Adalet ne kadar güzel bir kelime değil mi? Her Cuma namazı öncesi imam efendi minberde hutbenin ardından Nahl Suresi’nin 90’ıncı ayetini hem Arapça hem de Türkçe okuyarak “Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor” hatırlatması yapıyor. Ve namaza katılan hemen herkes dua niyetine buna ‘amin’ diyor.
Şimdi adaleti en çok tartıştığımız bir dönemden geçiyoruz. Gerçekten adalet için yürümek, adaleti savunmak, adaleti hatırlamak, adaletle hükmetmek, adalet üzere olmak, adil olmak herkesin mutabık kaldığı ortak noktadır. Hz. Ömer’e ait olan ‘Adalet mülkün temelidir’ sözü mahkemelerde, mahkeme heyetinin hemen arkasında yazar. Yani yargıçlar sırtını adalete dayar. Sıkıştığımız zaman ‘Hz. Ömer’in adaleti’ deriz. Adaleti hep hatırlatırız.
Rehberimiz olan yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de 30’un üzerinde ayette adaletten bahsediliyor. Emaneti ehline vermekten, insanlar arasında hükmederken adil davranmayı hatırlatıyor. Ama insanoğlu biraz da duygusal davranarak sadece “kendimize dokunduğu zaman” adaleti hatırlıyoruz, hatırlatıyoruz!
Kimse bugün adalet savunulmasın demiyor ama bu ülkede darbeler yapılırken, insanlar başörtüleri nedeniyle üniversitelere alınmazken, yerlerde süründürülürken, milletin meclisinde başörtüsü gerekçesiyle yuhalanırken, okuduğu şiir nedeniyle mahkûm edilirken, namaz kıldığı için ordudan atılırken, hain terör örgütü tarafından binlerce şehit verilirken, öğretmenler, işçiler katledilirken, eşi başörtülü olduğu için Cumhurbaşkanı seçtirilmezken, Gezi eylemleri ile ülke ekonomisi çökertilmek istenirken, hendekler kazılarak vatandaşlar öldürülürken, e-muhtıralar verilirken neden adalet için yürünmedi diye merak ediliyor. Yoksa o eylemlerin hepsi adil miydi?
Bugün 15 Temmuz’un yıldönümünde, Türkiye’nin içinden geçtiği kritik bir süreçte, ‘adalet yürüyüşü’ adı altında, PKK’ya destek verenlerle, FETÖ’ye, DHKP-C’ye, DAEŞ’e sempati duyanlarla, Türkiye’ye hasım olan ülkelerin siyasetçileriyle, ajanlarıyla, provokatörleri ile böyle bir eyleme kalkışılması samimiyet sorgulaması yaptırıyor ve endişeleri arttırıyor.
CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun MİT TIR’ları belgelerini bir gazeteye servis edip devlet sırrını ifşa ettiği gerekçesiyle yargılandığı davada çıkan tutuklama kararının ardından, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçrdaroğlu’nun ‘Adalet Yürüyüşü’ başlatması soru işaretlerini çoğaltıyor.
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti grubunda yaptığı konuşmalarda 15 Temmuz hain işgal girişimini ‘Kontrollü darbe’ ilan etmesi, 20 Temmuz’da iktidarın OHAL ile ‘darbe yaptığını’ öne sürmesi ve ‘1 milyon kişi mağdur oldu’ diyerek FETÖ operasyonlarını ‘eleştirmesi’ 15 Temmuz mağdurlarını yaraladı. Belli bir suçtan dolayı mahkûm olanlar için adalet aramak yerine haksız yere mahkûm olduğu düşünülenler için adalet aransaydı daha tutarlı olacaktı. Biraz da bundan dolayı samimi bulunmuyor.
Evet, gerçekten FETÖ yüzünden mağdur olanlar, ceza evlerinde özgürlüklerinden yoksun bırakılanlar, işlerinden uzaklaşanlar var. Bunların adil yargılama ile neticelenmesini isterken; 15 Temmuz’da 249 kişiyi şehit eden, 2 binin üzerinde kişiyi gazi bırakan, askere, polise ve sivil vatandaşa ateş eden hainleri ‘adalet yürüyüşü’ adı altında ‘aklamaya’ ve davaları sulandırmaya kimsenin hakkı olmadığını da belirtmek gerekir.
‘Herkes için adalet’ dediğiniz zaman yukarıda yazdıklarımızı hatırlamamız lazım. Darbeye ‘kontrollü’ diyerek, ‘tiyatro’ diyerek, ‘karşı darbe’ diyerek adaletten bahsetmek nedense hiç samimi gelmiyor! Herkes için adalet mi koltuk için adalet mi? Adaleti her zaman hepimiz için savunalım. 
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.