Gerek kendi eğitim hayatımızdan gerekse büyüklerimizden öğretmenlerimiz hakkında birçok şey duyar dinleriz. Öğretmenlerin sadece öğretmen olarak kalmadan, bir anne baba gibi öğrencisine yaklaştığını, şefkat gösterdiğini ve kendi çocuğu gibi yaklaştığını. Bir de bunlara ek olarak öğretmenler, sadece ‘memur’ olmakla kalmazlar. ‘Çocuklarını’ vatana millete hayrı dokunsun diye çabalarlar. Ellerinden gelenin fazlasını yapmaya çalışırlar. Öğrencilerinin geleceklerini düşünürler ve deyim yerindeyse üzerlerine düşerler, işlerini yapıp öylece kalmazlar. Bir düşünceleri idealleri vardır. Her şeye rağmen yetinmekle kalmazlar. Daha fazla ne yapabilirimin karşılığını bulmaya çalışırlar ve gerek kendilerinden feragat edip emek verirler, uğraşırlar gerekse çevresini harekete geçirmenin gayretine düşerler. Olanla yetinmeden kendi çocukları gibi öğrencilerini yetiştirirler. Geçici olduklarını bildikleri halde bulundukları konumdan, geriye baktıklarında bir eser bırakmak isterler. Koşulları güzelleştirmek ister onlar. Ne eksikse onu tamamlamak isterler. Adeta adanmışlığın resmidir bu. Kendilerini çocuklarına adar gibi öğrencilerine adar mücadele verirler. İşte idealist öğretmenler denince bizlerin aklına, zihnine böyle bir öğretmen profili geliyor.
İşin sevindirici tarafı idealist öğretmenlerimizin henüz bitmemiş olması. Böyle bir düzen içerisinde var olmaya devam ediyorlar iyi ki de varlar.
Geçtiğimiz hafta gazeteci büyüğüm Şeref Kahraman ağabeyimle Özkar Özel Eğitim Uygulama Merkezi’ne gittik. Okulda zihinsel engelli ve orta ağır derecede otistik öğrenciler eğitim görüyor. 200’den fazla öğrenci, 60 civarında eğitmen var. Okula girdiğimizde, öğrencilerin bulunduğu odaya vardığımızda bu çocuklar öylesine masumca ve saf bir sevgiyle karşıladılar ki bizi… Kapının eşiğinde boynumuza atladılar. Kucaklaştık, sarıldık.
Derken okulun müdürü Bülent Köseoğlu hocamızla tanışmış olduk. Az önce idealist öğretmenlerden bahsettik ya. Tam da bu profilde bir hocamız Bülent hocamız. Okula atandığı günden bu yana okulda neler eksik, neler yapılırsa daha iyi olur bunların derdine düşmüş. Dememiş ki kardeşim ben burada müdürüm, yarın bir gün giderim zaten. Aldığım maaşa bakar, işimi yapar evime giderim…
Tam tersine dertle dertlenen hocamız, kendine bir de kadro kurmuş. Hocamız gibi kadrodaki eğitmenler de idealist fedakar öğretmenler. Çeşitli alanda dersler veriyorlar, öğrencilerle ilgileniyorlar. ‘Çocuklarına’ anne baba gibi yaklaşıyorlar. Kalbi temiz öğrencilerini koruyup kolluyorlar.
Gündelik hayatımızda bizim ‘normalimiz’ olan ve farkına bile varmadığımız yeme içme ihtiyaç giderme gibi birçok şeyi özel çocuklar burada kademeli olarak öğreniyorlar. Temizlikten yemeğe, oda düzeninden, eşyaların kullanımına dek öğrencilere çeşitli alanlarda eğitimler veriliyor. 40’ar dakikalık dersler esnasında öğrenci velileri de okulda kalmak durumundalar. Velileri de düşünmüş Bülent Köseoğlu, veli bekleme alanı yapılmış ve veli kurs merkezi inşa edilmiş.
Bunlar dışında hobi bahçesi de bulunuyor okulda. Etkinlikler yapılıyor, müzik resim gibi öğrencilerin rehabilitesini kolaylaştırmak katkı sağlamak için türlü faaliyetler de düzenleniyor. TUBİTAK bilim fuarına da katılıp başarı sağlıyor öğrenciler. Böylesine titiz, fedakarlık isteyen, özel uğraş isteyen ‘kutsal’ bir işi sürdürüyor öğretmenlerimiz. Öğrencileri özel olunca eğitimleri de özel oluyor bu yüzden.
Ev gibi bir ortamları var, yatak odası, banyosu tuvaleti mutfağı… Çocukların ihtiyaçları buralarda gideriliyor. Bu ihtiyaçlar okul bütçesinden karşılansa da çoğu zaman eksikler kalıyor. Bunu da hayırseverler karşılıyor destek veriyorlar.
Ama unutmayalım ki okulda özel öğrenciler eğitim görüyor. Bu yüzden ihtiyaçların arkası ister istemez kesilmiyor ve devamlı desteklere ihtiyaçları var. En basit örnekle, yemek yeme eğitimi diyelim. Kıyafetleri sık kirleniyor, yıkanacak. Yıkanması için de temizlik malzemeleri gerek. Bunun gibi daha nice ihtiyaçlar… Bu yüzden bu ihtiyaçların sürekli olarak karşılanması için okulumuz destek bekliyor. Her neye ihtiyaçları varsa kendilerine ulaşıldığında zaten belirtecekler. Bu yüzden hepimize bir parça görev düşüyor. Gidip ziyaret etmeli bu okulu, öğrencilerini, fedakar idealist öğretmenlerini…
Çocukların yüzündeki gülücükleri görmek bile yetecek size. Okulumuza sosyal medya hesaplarından telefon numaralarından ulaşıp ne eksiğiniz var bize ne düşer diyebiliriz. Hayırseverlerimizden destek olmalarını, olmaya devam etmelerini bekliyoruz.
Ayrıca çocuklar için yardım ekibinde bulunan başta Okul Müdürü Bülent Köseoğlu ve Ertan Sarı, Esra Kırlı, Ayşen Duran, Cantuğ Temir, Güleser Ercan ve Esra Palabıyık öğretmenleri de tek tek tebrik ediyorum. O kadar zor bir görev ama bir o kadar da anlamlı bir görev üstlenmişler. İdealist öğretmenlerimizin bu zorlu ve anlamlı görevlerinde destek olalım ve yalnız bırakmayalım.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İbranim UYAR 3 gün önce

Diline yüreğine sağlık, öğretmenlik hep fedakarlıktır ama anlattığınız gibi bir öğretmenlik müstesna bir insan olmaktır