Çocuklarınızla ilişkilerinizi tekrar gözden geçirin
Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Psikolojik Danışman Nevzat Özer, çocuk ve gençler için babanın önemi hakkında bilgilendirmelerde bulundu. “Toplum olarak ataerkil bir yapıya sahip olduğumuz söylenir.” Diyen Özer, “Yani baba ve erkeklerin daha fazla rol üstlendiği, daha aktif olduğu bir yapı… Baba, evde çoğu zaman bir otorite ve ayrı bir ağırlığı olan bir konumdadır. Bu ağırlık onun imajını ister istemez olumsuz etkilemiştir. Toplumumuzda, o yüzden özellikle erkek çocukları babalarıyla iletişim kurmak istediklerinde ilk olarak annelerini devreye sokarlar. ‘Anne, babama söyle maça gideceğim, anne babama söyle arkadaşımın evinde kalacağım’. Şeklindeki konuşmalar baba-evlat arasında muhtemel iletişimi bile anneye yüklemektedir. Baba - evlat arasında bu iletişimsizlik anneyi arabulucu konuma getirmektedir” dedi.                                             
 
“Ebeveynler vazifelerini karıştırmasın”
Ebeveynlerin kendi üzerine düşen vazifeleri birbirine karıştırması ve yerine getirmemesi, aile içi iletişime büyük zararlar vereceğini kaydeden Özer, açıklamalarını şöyle sürdürdü, “Çocuğun hayatında annenin ve babanın rolü farklıdır. Hiçbir anne, bir babanın ve hiçbir baba bir annenin rolünü taşıyabilecek güçte değildir. Her anne ve her baba sınırı içinde çocuğun benlik algısını ve özgüvenini oluşturmasına destek verir. Mesela sorumluluklardan biri babanın maddi olarak evine ve çocuğuna bakmasıdır. Ev işlerini yapması, çocuğunun fiziki ihtiyaçlarını karşılaması da annenin sorumluluklarındandır. Paylaşılabilen bu gibi sorumlulukların yanında paylaşılamayan, paylaşılmaması gereken sorumluluklar da vardır. Çocuğuna sevgi ve şefkat göstermek, onunla oynamak, onun günlük ihtiyaçlarını karşılamak gibi sorumluluklar…”
“Babalar, annelerden daha etkilidir”
“Değerli babalar, iddia ediyorum ki baba ilgisi ve sevgisi anneninkinden daha ağır ve etkilidir. Burada açıklamak istediğimiz şey, annenin ilgisinin etkili olmadığı gibi bir düşünceyi ima etmek değil. Son zamanlarda yapılan araştırmalar da bunu doğruluyor. Dediğimiz gibi, baba kavramı ağırdır, Anne ise her an her şeyi konuşabileceğimiz biri olma özelliğine sahiptir. Bir anlamda annelerimiz alınmasın ama anne el, ayaktır. Annenin seni seviyorum demesiyle, babanın seni seviyorum demesinin ne kadar farklı etkilere sahip olduğunu bizzat öğrencilerle olan görüşmelerimizde açığa çıkartıyoruz. Bazen açığa çıkartmaya gerek kalmadan öğrencilimiz bizzat bunu bize aktarıyor. Özelikle kırsal kesimde yaşayan bireylerin babalarıyla olan ilişkileri daha organik, daha resmi olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.”
“Babaları gelince sağa-sola kaçışan çocuklar”
Babalarla ilgili peygamber efendimizden de bir örnek veren Özer, “Bir grup sahabe gelmiş. Konuşma esnasında ya Rasulullah sizce iyi bir baba nasıldır deyince, Efendimiz şöyle cevap vermiş: Eğer eve geldiğinizi gören çocuklarınız sizden korkup, çekinip sağa sola kaçışmıyorsa siz iyi bir babasınız demiş… Ne yazık ki görüşmüş olduğum birçok annenin de söylediği gibi babalarının eve geldiğini gördüklerinde ne yapacağını şaşıran, farklı odalara giren, hazır ola geçen çocuklarımız var.
   Babam ve oğlum filmini izleyip de gözyaşına boğulmayan yok sanırım. Bu filmin bu kadar beğenilmesinin asıl nedeni kendi iç benliğimize, kültürümüze, ilişkilerimize direk vurgu yapması ve bilinçaltımızı yoklamasıdır. Kahretsin ki bu, kök salmış yanlış bilinen, adı din olmayan gelenek ve göreneklerin yüzünden babalarımızla hep sevgi sorunu yaşadık. Yeri gelir o babalarımız ayıp olur,
yanlış anlaşılır gibi toplumsal baskılardan dolayı çocukların en güzel sevilecek çağlarında, onları aile büyüklerinin yanında kucaklarına alamadı. Onları doyasıya koklayamadı, öpemedi… Oysa filmde baba karakterini oynayan şahıs, oğlunu çok seviyor, onun için her şey yapmaya hazır. Ama açığa çıkartamıyor. Bu sevgi sorununu yaşayanlardan bizzat birisi de ben oldum” açıklamasında bulundu.
     “Bir baba, evladının hayatında nasıl bir figür oluşturuyor? Yalnızca korkulan, hep kural koyan, eve geldiğinde yaptıklarından dolayı kendisini hesaba çeken bir baba mı?
Sıkıntılarının paylaşacak, sorularını rahatça sorabilecek, kendisine desteğini-yardımını esirgemeyen, kurallarında tutarlı olan, ilgi ve sevgisini esirgemeyen bir baba mı?” sorularını yönelttikten sonra Özer, iyi bir babanın çocuğunun gelişiminde şu olumlu etkilerin olacağını sıraladı;
“İyi bir baba, özdeşim modeli olarak çocuğunun;
 Cinsel kimlik kazanımı  
 Okul başarısı artışı
  Zekâ gelişimi   
  Disiplin anlayışının gelişimi
 Özgüven oluşumu
 Sosyalleşmesi
  Liderlik yapısının gelişimi
Arkadaş ilişkilerinde uyum… Gibi sayısız önem taşıyan özellikleri kazanmasını sağlar. Evet babalar, sizler çocukların, gençlerin bedensel, duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimleri açısından çok önemlisiniz. Bunu bilin ve ilişkilerinizi tekrar gözden geçirin…”
Haber: Fatma Ural
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.