Onda olmayan sıfat ve vasıfları, sırf bir ihtiyaçtan ona giydirdiğin bir gün kendi olarak gözüne göründüğünde kaç milyon hücren aynı anda ölüyor, biliyor musun?
Baktığınca değil gördüğünce kabullenmeli. Az olsun öz olsun senin olsun. Zamanı gelince de akışına bırakmak lazım, kasıp durmamalı ki kasılıp kalınmasın.
Hiç bir şeyimiz değerli değil, değer vermedikten sonra biz ve insan kendini zavallılaştırdıkça değer kazanmaya çalışan bir varlık. Bir beklentisi var: Ona değer gördüğü kişiler 'iyisin' , 'hoşsun' desin. Bilse, değer gördükleri de aynı tezgahın yan dokumaları, belki kendi zavallılılığını onların aynasında seyreder.
Sen iyiysen iyisin. Senin iyi olma ölçütün falan olmamalı. Falan kendini iyi hissetmek için sana iyi hissettirendir. Sen kötü olamazsın. Sana kötü diyenler kendi iyilikleri için seninle çelik çomak oynayanlardır. Şimdi bırak şu ideal insan ayaklarını da olduğun insan olarak yaşamdan ne koparabiliyorsun ona bak.
Sanal sermaye gaz gibidir. Bir pohpoh ile gelen bir fıs ile çıkar. Bakide sen sana kalırsın. Bencillik bir ölçüde iyidir. Kendini iyi hissetmen için onu sanallaştırmamalısın. Olmadığın kadar iyi hissettiren senden çarpan gaspçıdır, olduğundan kötü hissettiren de öylece...
Kim sana sen olarak muamele ediyor, ona bak derim; ama öylesi de tatsız tutsuz yemek gibi değil mi? İlgini çekmiyor. Çünkü formatın civarınca. Civarda ne gördüysen onu talep ediyorsun. İşte bu nedenle sürü sürü doğup yığın yığın gömülüyor zamane insanı. Bir farkın olsun istiyorsan kendini fark et, yeter.
--
'İlk göz ağrım'

Anadolu'da savaşa gönderdiği eşinin arkasından ağlamaktan göz pınarları kuruyup, gözlerine ağrılar giren o kahraman kadınların dilimize bir armağanıdır.
-- 
Bakıyorsun çok masum bir yüz; ama içeride duygular o kadar yoğun kaslanmış ki, hareket kabiliyetini kaybetmiş...

Her iletişim, birliktelik/ayrılık/etkileşim insana his odaklı bir tarz idman imkanı sağlar. Abartanlar genelde diğerine hoyratça abanan/abanılanlardan çıkıyor.

Bakiyesi dolu dolu sanıyorsun; ama esasta ucu kaçmış bir lezzetsizlik...

Geçmişini bu günün sırtına vuranların geleceği hamallıkla geçer.

Kendi filminin esas oğlanı üstelik kendi filminde, her onunla ilintili yaşamın figüranı haline geliyorsa bu, fark sorunu olduğuna işarettir.

Tecrübe istemesek de yaşanmışlığı ile bize ait haliyle; lakin onu taşımak ile ona taşıtmak farklı fiiller...

Kas bir araçtır, amaç değil. Yaşam levazımıdır. Ayakta tutmaya yarar. Bizi taşır. Biz kası taşır hale geliyorsak, iş tuhaflaşmış demektir.

Özünde kısaca tecrübe de bizi taşısın, biz tecrübeyi değil.

-- 
İnsanın insanı sevmesi tabiidir; sevdiğinin ufak tefek hatalarını görmezden gelmesi de anlaşılabilir. Tabii olmayan, fahiş, çok açık hataları sırf sevmeden dolayı doğru kabul edip, hatalının, hatada olduğunu inkar etmektir. İnkardan da öte başkalara da 'doğru budur' diye dayatma saçmalığı vardır ki ki bu, insan erdeminin kalbinde dinamit patlatmaya eşdeğer dehşet bir suçtur!
Çevremizde var olan her şeye etki gücünü veren bizizdir, bizzat kendimiz. Bizim yücelerimiz, bizim cücelerimiz, korkularımız ve sevinçlerimiz vardır.

Sanırız ki, başkasının meziyetidir var saydığımız; hayır, gördüklerimiz algımızın ederince konumlama ve biçimlemecedir.

Tip, karakter, bilgi, portre, manzara, sunum, tarz, karizma, olgu, malum, ilan; ne var ise...

Bunlardır bizde diğerimiz için yargı mekanizması doneleri. Ama hepsi bizdeki yansımalardır, yansıdığınca, izin verdiğimiz kadarı ile...

İdrakımız ile süzgeçler; kalıbımızca olana kapaklanırız.

İnsanız görüntüde de, bizi insan edenden uzağız.

Başkalara yaşa...

Başkalara ayar yaşa...

Başkaya kul ol...

Başkadan kulluk um...

Birilerinin hayranlığı ve nefretinin hesabına çöpe atılan koca koca ömürler...
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.