorum. Şayet böyle soysuzlara küfür bile azdır. Türk yurdu burası devletin kurucusuna milletin kurtaricisana ve Atasına en ufak bir eleştiri dahi yapan Türk'ün gözünde haindir. Türk düşmanıdır. Işte O kadar .