Özer’den Akay’a “şeker” sitemi

CHP Kayseri İl Başkanlığı geçtiğimiz hafta Cumhuriyet Meydanı’nda Tarım Komisyonu ile birlikte 14 Şeker fabrikasının özelleştirilecek olmasına tepki göstermiş, ardından da Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay “Kuru kuruya karşı çıkmak yerine öneriler getirilsin“ açıklamasında bulunmuştu. CHP Kayseri İl Başkanı Ümit Özer,  Akay’ın bu sözlerine isim belirtmeden yanıt verdi.

“Üzülerek gördük”
Özer, yaptığı yazılı açıklamada şu bilgilere yer verdi:
“Pancar şekeri üretimine alındıklarından bu güne kadar Türkiye Şeker Fabrikaları bünyesinde olup da geçtiğimiz günlerde satışa çıkarılan 14 Şeker fabrikasının, sadece beş yıllık üretim faaliyetinde bulunma mecburiyeti ile satılmak istenmesine neden karşı çıktığımızı ve ne olması gerektiğini açık bir şekilde ifade etmiş olmamıza rağmen şeker sektöründeki bazı yöneticilerin yerel basında görmüş olduğumuz açıklamalarında sadece özelleştirmeye karşı çıkıp öneri getirmediğinden bahsettiklerini üzülerek gördük.
Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren kurulup, tarıma dayalı sanayiye büyük katkıları olan Şeker Fabrikaları, ülkemiz tarımsal üretim kültürünün oluşmasında ciddi katkıları olan tarımsal sanayi kuruluşlarıdır. Vaktiyle çiftçilerimiz tarafından sermayesi oluşturarak kurulan Amasya, Kayseri ve Konya Şeker fabrikaları, bazılarının sandığı gibi 1992 yılında özelleştirilerek pancar kooperatiflerine satılmamışlardır.   Çiftçilerimizin, cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki kıt olanaklarıyla sermayesini oluşturdukları Kayseri, Konya ve Amasya Şeker şirketleri bünyesinde kurulan Şeker Fabrikalarını,  daha sonra ağırlıklı sermayesinin büyük kısmını Devletin bağlı ortaklık olarak oluşturduğu Kütahya ve Adapazarı şeker şirketleri tarafından kurulan Şeker Fabrikaları takip etmiştir. Sahipliğinin ileriki yıllarda tamamen Pancar çiftçilerinin olması hedeflenen ve Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi tarafından kurulan  diğer Şeker Fabrikaları  ise, sonraki yıllarda  Çİftçilere devretmek  şöyle dursun,  sermayesini çiftçilerin oluşturduğu şeker şirketlerine ait  fabrikaların dahi işletme yetkisi,  zarar ettirilmemesi koşuluyla  bir devlet kurumu olan Türkiye Şeker Fabrikalarına devredilmek zorunda bırakılmıştır. Bu şeker fabrikalarının ortakları olan pancar kooperatiflerine ise ödenmiş sermayelerinin yüzde 10’u kadar kar payı ödenmesi 1969 yılından 1984 yılına kadar devam etmiş, 1984 yılında çıkarılan 233 sayılı kanun hükmündeki kararname ile ‘kitlerin kar ve zararları kendi uhdelerinde kalacak’ denilerek bu fabrikalar, Türkşeker yönetimi tarafından zarar ettirildikleri için kar payı ödemeleri durdurulmuştur.  Şeker pancarı alım fiyatından, üretilen şekerin satış fiyatına kadar devlet tarafından belirlenmiş olmasına karşın bu fabrikaların zarar ettirilmiş olmasına gelince, mevzuat gereği Devlet fabrikalarında satın alımı çok zor olan, araçtan lojmana; arsadan, fabrikalarda ihtiyaç duyulan makinalara kadar birçok malzeme özel fabrikalar borçlandırılarak alındığı için bu fabrikalar zarar ettirilmiştir. Aradan geçen zamanla zarar miktarlarının, bu fabrikaların ödenmiş sermayelerinin çok çok üzerine çıkması üzerine önce Amasya, sonrasında ise Kayseri ve Konya Pancar Kooperatifleri, bu fabrikalar üzerindeki Türkşeker sevk ve idare yetkisini 1991 yıllında kaldırarak,  kendi  şirket yönetimlerini  oluşturdular. Bu üç fabrika, pancar kooperatifleri tarafından görevlendirilen çiftçi yöneticiler ve oluşturulan profesyonel kadro ile hem Türk Şeker tarafından haksız yere oluşturulmuş bulunan borçlarını ödediler, hem de pancar işleme kapasitelerini artırarak fabrikalarındaki şeker üretim teknolojilerini yenilediler. Hatta Konya ve Kayseri Şeker Fabrikaları kendi olanaklarıyla Boğazlıyan ve Karaman’a en son teknolojilerin kullanıldığı birer de şeker fabrikası kurdular.
Buradan da anlaşılıyor ki Şeker Fabrikalarının özelleştirme adı altında satılmaktansa, bulundukları bölgelerde kurulu olan pancar kooperatifleri borçlandırılarak bu kooperatiflere verilmesi halinde, hem o fabrikaların teknolojileri yenilenebilecek, hem de oluşturacakları sermaye birikimi ile günümüzde dış alımı yapılmakta olan bir çok tarım ürünü hem ülkemiz ihtiyacında, hem de dış satım yapılabilecek miktarlarda planlı bir şekilde üretilebilecektir. Bu üretim, yıllardan beri yurtsever şeker tarımcılarının çiftçi kesiminde oluşturdukları Tarım Kültürü ile mümkün olabilecektir. Bir zamanlar ürettiği tarım ürünleriyle kendine yeten ülkemiz, yılların emeğiyle oluşturulmuş olan bu tarım kültürüyle halen dış alımını yapmakta olduğumuz bitkisel yağdan bakliyata kadar bir çok tarım ürününü  hem ülke ihtiyacına yetecek, hem de dış satım yapabilecek bir seviyeye getirebilecektir.
Cumhuriyet Halk Partimizin Şeker Fabrikalarının beş yıl gibi kısa bir süre üretim yapma koşulu getirilerek  haraç mezat satışına itirazı, salt bir karşı çıkmadan ibaret değildir,  halkına güvenden kaynaklanan onurlu  bir karşı duruştur. Bu güne kadar özelleştirme adı altında yapılmış olan satışlara bir bakalım. Tekel özelleştirilmiş, tütün üreticisi çiftçilerimizin sofrasından ekmeği alınmış Amerikan tütün şirketlerine hediye edilmiştir. Gübre fabrikaları özelleştirilmiş, yurdumuz ülke dışından gübre alımı yapar hale getirilmiş, Et ve Balık kurumu özelleştirilmiş, ülkemiz başka ülkelerden canlı hayvan ve et alır hale getirilmiştir. Sümerbank özelleştirilmiş, uluslararası piyasalardaki tekstil ürünlerini pazarlama gücümüz sona ermiştir. Özelleştirme adı altında satılanların kurumların hangisi bu ülke ve halkımıza yarar sağlamıştır.  Cargill ve Amylum gibi Nişasta bazlı tatlandırıcı adı altında zehir üreten Amerikan şirketlerini küstürmektense Ülkemiz çiftçisini küstürmeyi göze almak, hangi akıl ve insaf ile açıklanabilir. Umarız ki iktidar bu yanlıştan bir an önce dönsün. Görsel ve yazılı basından da anlaşılmakta olduğu gibi çiftçilerimiz bu konudaki demokratik tepkilerini ortaya koymaya başlamış ve devamında da kararlıdır.”
Kurum Haberi
 

Anahtar Kelimeler:
CHPümit özerHüseyin Akay
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.