Adıyaman (İHA)’nın bir haberini okuyunca Arkeolog Sayın Mehmet Eroğlu’nun “Bir Arkeolog’un Anıları” kitabında yazdığı hatıralarındaki yazılar aklıma geldi.
 
Haber şöyle:
 
“Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesi Harmanlı beldesi Çakmak Mahallesi'nde tarlada çalışan Mehmet ve Kemal Aldanmış kardeşler tarlada kazma kürek ile düzenleme yaparken, mozaiği fark etti. Olayın Jandarma ekiplerine haber verilmesi üzerine Kültür ve Turizm Müdürlüğü ekipleri mozaiğin bulunduğu alanda incelemede bulundu.
 
Mozaiğin üzerindeki toprağı kaldıran ekipler yaklaşık 100 metrekare büyüklüğünde Roma dönemine ait olduğu tahmin edilen, üzerinde yabani dağ keçi figürlerinin bulunduğu mozaiği gün yüzüne çıkardı. Mozaiğin üzeri branda ve toprak ile yeniden kapatıldı. Koruma kurulundan çıkacak olan karar doğrultusunda mozaiğin yerinde mi korunacağı yoksa müzeye mi taşınacağına karar verilecek.”
               
             Tam da burada Taşınmaz kültür varlıklarının nakli ile ilgili yönetmelik maddesini okuyup sonra yazımıza devam edelim.
 
             Madde 20 – Taşınmaz kültür varlıkları ve parçalarının, bulundukları yerlerde korunmaları esastır. Ancak, bu taşınmaz kültür varlıklarının başka bir yere nakli zorunluluğu varsa veya özellikleri itibariyle nakli gerekli ise, Koruma Bölge Kurullarının uygun görüşü ve gereken emniyet tedbirleri alınmak suretiyle Kültür ve Turizm Bakanlığınca istenilen yere nakledilebilir.
 
                Sevgili Dostlar,
 
Şimdi sıkı durun güzel ülkemden böylesi değerli eserlerin ülke dışına nasıl kaçırıldığına sadece bir örnek olması için Arkeolog Mehmet Eroğlu’nun kitabına bir göz atalım:
 
“Efendim bir de Bergama şehrinin Almanlar tarafından nasıl yağmalandığını anlatalım.
 
                Karl Humman isminde bir Alman yol mühendisi İzmir-Dikili yolunun taş döşemesi yapılırken tam Bergama ilçesinin karşısına gelince taş bitmiş. Nereden taş bulacaklarını düşünürken işçilerden birisi Bergama’nın yukarı şehir diye tabir edilen yerde çok taş olduğunu söyler. Karl Humman bir ata binerek Bergama’nın yukarı Akropolüne gelir. Gördüğü manzara karşısında hayretlere düşer. Zeus Sunağı yıkılmış, kabartmalar, heykeller, mimari parçalar öyle duruyor. Hemen geri şehre gelir, oradan Alman hükümeti yetkililerinden acilen kendisine üç tane arkeolog göndermelerini ister. Alman Hükümeti Karl Humma’nın isteğini hemen yerine getirir.
                Gelen arkeologlarla birlikte yol çalışmalarını bırakıp Zeus Sunağının heykellerini o muazzam kabartmalarını aşağıya, oradan da deniz yolu ile Almanya’ya taşıyor. Bu çalışma iki sene devam ediyor. İki sene sonra bir yurt sever bunları şikâyet ediyor. Aradan bir müddet geçtikten sonra gelen müfettiş veya görevli bir üst bürokrat, üç gün Almanlarda misafir kaldıktan sonra şikâyet edeni veya edenleri çağırıp onlara “Üç taş gitti diye devleti hümayunun memuru avara bırakılır mı?” diyerek fırça atıyor.
                Sonra da “Taş bulursanız sizin altın bulursanız bizim” diye Almanların eline bir belge veriyor. Halbuki giden taşlar, ağırlığınca altından daha kıymetli. Çünkü Zeus Sunağındaki bu heykel ve kabartmalar, Galatlarla Bergamalıların savaşlarını anlatan ve dünyanın hiçbir yerinde olmayan eserlerdir. İşin çok ilginç yönü de bu Karl Humma’na Bergama’yı kazma izninin verilmesi ve bu izni alan Karl Humma daha önce götüremediği parçaları alıp götürüyor. Almanya’da Pergamuon Müzem diye bir müze kuruyor.
                İşte o muazzam Bergama Zeus sunağı şimdi Almanya’da bulunmaktadır. Hâlbuki Birleşmiş Milletler UNESCO teşkilatının “Her eser kendi yerine yakışır kendi ülkesine iade edilsin” diye kararı var. Ama Almanlar, “Biz bu eseri kaçırmadık siz bize bu eserleri yetkililerin izinleri ile verdiniz” diyerek vermediler.(Mehmet EROĞLU,Bir Arkeolog’un Anıları, sf:293)”
 
                Son söz başlık olsun
Her eser yerinde korunmalı.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.