Farkında mısınız bilemiyorum?
 
Yaşadığımız dünyada çoğumuzun hayat akışı, her an bizi hareketlendiren öylesine çok koşuşturma ve sorumluluklarla doludur ki…
 
Bırakın rahatlamayı, çok kısa bir süre de olsa hiçbir şey yapmadan oturabilmemiz neredeyse mümkün olamamaktadır.
 
Ancak, öğrencilik yıllarımda ilk kez insanın sıkıntılı olduğu durumların da, farklı boyutlarda yararlı olabileceğini öğrendim.
 
Sürekli yoğun derslerle geçen o yıllarımda bir arkadaşıma İstanbul'da birlikte kaldığımız evde bir akşam "burada nasıl vakit geçirilir?" diye sordum.
 
Cevabı ilginçti, "kendini hiçbir şey yapmama duygusunu içerisine bırak" oldu.
 
Önce söylediğinin şaka olabileceğini düşündüm.
 
"Neden hiçbir şey yapmadan oturmayı tercih etmeliyim?" diye sordum, kendisine.
 
Bana şöyle cevap verdi;
 
"Eğer bir kaç dakikalığına da olsa kendini hiç direnmeden, hiçbir şey yapmadan durabilme noktasına taşırsan, duyacağın sıkıntı kısa süre de yerine huzura bırakacaktır" dedi.
 
Bu kuralı insan belirli süre uygulayınca, gerçekten de rahatlama hissedebiliyordu.
 
Bunu çok kısa süre de anlamıştım.
 
Gerçekten de sonuç onun söylediği gibi idi.
 
Önceleri zor gelse de, zamanla doğal hal aldı adeta bu durum.
 
Süreç ilerledikçe arkadaşımın tavsiyesi olan bu taktikle, zevk almaya bile başlamıştım.
 
Bunu başarmak için özel bir strateji gerekmiyor.
 
Yalnızca, rahatlama sanatını öğrenmek ve her gün bir kaç dakika da olsa hiçbir şey yapmadan oturmak gerekiyor.
 
Ancak, oturduğunuz esnada gerekirse pencerenizden dışarı bakın ve kendi düşüncelerinizle duygularınızın farkına varın.
 
Bu durum ilk başlarda kolay olmasa da, ilerleyen zamanlar da kolaylaşacaktır.
 
Ödülü ise tek kelime ile muhteşem.
 
Taşıdığımız endişenin ve iç mücadelemizin temel nedeni sürekli bir biçimde aktif olan ve fazla mesai yapan aklımızdan kaynaklanmaktadır.
 
Yine bilmiyorum farkında mısınız?
 
Aklımız sürekli oyalanacağı, odaklanabileceği birşey ister ve zaman zaman sırada ne var diye merak eder.
 
Lütfen, bir yemekte olduğunuzu hayal ediniz!
 
Önünüzdeki yemeği yerken, meyve olarak veya tatlı olarak ne var düşünürsünüz.
 
Tatlıyı veya meyveyi yerken, sofradan kalkınca ne yapalım sorusu takılır aklınıza.
 
Daha sonra "yarın sabah ne yapsak?" fikri sizi meşgul eder.
 
Akşam eve geldiğimizde hemen cep telefonumuzu, bilgisayarımızı karıştırırız.
 
Telefonumuzu açarız, kitaplarımızı, notlarımızı karıştırırız.
 
Ne kadar garip değil mi?
 
Sanki, birkaç dakikalığına yapacak bir şeyimiz olmamasından korkar gibiyiz hep.
 
İşte yazımda belirttiğim, hiçbir şey yapmamak düşüncesinin güzelliği, bizi aklımızı, zihnimizi netleştirip rahatlamayı öğretmesidir.
 
Sınırlı bir zaman diliminde de olsa "zihninizi, bilmeme özgürlüğüne" açmasıdır.
 
Aynı bedeniniz gibi aklınızda sürekli çalışma temposuna ara verip, dinlenmeye ihtiyaç duyar.
 
Zihninizin, aklınızın dinlenmesine izin verirseniz, daha güçlü bir performansa sahip olmasını sağlarsınız.
 
Eğer kendinizi "hiçbir şey yapmamaya" bırakırsanız, her gün belirli bir zaman diliminde bir şeyler yapmanın üzerinizde yarattığı baskının bir hayli azaldığını hissedeceksiniz.
 
Bu farklı bakış açısını öğrenince artık sizler de çevrenizdeki diğer insanlara, dostlarınıza zaman zaman "hiçbir şey yapmamaları" gerektiği tavsiyesinde bulunabilirsiniz.
 
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
suzan özan 6 ay önce

Ömer abi yazın çok güzel tavsiyene uyacağım deneyeceğim. Başarılar ıyi geceler hayırlı cumalar.

Avatar
Suzan 6 ay önce

Ömer abi dediğin gibi bir şey yapmadan öyle oturdum,fiziki olarak birşey yapmadım fakat kafam çok dolu olduğu için pek başarılı olamadım.Tekrar denemem lazım,yada bu bana göre değil.İyi akşamlar.

banner290