Hukuk fakültesine matematik, Türkçe, sosyoloji, mantık ve felsefe derslerinden oluşan 2 yıllık bir eğitim sonrasında başlanabilmeli ve fakülte 6 yıl olmalı. Son 2 yıl pratik olmalı. Toplam 8 yıllık eğitim sonrası avukatlık sınavı ile en az 5 yıl (ideali 10) fiili avukatlık sonrası hakim ya da savcı olunabilmeli.
Bu biraz düzene sokar adalet mekanizmasını.
--
Hukukun alnının ortasına çakıldığında ellerine sağlık denilen bir memlekette adalet saraylarının görkemi, zulmü perdelemeye yetersiz kalır. 25li yaşlarda gençleri hüküm makamına yerleştirmenin adı, ama canım onun referesi sağlam oluyorsa, işte hukukun alnının ortasına çakmak bu olmuş oluyor. En az 5 yıl avukatlık tecrübesi olmayanı ne hakim ne de savcı olarak atamamak ve refereyi değil liyakatı esas almak mümkün olmadıkça da kürsülerden adaletin tecellisini beklemek ancak ardniyetlilik ile şerh olunur. Yargı tez antitez sentez saç ayakları üzerine kuruludur. Avukatı yargıdan sıyırma temayülü de iyiniyet taşımamaktadır.
-- 
Hukuku, endüstrisi kafası ile yorumlayan girişimciler, temeli sağlam, maaş karşılığı çalışan borçlusunun borcunu sıfırlamasını asla arzu etmezler.
Dünyada 10.000 TL (alacağın) yatırımın, 10 yıl sonra 100.000 TL olmasının garanti olduğu tek türedi endüstri hukuk endüstrisidir.
Bundan işte kandil simidi gibi caddede kart dağıtmaları ve dahi arabulucu uzlaştırıcı ocu bucu sektöre ha bire yeni ünvanlarla oyuncular sokmaları.
--
Vergi yargılamasında mahkeme heyeti teşekkül edilirken heyette en az 1 veya 2 YMM bulunması kuralı getirilmeli ve avukatların da YMM'ler ile birlikte çalışabilmeleri için yasal engeller ortadan kaldırılmalıdır.
--
AİHM'ne Türk yargıç atanamıyor

'Bizim hukukumuz bize özgüdür ve evrensel hukuk normları bizim ölçekte sınıfta kaldığı için AİHM bizden hakim alamaz' açıklaması bekliyorum.

Geçenlerde Danıştay Dava Daireleri Kurulunda, bir yönetmelik maddesinin yürütmesinin durdurulması talebimizin reddi kararına itirazımız da reddolununca, kesin bu açıklamayı bekliyorum. Zira bizim hukuk hakikaten bize özgü.
Vatandaş, sipariş vererek Çinden tansiyonölçer getirtebiliyor, ama yönetmelik, ruhsatlı, denetime tabi Türk müteşebbis internet üzerinden tekerlekli sandalye, tansiyonölçer satamaz diyor.
Yargı da bu yönetmelik maddesinin yürütmesinin durdurulması şartları gerçekleşmemiştir diyor.
Böyle bir durum vakıa iken, ne hukuk devleti imişiz yahu bile demek tehlikeli üstelik.
Yönetmelik ile şu on ürün (yara bandı sargı margı harici) tıbbı cihazlar netten satılamaz diye kayıt altına almışlar, ama kim satamaz, o yönetmeliğe tabi, denetlenebilen, ruhsat almış olanlar, tabi olmayanlar rahat rahat satabiliyorlar ise ve bu hukuka uygun oluyor ise, hakikaten dünyada kendi hukuk nizamınızı kurmuşuz demek değil midir
--
Yeni Zelanda'da olan fecaatin tüm dünyaya yayılması çok olası maalesef, zira kafa kesen, öldüren, uyumsuz, sorunlu insanlar bu müslümanlar imajı çoktandır pompalanıyor ve insanlara nefret aşılanıyordu bir mihrak tarafından ve buna dair mesela en basiti benim memleketimin lideri beni desteklemeyen terörü desteklemektedir ayrımcılığı gibi yanlış icraatlar harici, veya ezanı protesto edenlerin tepesine iki bomba sallayacaksın kafasında olanlara zibidiler diyemeyecek şekilde, icrai anlamda pozitif bir girişimde bulunmamıştır. Insanlığa böyle örnek olmamalı idi bu toprakların yöneticisi diye yazsam başım belaya girebilir diye kuru bir kınama ile yetineyim bendeniz de herkes gibi.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.