Allah'tan gayrına yönelmekten ve O'ndan gayrına kulluktan sakınanların hepsi kardeşlerimdir. Tevhitte kardeş olmadıklarımla ahbaplığım ise ahlak ilkeleri odaklıdır ki esasen iyi insan olan herkese derin saygım ve sevgim vardır.
Ben müslümanım demesine rağmen, yönünü Allah'tan gayrına çeviren ve ahlaki ilkeleri sümenaltı edenlerle hiçbir ünsiyetim yoktur.
--
Bir kaşık suda boğacak kadar öfkelendiğiniz birini yargılamaya kalkışmayın. Sarpust Yazıtları MÖ: 3420
--
Cumhurbaşkanımız Önder kurultayında konuşuyor, bize İmam Hatip okuyarak gassal mı olmak istiyorsunuz diyenler bizim ne olduğumuzu gördüler dedi,
Evet bir İmam Hatip Lisesi mezunu olarak bendeniz de, dönemimizdeki kıymetli hocalarımızdan istifade ederek, milli bir şuura sahip olduk ki hepsinden Allah razı olsun. Adaletten, hakkaniyetten gayrı da bir davamız olmadı şükür. Hukuk eğitimim sonrası bir avukat olarak, devlet haksızlık yapmasın diye gayret eden bir konum ile onurlandırıldım ki bu en üstün payelerdendir itikadımca.
Vergi hukuku alanında çalışan bir avukat olarak işim haksızlıkla mücadele. Devletimin kasasına bir kuruş haksız para girmesin diye mesuliyetim nispetinde çalışıyorum ve evet bu hassasiyet özellikle bir İmam Hatipli olmamın icabıdır. Tüm eğitim sistematiğimiz milli şuur ile mücehhez olması temennim ile aynı duyguyu paylaşan herkese muhabbetle.
--
Vergi huķukunda öyle saçma sapan mevzuları dava etmek durumunda kalıyorum ki, dava sonu lehime hükmedilecek avukatlık ücretinin bu saçmalıklara imza atanlara ödettirilmemesi, tüm yurttaşların sırtına yüklenmesi ağrıma gidiyor.
Engelli vatandaş vergi indirimi için rapor alıyor, hastane raporunda oran yazılı değil, indirim onayı için Maliye Bakanlığına gönderilen rapora, gelir idaresi sağlık kurulu tarafından %91 olarak oran belirleniyor ve vergi indirim yazısı verildiği gibi, rapora da bu oran elle yazılıyor.
Vatandaş bu rapor ile ÖTV bağışıklığından faydalanarak araç da alıyor. Yıllar sonra senin raporda oran elle yazılmış, raporun sahte denilerek alınmayan vergi, vergi ziyaı cezası ile bir ödeme emri ile talep ediliyor. Behey İdare! Bu işleminin neresinden tutsam elimde kalıyor. Niye böyle saçmalıklara tevessül edersin söyle bana. En önce ihbarname göndermeden nasıl ödeme emri düzenlersin ve sonra kendi kurulunun kararını nasıl yok sayar ve memurunun eliyle yazdığı yazıyı inkar ile vatandaşı mağdur edersin?
--
 
Somut olayda esasa bile girmeden borç yoktur, doğmamıştir gerekçesi ile sırf ihbarname gönderilmeden ödeme emri düzenlendiği için iptal edilecektir. Bu kadar basit bir hatanın ceremesini neden yapana değil tüm millete yükler devlet
--
İdam Cezası
"İdam cezası olmalı" görüşünün, imza edilen sözleşmeler icabı Türk hukuk sistematiğinde uygulama alanının olamayacağı malum. Bir tarz gaz alma durumu doğrusu. Üstelik suç çeşidi çoğaltılıp, ceza artırılınca suç ve suçluda azalma olmaz. Bu, insanlık tarihinde milyonlarca defa test edilmiş bir iki kere iki dört hadisesidir.
Bilakis ceza kabarınca suç, yeraltına sızar ve ikiyüzlü, kurnaz, içten pazarlıkçı tipler klonlanır.
Üstelik suç yollarına parke döşemiş devletlerin suça ceza kesmeleri aymazlık ve densizliktir.
Bundan daha densizce bir şey söylenecek ise, o da şudur ki,
"Henüz girmiş on üç on dört yaşına, edalı işveli köylü güzeli" türküsüne akşamları devletin televizyonu TRT'de alkış tutanlar, on üç on dört yaşındaki çocuğa yönelik eğilimleri lanetlerler!
--
Hata
"Hata ve ayıbına, acizlik ve zayıflığına ihtimal vermediğimizden vebadan kaçar gibi kaçmak lazım. Zira o, tarihin en kadim hilesi ile bizi insanüstü olduğuna inandırmıştır ki, ilk fırsatta tepenmize binmesi kaçınılmazdır."
--
Çözülme
Görev yaptığı resmi kurumun kapısından girdiği anda din, ideoloji, ırk, hısımlık, dostluk, yandaşlık, karşıtlık adına, iş esnasında zihni ve fiili çelici her ne var ise topuna birden kapı önünde el sallayamamak ve onları içeri alma çürüklüğü bir facia.
Dindar diyorsun bakıyorsun bu var.
Ocu bucu şucu fark etmiyor ucundan kıyısından ortasından bulaşıyor bir biçimde...
Bunu çözmedikçe çözüm çözüm çözüleceğiz.
--
Kaliteli Hayat
Kaliteli bir hayat için şu kelimeleri azalta azalta yok etmemiz gerekiyor: "Ama, fakat, lakin, şu kadar ki, ne var ki, gerçi, ancak"
--
Korku İktidarı
Önce korktuk komşunun tarlamızdaki üç kuruşluk arpayı çalması ihtimalinden. Enteresanı komşu da korkuyordu bizden; atı vardı, bir de ineği. Korkularımızdan yaşamlarımız çekilmez hale gelince dedikodusunu yapmaya başladık halimizin. Duydu uyanığın biri ve zıpladı üstüne kondu korkularımızın. Dedi ki: 'Kim kime saldırırsa canına okurum. Haksızlığa gelemem. Akıllı durun, birbirinizin atına arpasına göz dikmeyin. Fena yaparım.'
Ondan, birbirimizden korktuğumuzdan daha fazla korktuk. arpa ekmeği yaptık, doyurduk onu. Atımızı altına verdik. Gezmelerde o vardı. Çoğaldıkça korkumuz, adına saygı dedik ve daha fazlasını verdik. Biz verdikçe, o hakkaniyetle korudu birbirimizden bizi. Biz korundukça birbirimizden, birbirimize veremediklerimizi o aldı bizden.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.