Bu milleti iki kutuba yönlendirmek, ya A'dan ya da B'den taraf olmak zorundasın demek isabetli bir siyaset değildir. Ben hakkım, karşımdakiler batıl demek ise, siyaseten daha büyük hatadır. Bu millet hiç ummadığı insanların ihanetine şahit olmuş bir millettir. Tercih edeceği ne olursa ne olacağını, ona o bu şu dayatmacılarından daha sahih değerlendirme kapasitesine sahiptir. Yeter ki millet millete bırakılsın.
--
Ölen birinin arkasından şu kelimeler sarf ediliyorsa o, saygın biridir: "İnsana değer katan tevazu içerisinde yaşayıp hayata artı değer katmasıdır, cenazesinde binlerin olması değildir. Tevazuyu kendine rehber edinenleri ve onların anılarını saygı ile selamlıyor gençlerin bu değerleri örnek almasını diliyorum.." Kibri kalbinden söküp atan birini ateş yakamaz ve kalbinde zerre kadar kibir olan da asla cennete giremez.
--
İzmir'den bir Engelli Gazi'nin vergi davaları ile ilgileniyorum. Ayağından yaralanmış, psikolojik sorunlar da yaşamış, araç almış raporu uygun halde vergi bağışıklığından faydalanarak, daha sonra psikolojik sorunda düzelme olmuş, ama ayak engeli devam ediyor. İdare sen biraz iyileşmişsin, şu almadığım vergiyi ver demiş. Teşekkür ederim diyeceği yerde, Gazi'yi yeni psikolojik sorunlarla muhatap etmiş. Bunlar devletçilik oynayan aklı havada çoluk çocuğun bile yapmayacağı işler esasen. Sonra lafa gelince yok Gaziler bizim canımız, Engelliler baştacımız. Umarım yargı, bu abes duruma dair tokat gibi bir karar verir de Gazi'nin psikolojisi biraz olsun düzelir. Gönül ise, büyük bir özür ile halttan vazgeçmesini ister İdarenin.
--
Tarikatlar, cemaatlar neden devlette güçlenmeyi hedeflerler diye sorsa devlet, kim bu uğurda variyet gösteriyorsa tüm mal varlığına el koyarak, şeyhini, önderini vatana ihanetten yargılatırdı. Devlet yönetimine talip olan tüm organizasyonlar nimet peşindedirler, evet de, söz konusu tarikat, cemaat olunca, mevzu biraz daha çatallanır, şöyle ki, A tarikatı/ cemaatı, B tarikatı/cemaatının varlığından rahatsız olacağı için, her yere hükmetmeye azmedecektir. Devlet kapısından içeri adım atarken, mensubiyetini dışarıda bırakamayana vazife vermek ihanettir.
--
Hiç kusura bakmayın partim de partim kafalılar! Deprem yine salladı İstanbul'u, milletin parasını kimin hesabına yapıldığı net olmayan projelerde çarçur etmeden, acilinden kentsel dönüşüme hız vererek, depremde sıkıntı çıkaracak bina bırakmayın İstanbul'da. Bu memlekette devletin, devlet gücü ile başarmaya mecbur olduğu öncelikli vazife, depremde yıkılması beklenen bina bırakmama kaydıyla, hızlı bir şekilde İstanbul ve civarındaki illerde kentsel dönüşümü halletmek olmalıdır. Bunu yapmadan, yapılacak her yatırım şaibeli olacaktır.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.