Hayatta farklı zorluklarla karşılaştığımız olur. Bu zorluklar insanların durumuna göre şartlarına göre değişir elbette. Yani herkesin zorluğu kendi yaşam durumuna derecesine göre değişir. Mesela zengin bir ailenin zorlukları başkadır, ay sonunu getiren bir ailenin zorlukları başkadır. Bir ilkokul öğrencisinin zorlukları başka, doktora yapanın başkadır. Bu zorluklar çeşit çeşit olabilir ve farklı bir şekilde hayatımızda ortaya çıkabilir. Zorlukları aşmak için de sabreder, çaba gösterip o zorlukların üstesinden gelmeye çalışırız. Üstesinden gelirken de destek almak da isteriz zaman zaman. Bu destek çevreden olabilir, aileden olabilir, yakın arkadaşlardan olabilir. Bir şekilde o zorluğun nasıl çözülmesi gerektiğinin formülünü keşfetmeye çalışırız. Çözemediğimizde aşamadığımızda da depresyona bunalıma girdiğimiz olur, umudumuzu yitirebiliriz, yılgınlık çöker ve moral olarak çöküntü yaşarız. Ancak her türlü zorluk muhakkak günün birinde çözülür aşılır.
Zorlukların çeşitleri derken bu zorluklar bizim hayata bakış açımızdan motivasyon derecemizden de olabilir. Kendimizi yetersiz görmemiz, bahanelerimiz, bilgi ve becerilerimiz zorluklar karşısında üreteceğimiz çözümler noktasında belirleyici olabilir diye düşünüyorum. Aşılan zorluklar olduğu gibi aşılmayanlar da vardır ve aşılmayan zorluğun sonucu insan için daha sancılı sonuçlara yol açar.
Bir de öyle zorluklar içerisinde harikalar yaratan insanlar vardır ki… O insanların zorlukları, doğuştan ya da sonradan kazandıkları engel durumları. Engelli insanlarımızın zorlukları, bizim gündelik zorluklarımızla kıyaslanmayacak durumdadır hatta bana göre. Bu bakımdan engelli kavramı yerine dezavantajlı olarak da nitelenmektedir. Bir engelli insanımız olsun ki, yatağa mahkum, konuşamıyor, yürüyemiyor, kişisel ihtiyaçlarını karşılayamıyor tek başına. Ancak öyle azimli ve mücadeleci ki, “kadere inat” yaşam dolu bir şekilde kendi hayatının zorluklarına meydan okuyarak o engeli aşıyorlar.
Kayseri’den de benzer haber geldi. Tek parmakla kitap yazan insanlarımızdan bahsediyorum. Önce Rukiye Türeyen’le tanıştım internet sayesinde. Hikayesiyle tanıştım yani. Annesine ev almak hayali var ve yatağa bağımlı engelli bir birey Rukiye Türeyen. Ancak tek eliyle harf harf işlemiş kitabını ve “Kanadı Kırık Melek’in Kanadına Takılanlar” diye adlandırmış kitabını. Kısa sürede sosyal medyada da yayılmasıyla adeta sosyal bir kampanyaya da dönüştü. Kitabı alalım destek olalım ki annesine ev alma hayalini gerçekleştirsin diye. Kitabın içeriğinin nasıl olduğu muhakkak önemli ama ondan önce burada bence bir insanlık dersi var. Hani başta belirtmiştim ya, zorluklar çeşitlidir, değişir ama bazı zorluklar vardır ki bizim kendi zorluklarımızla kıyaslanmayacak derecededir diye. İşte Rukiye’nin de böyle bir hayat hikayesi zorluklara engellere inat başardığı bir hikayesi var. Böyle örneklerle tanıştığımda hemen gündelik hayatımızdaki zorluk olarak gördüklerimize, basit yaklaşımlarımıza, bahanelerimize bakıp utanç duydum. Kıyaslama yaptığım gibi sorguladım da kendimi. Bir insanın istedikten sonra yapamayacağı bir şey yoktur sözü bir kez daha kuvvetli bir şekilde vücuda gelmiş oldu. En azından biz de tanışmış olduk. Zorluklarımızdan bahanelerimizden bahsederken bir kez daha düşünmemiz ve böyle insanlarımızı örnek alarak motivasyonumuzu düzeltmemiz, zorluk olarak gördüğümüz şeyleri gözden geçirmemiz gerekiyor.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.