Hukuk, iktisat, siyaset, bilişim, teknoloji vb. sistemler; insanların, hayatlarına kolaylık sağlama ve ihtiyaçları karşılama amacıyla hareket edebiliyor ve insanlara katkılar sağlayabiliyorsa; anlam teşkil eder. Bugün bu sistemler, tam anlamıyla isteklere cevap veremeyip, insanların nezdinde sadece yazılı metinler şeklinde görülüp ve görülmeye de devam edecekse; insanlar, sıkıntılar yaşayıp mutsuz bir kaos ortamıyla karşı karşıya kalmaya mahkumdurlar. Bu sistemler, ne zaman ki tam anlamıyla işlerlik kazandı, toplumun ihtiyaçlarına çözüm bulmada etkin olarak rol alıp, toplumu her yönüyle tatmin etti, işte o zaman insanlar daha rahat bir nefes almış olacaklar.

Köşe yazıma, direkt sistemler ve aksaklıklar üzerinden giriş yapmamın sebebi; Bu sistemlerden hukuk alanındaki eksik yaptırımlardan dolayı toplumun tam anlamıyla tatmin olmaması, vatana ihanet ve toplumu derinden yaralayan özellikle de son zamanlarda çocuklara yönelik cinsel taciz olaylarının artmasıdır.

Savunmasız minicik bedenlere; kendi cinsel dürtülerini tatmin etmek için saldıran ve aynı zamanda olayı örtbas ederken de çocukların hayatlarına son veren sapık, cani kişiliklere karşı verilmesi gereken cezaların, hukuk nezdinde yaptırımları en ağır şekilde yani idam ile son bulması toplumun dile getirdiği hususlardan biridir. Bu toplumun bir ferdi olarak ben de idam ile ilgili düşüncelerimi veya hadım cezası uygulanması halinde ne gibi risklerin meydana gelebileceğini şu şekilde dile getirebilirim;

Bu iğrenç suçu işleyen bir kişiye hadım cezası verildiğini düşünelim. Bu şahıs, hadım cezasından sonra zaten erkeklik gücünü kaybettiği için, kendini bu hayatta hiçbir işe yaramayan eksik birey olarak hissedeceği düşünülerek herhangi bir terör örgütüne üye olup, topluma daha da ağır zararlar verip vermeyeceğinin veya potansiyel bir suç makinesine dönüşüp dönüşmeyeceğinin garantisini kim verebilir? “Kimse veremez.” Dediğinizi işitir gibiyim.

Benim aklıma kurcalayan ve tecavüz konusunda yapılması gerekenlerle ilgili merak ettiğim noktalardan biri de; kendi çocukları böyle olumsuz bir hal ile karşılaşan ebeveynler veya bu konuda duyarlı bireyler idam cezasını isterken; böyle bir saldırıya maruz kalmamış veya sadece sıradan basit bir olaymış gibi düşünen bireyler ise; böyle bir cezanın, insan onuruna aykırı olduğunu söylemekteler. Peki, insan onuruna aykırı olduğunu ifade eden bireylere soruyorum, “saldırıya maruz kalan bireylerin; onuru, hayatı veya evlendiği zaman o korkunç an akıllarına geldikçe yaşayacağı sıkıntılar ne olacak?”

Tecavüz veya cinsel saldırı ile ilgili cezai yaptırımlarda; tez, antitez şekline dönen bu savunmaları incelediğimizde; hukukçular olaya fail; siyasiler ise mağdur kişiler açısından yaklaşmakta. Ortada mağdur olan bireyler varken; mağduriyete sebep olan kişi mi savunulacak veya bu nasıl bir tezattır?

Meydana gelen cinsel saldırı suçlarıyla ilgili idam cezası varken ve idam cezası kaldırıldıktan sonraki rakamlar ise olayı bütün yönleriyle gözler önüne sermektedir. Türkiye’de 2002 yılında idam kaldırılırken, o yıl içerisinde ortalama 4 bin cinsel saldırı vakası gerçekleşirken;2017 yılında ise yaklaşık 32 bin cinsel saldırı vakası gerçekleştiği bilinmekte.  Rakamlar arasındaki uçurum, gözler önündeyken ve her geçen gün bu iğrenç durum artış gösterirken bu olay üzerinden siyasiler ve hukukçular arasında “ idam gelmelidir, gelmemelidir” şeklindeki tartışmalar üzerinden toplumun kazanım elde edebileceği bir şey yoktur. Bu iğrenç durumun ortadan kaldırılmasında sadece hukukçu ve siyasilere görev düşmemektedir. Psikologlar, sosyologlar, akademisyenler ve medya mensupları da bu ağır yükün ortadan kaldırılmasında ellerini taşın altına koymalı ve ülkenin refah seviyesinin, huzur ortamının en doruklara ulaşmasında aktif rol almalılardır. Ayrıca düşünün bugünkü sistemle suçu kesinleşen kişi cezaevine giriyor. Fakat halk çok iyi biliyor ki mahkeme kararından sonra cezaevine giren kişi halkın nazarında gerekli olan yaptırımlarla karşı karşıya kalmadığı için halk tarafından “içerde gereken cezayı kesecek babayiğitler vardır.” deniyor yani hukuk gerekeni yapamıyorsa onu halk kendi yöntemleriyle yapar deniyor ve yargı mekanizması saf dışı bırakılmış oluyor. Bu ne acı bir durumdur böyle. Hem hukuk devleti olduğumuzu dile getireceğiz hem de hukukun işlerliği eksik olduğu için kendi adaletimizle iş yapmış olacağız. Nasıl olacak peki bu iş veya herkes kendi adaletini mi sağlayacak? Devletin varlığı ortadayken, insanlar kafalarına göre eksik kanunlardan dolayı adaleti mi sağlayacak? Tabii ki devletimizin varlığının gereği olarak; her türlü olumsuz durumda yine devletimizin uygulayacağı kanunlarla, sıkıntılar bertaraf edilmiş olmalıdır, olması gereken de budur.
Halkın üzerinde durduğu ve suçu işleyen kişilerin idam cezasına çarptırılmasını istediği bir diğer konu da; vatana ihanet eden kişilere idamın uygulanmasıdır.  
Ülkenin varlığı ve bölünmez bütünlüğünü, teröri faaliyetler gerçekleştirerek yıkmaya çalışan kişilerin, suçları kesinleştikten sonra; idam cezası uygulanmasını isteyen halkımız, bu konudaki ciddiyetini her seferinde dile getirmektedir.

Özellikle senei devriyesi yaklaşan 15 Temmuz hain darbe girişiminde, vatanını savunmak için sokaklara akın eden 249 tane vatan sevdalısı yiğidin kanını akıtıp, 2 bin küsürünün ise gazi olmasına sebep olan hainlere karşı idam uygulanmayıp; bir de iyi bir iş yapmışlar gibi cezaevlerinde beslenmesi asla kabul edilemez. Veya hiçbir şeyden haberi olmayan masum halkın, yanında yöresinde bomba patlatıp, kaotik ortamların oluşmasına sebep olan kişi veya kişilerin, ayrıca devletini, vatanını müdafaa ederken kör bir kurşun ile hayatının baharında hayatı solan yiğitlerin ölümlerine sebep olan, kanla beslenen canilerin hangi terör örgütü üyesi olursa olsun; sadece cezaevinde yatırılması kabul edilecek bir husus değildir. Halk bunu dile getirmektedir. Eğer ki bu ülkenin asıl söz sahibi halk ise; bu altı çizilerek ifade edilen idam cezasının uygulanması gerekir.

İdam cezasının detaylıca görüşülüp, yaşanan sıkıntıları ortadan kaldırması için; tez zamanda yürürlüğü girip uygulanması temennisiyle…
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.