Bugün Dünya İnsan Hakları Günü. Günü düşündürdükleri de beraberinde geliyor. Tıpkı bunun gibi önemli günlerde düşündüğümüz gibi. Mesela Kadın Hakları Günü’nde kadına şiddet konularını hatırlıyoruz ve kadınların halen gördüğü şiddeti hatırlıyor, durumun değişmesi için neler yapılmalı ve yapılmayanlar neler bunları tartışıyor.

İnsan hakları kavramı da aslında büyün bunları kavrayan genel bir kavram diyebiliriz. İnsan hakları deyince çok sayıda konu başlığı altında haklar akla geliyor. Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta da günün isminin insan hakları oluşu. Kadın, erkek, çocuk, yaşlı, genç gibi niteleme ya da herhangi bir dinden, mensubiyetten bahsetmeyip bütün insanları kapsayış olması önemlidir.

Tabii ki diğer haklar gününde olduğu gibi insan haklarının kabulüne giden süreçte de insanlar mücadele ederek böyle bir sonucun çıkmasına yol açtılar. Hiçbir hak, durduğumuz yerde ‘verilmiyor.’ Tamamı diyebiliriz belki, bir mücadelenin emeğin ürünü. Hak, arandığında kazanılabilir. Bu hakkı aramanın da demokratik yollardan yapılması gerekiyor.

Düşünmek lazım, insan hakları noktasında hangi düzeydeyiz? Protokol konuşmalarının dışında, kutlamalar dışında düşünelim, evimizde, mahallemizde insanlarla ilişkilerimizde ve söylemlerimizde, insanın haklarını ne derece gözetiyoruz?

Muhtemelen buna verilecek cevaplar çoğunlukla olumsuz derecede olacaktır. Çünkü çevremizde o kadar çok insan hakları ihlalleri yaşıyoruz ki.

Bir de bu konuyu kendi emelleri için kullanan devletler, stklar var. Bu devletler, stklar, batı menşeili gruplar, sanki kendi topraklarında, kendi devletleri insan hakları ihlalleri yapmıyor gibi, insanlığa eziyet etmiyorlar gibi ülkemizi rahatlıkla kendilerince hedef alabiliyorlar.

Her ülke kendi içinden kendi sorumludur. Yaşanan olaylar varsa da kendi içinde çözmekle yükümlüdür. Bu gibi hakların bahane edilerek, memlekete tavır alınmasına karşıyım. Hele ki bu tavra katılan içimizdeki yapıların da destek vermesine anlam veremeyerek karşıyım.

Anlam veremiyor değiliz, anlıyoruz aslında. Ama kendileri nasıl anlamazdan geliyorlar daha çok bunu anlamıyoruz. Nemalandıkları ülkelerin ihlallerine gözünü kapatanlar, içerde olup biteni dışarı şikayet ettikleri gibi onlarla ağız birliği yapıp memlekete demediğini bırakmıyorlar.

İnsan haklarını düşünürken bunları da es geçmememiz lazım. Çünkü bu gibi haklar, sözleşmeler batı açısından kullanışlıdır. Kullanışlı olduğunu akıldan çıkarmadan insan hakları karnemize kendimiz bakmalı ve değerlendirmeliyiz.

İnsan haklarını her insan hak eder etmelidir de. Vahşet dolu günler yaşayan insanların insan hakları gününü nasıl tebrik edeceğiz!

İnsan olduğumuzu unutmadan insan hakları gününü değerlendirmeli ve kötü niyetli tiplere prim vermeden önümüze bakmalı ve kendi sorunlarımızı kendimiz çözmeliyiz. Sorgulayıcı bir gün olması dileğiyle…
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.