Anayasa bir değerler manzumesi olmalı; değer yargılarının doldurulduğu metinler harabesi değil…
Anayasa bu milletin değerleri ile değer yargılarını ayrıştıran bir vasfa sahip olsun kafidir...
Herşey onda olmamalı, anahtar olmalı, kılavuz...
Abuklamayan, şaşırmayan, kaymayan, düşmeyen, hata yapmayan, asla halt yememiş biri varsa civarınızda, yakında ibiğinizden yakalanacaksınız demektir, bilginiz olsun.
Devlet algısı ve yönetme kafası değişmeli, ama devletin insan hak ve özgürlüklerine saygılı bir mekanizma olduğu algısı ile devlete bakanlarla değil, insan hak ve özgürlüklerine dayalı bir mekanizma olduğu algısı ile hareket edeceklerle bu mümkün olur.

Ey siyasi!
Eski mücahit yeni müteahhitlere aman ha sakın dokunmayasın. Fetö'nün tahribatı bunlara dokunursan verecekleri tahribatın yanında anılmaya bile değer olmayacaktır.
Bu sonradan ihale ihale zenginleştirdiğin taifenin inancında bu milletin malı ganimet, karısı kızı onlara cariyedir zira.
Mukni İman
İman, inkarı ikna ile sindirebilir; ama ikna edilmiş birisinin imanı sindirmesi mümkün değildir.
Bir yerinden o inkar pırt yapar!
İman-İnanç
İman ve inanç farklıdır.
İman, bir ölçeğe gelmez, bir kaba sığmaz; inanç ise sistematik bir disiplindir.
İmanı olmayan inanç sahibi, tenhada yaptığını başkasının yanında yapmaz.
İman ve Delil
Allah'ın varlığına 99 delili olanın 99 da şüphesi varmış demektir. Delil, bilinenin aksine imanı kuvvetlendirmez; çürütür.
Ne demek istiyorsun? Tahkik boş iş mi yani?
Hayır!
İkna olmaya ihtiyacı olmayan olmadıkça kıvranman bitmeyecek demek istiyorum.
Bir annenin anne olduğunun ispata ihtiyacı yoktur misali...
Sağlaması
Ve [bil ki,] eğer senin başına Allah bir darlık, bir sıkıntı saracak olsa, O'ndan başka onu giderecek yoktur: Ve eğer hakkında iyilik, genişlik diliyorsa, O'nun lütuf ve cömertliğini engelleyebilecek kimse de yoktur; (Yunus Suresi 107)
İman sahibi olduğunu iddia eden, bir sıkıntı onu bulduğunda, onu, başına saranın O olduğuna gerçekten iman etmiş olsaydı, mesela siyaseten falan partiyi, filan kişiyi zarar verici saymaz ve darlık ve zararı gidermek adına Allah'tan gayrını muhatap almazdı.
Uygulamada böyle olmadığına göre, imanı değil; inancı konuşuyor olmamız da son derece doğaldır.
İmanı mantığa oturtmaya çalıştıkça inanç sistematiği semizler, gürbüzleşir; iman ise derman kaybeder.
Ters bir yorum; fakat bu böyle...
Bundandır ağız tadı eksikliği... Huzursuzluk... Tatminsizlik...
Zarar ve faydanın Allah'tan olduğuna inanan birisinin, insanlar ile fayda zararı ilişiklendirme ile işi olmaz. Fayda ve zararı insan ile ilişiklendirenlerin de iman teraneleri sivrisinek vızıltısından öteye gitmez.
Mert mü'min odur ki;
Evet böyle inanıyorum, mantığınıza uysa da uymasa da diyebilendir.
Böyle demeyip "ama", "şöyle ki", "aslında", "doğrusu bu şu demek" ile lafı kabartanlar, Allah'ı Musa bilip, kendini Harun sayanlardır.
 
 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.