Dilimizde güzel bir söz vardır. “Marifet iltifata tâbidir, müşterisiz meta zâyidir.” Ya da “İltifatsız mal zâyidir.” Bu sözle anlatılmak istenen kişilerin hüneri, uzmanlığı ya da ustalığı ile ilgili ne yapmış ne üretmişse ona gösterilen ilgi, rağbet ne kadar fazla olursa o kişinin marifeti yani ustalığı daha iyi olacaktır denmek istenmektedir. Arz-talep meselesi gibi. Ne kadar talep yani istek olursa o kadar arz yani piyasaya mal sürme olacaktır. Talep olmayınca üretilen elde kalacağından kişi marifetini göstermeyecek, gösteremeyecektir.
 
   Biz eli kalem tutan, bir köşede siz okuyucularımıza bir şeyler yazma gayretinde olanların da sürekli okunur olması, okuyucularının desteklerine bir yerde de iltifatına bağlıdır.
 
   Bu yazımı işte siz değerli okuyucularımdan birinin bizi kendi penceresinden nasıl gördüğünü siz değerli dostlara nasıl takdim ettiğini bir köşe yazısı olarak yazdığı yazıyı noktasına dahi dokunmadan sizlerle paylaşmak istiyorum.
 
“YAŞAYAN DEĞERLER (OZAN HALİL MANUŞ)
 
   Koşmak, koşturmak ve bir gaye için çabalamak… Aslında tüm insanlar bu amaç ile arşınlamalıdır yollarını. Allah’ın rahmetini ve hoşgörüsünü gözeterek, insanlar için yararlı uğraşlar içinde bulunmaktan daha hayırlı bir iş olabilir mi? Keşke herkes bu sağduyuya sahip olsa öyle değil mi? Keşke herkes bir öteki için bir şeyler yapmaya çabalasa… Açlıklar, sefaletler, kavgalar olur muydu hiç?
 
   Bugün yazımız da tam da bu kalıba uyan, yaşayan bir değer olan Halil Manuş’tan, Ozan Halil Manuş’tan bahsetmek istiyorum sizlere. Zira ziyadesi ile bu satırları hak eden bir değerdir kendileri; hem insanlık hem de şehrimiz için…
 
   Muhterem; Kayseri ilinin Felâhiye ilçesindendir. Ama daha çok “Karaşıh’lıyım” der kendisi için. Zira Doğduğu yer olan Karaşıh’ın apayrı yeri vardır kendilerinde. Tanısanız, eminim sizde katılırsınız benim düşüncelerime. Güler yüzlü, ak, pak bir çehresi vardır. İyi bir insan, iyi bir öğretmen ve sağlam bir kalemdir. Yazımıza konu olan en belirgin özelliği ise “Önce insan” gayesidir. Önce İnsan diyen biri, kötü biri olabilir mi sizce?
 
   Şanlıurfa’da eğitim camiası için “Bulunmaz Hint Kumaşı” demek mübalağa olmayacaktır elbette. Kendi öz çocukları gibi sevip kolladığı öğrencilerinin, gelecekte birer kıymetli insan olacaklarından hiç endişe etmemek gerekir. Eğitim sözcüğünü Müfredat kalıplarına sıkıştırmadan insan olmayı, iyi insan olmayı ve insanlığa, vatana, bayrağa faydalı birer insan olmayı harmanlayıp sunabilen nadide eğitimcilerden… Bu güne kadar şehrimize tayin edilen birçok öğretmen, mühlet doldurup kaçmanın derdine düşmüştü. Çocuklara ne kattığından ziyade, zorunlu sürenin ne kadar kaldığı, şehirden ne zaman gideceğiydi kafasına dert edindiği. Elbette istisnalar hariç. Kıymetli hocam Halil Manuş’ta o istisnalardan biri elbette. Kaçıp gitmenin derdinde değil, kalıp mücadele etmenin derdinde idi. Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinde, teknik olanakları birçok okula kıyasla daha kısıtlı olan bir okulda, kaliteli ve kalıcı eğitim vermenin derdindeydi hep. Zor ile mücadele etmek onun gibilerin işiydi belki de. Tüm azmiyle mücadelesinde de zaten. Eğitim de ülke genelinde son sıralarda yer alan şehrimiz için, Halil Manuş gibi kıymetli hocalar birer can simididir. Basmakalıp müfredat öğretmenciliği kısır döngü iken, Kendinden bir şeyler vermek de elbette ki bu gibi hocaların işidir. Elimizdeki bu değerleri, elimizde tutmak gerek diye düşünüyorum.
 
   Eğitim camiasında etkin olan Halil Manuş, Sosyal yönüyle de başta öğrencileri olmak üzere birçok insana kılavuz olabilecek durumda. Yüzlerce şiiri aşk ile kaleme alan Manuş’un, değişik kesimlerce onlarca çalışması bestelenerek, kimi zaman türkü, kimi zaman ilahi olup kulaklarımızda çınlandı. Eserlerin melodilerle buluşması, sözlerin kıymetini bir kez daha bizlere hatırlatıp, kulaklarda küpe misali yerlerini aldı.
 
   Başta gazetemiz Şanlıurfa Olay olmak üzere ülke genelinde birçok gazete ve dergilerde köşe yazıları ve makaleleri ile hep bizi anlattı. Bize dair ne varsa hep köşesine taşıdı. Bize dair diyorum; Çünkü hiçbir zaman Urfalı, Yozgatlı, Kürt, Arap diye ayırmadı. “Biz” dedi başka da bir şey bilmedi…
 
   Okumanın ne kadar güzel bir şey olduğunu, öğrencilerini Kitap fuarlarına götürerek aşıladı. Basmakalıp cümlelerle “Okumak” deyip geçmedi… Kitap yazdı, Yazarım demedi, Eserleri bestelendi başı asla diklenmedi… Hepsinden de öte de, hiçbir zaman bir kare resmin içine girmedi, girmeye de yeltenmedi. Hani olur ya, siyasilerin peşinden koşanlar, yanında durup bir poz resime girmeye çalışanlar falan… Hiç o taraklarda bezi olmadı. “Hûda” dedi, gerisini bilmedi… Şiirleri, insan olmayı öğretip, bayrak nedir, namus nedir diye inledi.
 
   Şimdi bir kez daha sormamız gerek! Hiçbir beklentisi olmadan şehrimize ve tüm çocuklara her daim faydalı hizmetlerde bulunan Ozan Halil Manuş, yaşayan bir değer değil de nedir?
 
İBRAHİM HALİL DUYAR”
Sevgili Dostlar;
 
   Bu yazının üzerine ne söylenebilir ki?
   Ancak teşekkür edilebilir. Bir şair olarak bende hem duygularımı ve hem de teşekkürümü İbrahim Halil Duyar Kardeşime yazdığım şu şiirle dile getirmeye çalıştım.
 
KARDEŞİM
 
Köşene taşımışsın
Bendenizi kardeşim
Uzunca yazmışsın
Bendenizi kardeşim
 
Demişsin ki “garez, kin
Düşmanıdır milletin…”
Nasıl da mutlu ettin
Bendenizi kardeşim
 
“Hak yolunda bir nefer
Her sözünde ‘biz’i der”
Siz yoksanız kim nider?
Bendenizi kardeşim
 
Bir film seti kurmuşsun
“Rol senin” buyurmuşsun
Göklere uçurmuşsun
Bendenizi kardeşim
 
Yazdığın doğru belki
Yaptığım sahi ne ki?
Mahcup ettin inan ki
Bendenizi kardeşim
 
HALİL MANUŞ
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Metin Adiloğlu 2 ay önce

Aynen katılıyorum yazara. Halil hocam gerçekten çok önemli bir değer.