Diyorlar ki Yıldız Kenter yakılmasını vasiyet etmiş, ona rahmet dilenmez.
'Adam vasiyet eder, ben ölünce yakın beni ki eğer Allah beni yakalarsa halim perişandır. Korkuyorum Ondan. Adam ölür, onu yakarlar ve Allah adama der ki: Sen Benden korktun ya, Ben de seni affeyledim. Müslim hadisi.' Bu kadının benzer bir ruh hali ile böyle bir vasiyet vermediği ne malum. Çok mu eminsiniz, öldüğünüzde suizanlarınızdan sorumsuzluktan.
--
Kendilerini selefi sıfatı ile vasıflayan bir kısım zibidiye göre oy kullanan, mahkemeye baş vuran, çocuklarını okula gönderen müslümanların canları, malları, ırzları onlara helaldir ki işte ışıd mışıd dedikleri bunlardan türemedir ve bunlar o kimselerdir ki yüzünüze gülümser, ama fırsat gözlerler. Senin canın, malın bunlara helaldir ve kızın karın da cariyedir bunlara. Anadolu'da yaşanmamış, genel kabul görmemiş İslam algılarında sakatlık vardır.
--
Devlet idaresini, falanın filanı yönetmesi olarak algılayan zihniyetin sakatlığı tüm insanlık tarihi boyunca sayısız kere test edilmiştir. İdare ilke bazlı olmalı ve insan hak ve özgürlükleri kökenli, hayatı ağız tadı ile yaşatma odaklı kurallar idareye hakim olmalı. İnsanın insanı köle bildiği, emel kağnısına öküz ettiği idari sistemlerden kurtulabilmek için, ilkelerin hakim olduğu nizamları kurgulamak, insani beceri ve zaafların sistem içinde etkilerini minimize etmek şarttır.
Ahlâk bir kişinin değil bir devletin en belirgin ve baskın vasfı olmalıdır. Adalet bir devletin dini olmalı ve insan hak ve özgürlükleri odaklı var olmak, devletin amacı olmalıdır ki şahıs refereli idari sistemler ile bu mümkün değildir. Zira kurtarıcılarından kurtulabilmek için anasının ağladığı bir tarihi vardır insan neslinin. Mailis Nalars
--
İki grup yolda kavgaya tutuşuyor, bir kişi karşı tarafa makas fırlatıyor, o makas oradan geçen kız çocuğuna saplanıyor, çocuk felç oluyor. Makası atan kişi basit yaralamadan 2 ay yatıp çıkıyor. Çocuk ben yürümek istiyorum diye feryad ediyor. Tamam ceza hukukumuzda kast diye bir kavram var ve yargılamada o adamın o çocuğu yaralama kastı yoktu diye muhakeme etti hakim, eyvallah da, ne olacak bu çocuğun durumu. Verince üç beş kuruş tazminat yürüyecek mi bu çocuk. Geleceğini, ümitlerini yok etmenin bedeli olur mu ya da.
Önerin ne mi diyorsunuz?
O makas o elden fırlatılınca birine saplansın ve o kişi ölsün kastı ile muhakeme kurulmalı ve yaralanana verilen bedensel zarar da dikkate alınarak, fiili işleyen cezalandırılmalı idi.
Empati yapmak lazım. 49 yaşında bir kısmi felçli olarak yürüyebilmeme rağmen, neler yaşadığımı bir ben, bir de Allah bilir ki daha hayatının başındaki bir çocuğa felci yaşatmanın bir bedeli illa ki olmalı. O kişi elini kolunu sallaya sallaya açık havada gezememeli.
--
Dine, örfi uygulama ve alışkanlıklar, kabul ve redler ile Murad ı İlahi noktasında nokta vuruş perspektifler geliştirmede çok geç kaldı İslam alemi. Hazreti Ömer uygulamaya yön vermede emsal nitelikte bir iki ufak dokunuş yaptı ve sonrasında dönemsel problemler bu hususu ihmal ettirdi ki esasen bu olmadan, olanın ne kadar İslam, ne kadar Arapçılık olduğu ayırt edilemez.
--
Ey İdareci!
Senin idarenin eksik aksak yönleri deşifre edilince öfkelenip kızmayacak, bilakis bu cesareti gösterene teşekkür edeceksin ki ahir akıbetin hayr olsun.
Senin yamuk hatalı uygulamana alkış tutanlar senin harbi düşmanlarındır, bir gram tefekkür etsen, bunu net görürsün.
Kangren olmuş kolu okşayan değil, onu vücuttan kesip ayıran merhametlidir, unutma.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.