‘Evet’... ‘Evet’... ‘Evet’...

Yeni Akit yazarı Kadir Demirel'in bugünkü köşe yazısında Erdoğan ve Gül'ün dostluğunun devam etmesi gerektiğine değindiği o köşe yazısı:

‘Evet’... ‘Evet’... ‘Evet’...

29 Ağustos 2007’de ‘Gül kokulu ve şiir sesli bir akşamdan esintiler’ başlığı adı altında bir yazı kaleme almıştım...

1973 yılında Üstad Necip Fazıl Kısakürek (Allah rahmet eylesin) ‘Dünya Bir İnkılab Bekliyor, Tarihte yobaz ve yobazlık’ adıyla bir seri konferans başlatmıştı...

Babamın görevi dolayısıyla o yıllarda ben de Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde idim..

Hafta sonları zaman zaman Kayseri’ye gidiyor orada MTTB’deki çalışmalara katılıyordum...

Yine bir hafta sonu Kayseri’ye gittiğimde Üstad’ın önümüzdeki günlerde Kayseri’de bir konferans vereceğini söylediklerinde nasıl heyecanlanmıştım, anlatamam. Zira programın düzenlenmesinde bana da görev verilmişti. Binlerce kişinin yakından görmek için birbiriyle yarıştığı Aziz Üstad’ın hemen yanıbaşında olacaktım. 

Program günü sabah erkenden arkadaşlarla birlikte Yeşilhisar’dan Kayseri Milli Türk Talebe Birliği Şubesi’ne gittik. Caddeler, meydanlar üzerinde Üstad’ın fotoğrafının yer aldığı konferansın afişleriyle donatılmıştı. 

Aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen, o günün hatırası hâlâ zihnimde dipdiridir. Şehrin en büyük kapalı mekanlarından birisi olan Taş Sineması’nda yapılan programın konusunun ‘Tarihte Yobaz ve Yobazlık’ olduğunu dün gibi hatırlarım. 

MTTB’nin Kayseri Başkanı Şükrü Karatepe’ydi. Şükrü Bey’in kültürel çalışmalarına büyük destek veren biri daha vardı: Abdullah Gül. 

Görevliler olarak bize görevlerimiz hakkında bilgi verildi ve kolluklarımız dağıtıldı. Akşama doğru programın yapılacağı Taş Sinema’nın yolunu tuttuk. 

...VE BEKLENEN AN GELDİ 

Üstad, saat sekiz sularında, kendine has asaletiyle teşrif etti. Sinemanın kapısının önünde onu karşıladık. Üstad’ın yanında, Şükrü Bey ve Abdullah Beyler vardı. Ortalık bir anda Üstad’ı yakından görebilmek için toplanan dinleyicilerle kaynadı. Biz, bir yandan programı izlemek için salona girenlere yardımcı olurken, bir yandan da o anın bitmesin istiyorduk. 

Üstad, konuşmasını yapmak üzereydi. Salonun sahnesindeki basamakları çıkarken Şükrü Bey, koluna girmek istedi. Üstad, kendine özgü kızgın bir tavırla, ‘Çek elini be! Koluna girilecek kadar ihtiyarlamadım!’ diyerek, Şükrü beyin kolunu hafifçe itti. 

‘O GENÇLİĞİ KARŞIMDA GÖRÜYORUM’

Üstad sahnedeydi. Şükrü Karatepe ile Abdullah Gül beylerin ortasında göz kamaştırıcı bir ışık gibiydi. Tarihi konuşmasına ‘Gençliğe Hitabe’den pasajlar vererek başladı. “...Zaman bendedir ve bana emanettir şuurunda bir gençlik!” diyordu ve arkasından şunu ekliyordu: “..O gençliği karşımda görüyorum”.. Aman Allah’ım, ne müthiş anlardı o anlar... Salon tıklım tıklım doluydu. Çıt yoktu. Üstad, gür bir ırmak gibi aktıkça, salon sevinçten, heyecandan ayağa kalkıyordu... 

Bir ara, ‘Konuşmamız acaba uzuyor mu?’ türünden bir soru sordu. Dinleyiciler, ‘Üstadım sabaha kadar dinleriz!’ diyerek karşılık verdiler. 

Üstad, bir süre sonra, kısa bir mola için dinleyicilerden müsaade istedi. 

Birkaç dakika sonra yeniden kaldığı yerden devam etti... Ve bu eşsiz program gecenin geç saatlerine kadar sürdü. 

Onun Kayserili okuyucuları ve hayranları, ‘Sakarya Türküsü’nü rica ettiler. Üstad, ruhların derinliklerine işleyen tok sesiyle başladı okumaya... Coşkuyla ayakta alkışlandıkça, alkışlandı... 

Büyük Doğu Gençliği’nin öncüleri sayılan kuşak, Kayseri’den doğduğu için, Üstad burayı da yerlilerini de çok severdi. 

Bizim nesil, çok iyi bilir Sakarya Türküsü’nü

Bizler ‘O’nunla büyüdük... Ninni gibi gelirdi bizlere...

Sakarya Türküsü’nün tamamını ezberledim...

Ve bugün hâlâ o günkü gibi aklımda...

İşte onun ilk ve son mısraları ...

SAKARYA TÜRKÜSÜ

“İnsan bu su misali kıvrım kıvrım akar ya, 

Bir yanda akan benim öbür yanda Sakarya” 

“...Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya; 

Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..” 

Gençler mutlaka ama mutlaka Üstad’ın eserlerini okuyun... Hele ‘Çile’sini mutlaka... Sakarya Türküsü’nü de ezberlemeyi de sakın ha unutmayın!..

Tarihler 27 Ağustos 2007 yılını gösteriyordu...

Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı 339 oyla Abdullah Gül oldu.

O günlerde hem yukarda bahsettiğim bir anımı yazmış ve okuyucularla “O şimdi ‘864 Rakımlı Tepe’de” başlığıyla şöyle paylaşmıştım...

 “Evet, aradan 35 yıl geçti. Üstad’ın konferansı ve o gün onun yakınında bulunan Sayın Abdullah Gül ve diğer değerli devlet, siyaset ve bilim adamlarımızdan elbette uzun uzun söz edilebilir. Ama bu tamamen başka bir yazının konusudur. Sadece Abdullah Gül’ü anlatmak belki ciltlerce kitap olur. Abdullah Gül, devletin birçok kademesinde çok önemli ve güzel işlere imza attı. Yaptığı işleri başarıyla tamamladı. Sayın Abdullah Gül, şimdi Türkiye’nin Cumhurbaşkanı. O, şimdi 864 rakımlı tepede... Orada da ülkenin geleceği için önemli işler yapacağına olan inancım tamdır. Bir vatandaş olarak buna can-ı gönülden inanıyorum.” 

 “Bu vesileyle Abdullah Gül’ü de yeni görevinden dolayı tebrik etmek istiyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun sayın Cumhurbaşkanım...”diye yazmışım 27 Ağustos 2007’de. 

Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, görev yaptığı 7 yılda kendine inananları ve kendine güvenenlerin beklentilerini boşa çıkarmadı...

HALEF-SELEF DOSTLUĞU YILLARDIR SÜRÜYOR

... Ve Cumhurbaşkanı Gül, 27 Ağustos 2014’te görevi yıllardır birlikte çalıştığı dava arkadaşı Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a törenle teslim etti..

Gençlik yıllarından beri süregelen 11. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül ve 12. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan birlikteliğinin hâlâ ilk günkü gibi devam ettiğine ‘kadim dost’ olarak kalacaklarına 4 Aralık 2016’da ‘Cumhurbaşkanlığı Abdullah Gül Müze ve Kütüphanesi Açılışı’nda şahit olduk..

FETÖ ÇETESİ YÜZÜNDEN ERTELENMİŞTİ...

24 Temmuz’da açılması planlanan ancak; 15 Temmuz’daki hain FETÖ çetesinin darbe girişimiyle ertelenen müzenin açılışına Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve bakanların yanı sıra yurtdışından da birçok devlet başkanı katıldı...

GELECEK KUŞAKLAR BİLMELİ...

Açılışta ilk konuşmayı Başbakan Yıldırım yapmış ve özetle şunları söylemişti: “Biz mazisi olan atiyiz. Gençlerimize, gelecek kuşaklara geçmişte yaşanan acı olayları, güzel olayları hatırlatmak, geleceğimizi daha sağlıklı inşa etmek için bu ve buna benzer eserlere daha fazla ihtiyaç var.”

ERDOĞAN’DAN GÜL’E ÖVGÜ...

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, “Ülkemizin son yıllarda yetiştirdiği en önemli siyaset ve devlet adamlarından biri olan Abdullah Gül kardeşimin çalışmaları ve hizmetleriyle milletimin kalbinde de müstesna bir yer edindiğine inanıyorum” demiş ve “Arzu edilirse tüm eski cumhurbaşkanlarımız adına kurulacak şahsi müzeleri destekliyor ve gereken her türlü imkanı da sağlıyoruz” ifadelerini kullanmıştı...

Müzenin açılışıyla ilgili haberleri yapmış ancak müzeyle ilgili bir yazı yazamamıştım...

Müzenin açılışına katılımımdan dolayı Sayın Abdullah Gül tarafından adıma yazılı bir teşekkür mektubu ve müzenin tanıtıldığı “Bir tarih, Bir İnsan, Bir Vizyon” isimli kitap gönderilmiş...

Böyle bir yazı yazmak ve ‘o nostalji’yi hatırlatmak içimde bir ukde olarak kalmıştı...

İşte size önce Gül’ün açılış konuşmasından kısa bir alıntı: 

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ HAİNCE VE REZİLCE...

Gül, konuşmasında tarihte inişler çıkışların söz konusu olduğuna da dikta çekerek, şunları söyledi: “1960 darbesi var. Maalesef 1980 dönemi var. Bunları bazen çok üzülerek, mahcubiyetle hatırlıyoruz, karanlık günleri. 28 Şubat dönemleri var. Bunların hepsi ara dönemler olarak kaldı. Bunların hepsini aştık ve Türkiye’yi bugünki duruma ve çok daha ilerilere hep beraber taşıdık. İnanıyorum ki 15 Temmuz’da haince ve gerçekten çok rezilce gerçekleştirilen bu olayı da gerimizde bırakacağız.”

DOSTLAR VE ÜMMET ŞİMDİDEN SEVİNSİN, DÜŞMANLAR DA KARALAR BAĞLASIN...

Son söz;

Tüm Türkiye ve gurbetçilerimiz 16 Nisan’da yapılacak ‘Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ referandumuna kilitlendi...

Cumhurbaşkanımız Erdoğan müzenin açılışında yaptığı konuşmada, Gül ile siyasi yol arkadaşlığının onun milletvekili olduğu 1991’den itibaren kesintisiz olarak sürdüğünü söylemişti...

Şimdi; çeyrek asırdır süren ‘Erdoğan-Gül’ dostluğunun devamının tam da zamanı değil mi?..

‘Evet’... ‘Evet’... ‘Evet’... 

Millet, yıllardır süren bu birlikteliğin 16 Nisan öncesinde- sonrasında sürmesini istiyor ve ‘Buna da hakkımız var’ diyor ...

Biz de milletin sesiyiz... Bunu dillendirmek istedik...

Bugün ‘Evet’ demeyip de ne zaman diyeceğiz...

Zira, bugün ‘hayırcılar’a sessiz kalıp susanların yarın söz söylemeye hakları olamaz...

Üstad’ın da dediği gibi, ‘Dünya Bir İnkılab Bekliyor’...

İnşallah Türkiye’miz ‘Evet’lerle, 17 Nisan sabahı yeni bir güne uyanacak....

Dostlarımız ve tüm ümmet şimdiden sevinsin, düşmanlar da şimdiden karalar bağlasın...

Selâm ve dua ile...

HATIRALARI YANSITAN BİR MÜZE... BİR TARİH, BİR İNSAN, BİR VİZYON...

Gül’ün ‘Önsöz’üyle başlayan kitapta, daha sonra Abdullah Gül söyleşisi, Bir Müzenin Hikayesi. Müze Bölümleri ve Kütüphane Geçmişten bugüne gibi konular yer almış...

 ‘Bir Tarih’...

Cumhuriyetin Kuruluşu, Çok Partili Hayat, Darbeler Dönemi, Demokrasiye Dönüş...

‘Bir İnsan’...

‘Demokrasi Mücadeleleri İle Örülü Bir Hayat’ başlığı altında... Gül’ün Öğrencilik Yılları, Gençlik Lideri Oluşu, Akademisyenliği, Siyasetçiliği, Başbakanlığı, Dışişleri Bakanlığı yer almış...   Ayrıca; “Uzlaştırıcı, Birleştirici Bir Cumhurbaşkanı” başlığı altında da, ‘Vatandaşlar Arasında Köprü, İstikrara Köprü, Uluslararası Bir Köprü, Nişan, Ödül ve Hediyeler’ başlıkları kitabın sayfalarını süslemiş... 

‘Bir Vizyon’...

Bu bölümde ise; ‘Çoğulculuk, Hak ve Özgürlükler, Hukukun Üstünlüğü, İçselleştirme, Vicdan, Empati’ gibi konulara yer verilmiş...

‘HALKA VE HAKK’A HİZMETİ ŞİAR EDİNDİM’

Abdullah Gül, kitabın ilk sayfalarında; “Hayatım boyunca halka hizmeti Hakk’a hizmet bilerek yüce milletimizin hizmetimden hiç ayrılmadım” ifadelerini kullanmış ve devam etmiş: “Türkiye’nin yakın siyasi tarihini özetleyen, benim hayatımı, düşüncelerimi, ilkelerimi anlatan bu müze, umarım ki geleceğin Türkiye’sini inşa eden sizler için güzel bir ilham kaynağı olur...” 

Ve Gül kitabı şu cümlelerle kapatmış: “Her bakımdan mutlu insanların, mutlu vatandaşların yaşadığı büyük ve güçlü bir Türkiye gelecek tasavvurumuzun hedefi olmalıdır. Bu hedefe ulaşmamız, sadece halkımız için değil, bölgemiz ve insanlık için de bir kazanım teşkil edecektir.” 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hamza Adıgüzel 9 ay önce

Kadir bey ağzına yüreğine sağlık çok güzel bir yazı olmuş..bizi maziye geçmişe götürdün..naçizane o salonda ben de vardım...ben de görevliydim...sağolasın ..varolasın gardaşımm....