İnsanlık öldürülüyor. Hemen yanı başımızda yaşanıyor. Etrafımız ölüm çemberi gibi… Hemen hergün  Suriye’den ölüm haberleri alıyoruz. Sadece Suriye değil ki; İslam aleminin her bir köşesi kan ağlıyor. Hangi birine yanalım, hangisine ağlayalım? Özümüz kaldı mı ki ağlayalım. Akdeniz’in soğuk sularından toplanan çocuklara mı yoksa Suriye’de Doğu Guta’da Duma ilçesinde Kimyasal saldırıya maruz kalan çocuklara mı ağlayalım? Afganistan’da şehit edilen hafız yavrulara, Arakanda diri diri yakılan anne ve yavrularına mı ağlayalım. Şaşırdık ya Rabbi!! Şaşırtma bizi. Yardımını gönder, ebabil kuşlarını gönder, meleklerini gönder; ümmete feraset ver, birlik ver, beraberlik ver. Yoksa halimiz harap.
                         Yedi yıldır süren Suriye savaşında bir milyondan fazla insan can verdi. Milyonlarca insan mülteci durumuna düştü.Topraklarından, yuvalarından ayrıldılar.Hala da devam ediyor.Yaşanan bütün bu zulümlerin altında yatanları konuştuk, anlattık, yazıldı, çizildi. Ama bu zulümlerin kimlerin eliyle yapıldığını daha dikkatli incelemeliydik.Suriyede yaşanan dramın altından bir kişi çıkıyor; Beşşar Esed.Bir devlet başkanı kendi insanına nasıl kıyabilir.Sahip olduğu hangi şey, bir insanın canından daha kıymetli olabilir..  Nasıl ki 2. Dünya savaşında temel rol oynayan diktatörler vardı;  Hitler, Mussolini, Stalin vs,vs.. Şimdi de, müslümanların başına böyle belalar sardılar. Osmanlı devletinin dağılmasında batıya eğitim için gönderilen vatan evlatlarının dönüşte yaptıklarıyla yıkıma ne kadar etkili olduklarını biliyoruz.Aynı oyun, o gün nasılsa, bu günde aynı.İslam aleminin aleyhine yapılan işlere bakıldığı zaman, çoğunlukla batıda eğitim almış yöneticiler olduğu kolayca görülebilir.İşte Suriye’nin başındaki şahıs ABD de eğitim almış,Suudi veliahd prensi Selman ve her fırsatta ülkemiz ve milletimiz aleyhine tavır koyan; BAE  veliaht prensi El-Nahyan ingilterede eğitim almış. Konuşmalarına, yaptıklarına, icraatlarına, batıda giydikleri frag ve fötr şapkaya bakarsanız, Arap ve müslümandan daha çok Hrıstiyan ve yahudilere özendiklerini görebilirsiniz. İnsanlıktan yoksun, acıma duygusu olmayan, batının isteklerini harfiyyen uygulayan robotlar olmaktalar. Artık batı,haçlı seferlerinde olduğu gibi, ordularıyla müslümanların karşısına çıkmıyor. Kültür emperyalizmi ve misyonerlik faaliyetleriyle ya vekil yöneticiler yetiştiriyor ya da vekil terör örgütü kullanarak savaşıyorlar. İnsanın aklının almayacağı ölçüde kendi halkını yakan, zehirleyen, öldüren bir yönetici nasıl bu hale gelmiştir. Tek açıklaması var; eğitim, eğitim. Küçük yaşlardan itibaren batıya eğitim için  gönderilen çocuk ve gençler, temelinde Hristiyan ve Yahudi inancı yatan, batı eğitimden geçirilmekte. Kendi benlikleri, kültürleri, inançları silinmektedir. Özellikle, Arap ülkelerinin çocukları İngiltere ve ABD de eğitim almakta ve eğitimle aldıkları İslam düşmanlığını, ilk fırsatta uygulamaktalar. Müslüman ve Arap ülkelerinin yönetimlerini bir incelersek, büyük çoğunluğunun çağdaş ve medeni bir eğitim alması düşüncesi ile batıya çocuklarını gönderdiklerini, batınında bunu iyi kullandığını görürsünüz. Alınan eğitim sonunda kendi kültürüne, inancına, milletine ve devletine düşman olmuş nesiller olarak geri dönmekteler. Sonuç; biribirini öldüren müslümanlar, kendi halkını öldüren yöneticiler, şatafatlı hayat süren zengin Araplar, açlık çeken yokluk ve hastalıktan ölen müslümanlar… Yöneticiler batıda aldıkları eğitimin gereğini yerine getirirken, sahipsiz müslüman yığınlar zulüm altında inlemekte. İslam ve Arap topraklarının tüm zenginlikleri bu yöneticiler tarafından batıya akıtılmaktadır. Batıdan alınan silahlarla da müslümanlar katledilmektedir. Burada, eğitimin önemini bir kere daha anlamış oluyoruz. Özellikle İslamın ve kültürümüzün çocuklarımıza, gençliğimize iyi öğretilmesin çok önemli olduğunu. Batının her türlü  saldırısı altında bulunan islam dünyasının, yeni nesiller yetiştirirken, çok titiz olması gerekmektedir. Ağaç yaş iken eğilir, bakarsan bağ bakmazsan dağ olur, saldım çayıra mevlam kayıra vb. atasözlerimizde bize anlatılmak istenen tamda budur. Kendi nesillerimize sahip çıkılmalı, başı boş bırakılmamalıdır. Çocuklarımızı iyi gözlemlemeli, terbiye ve ahlak süzgecinden geçirmeli, saygı ve sevgi aşılanmalı, milli ve manevi değerlerimiz nakış nakış dokunmalıdır. İyi yetişmiş bir neslin ve bir kişinin kendine, ailesine, devletine ve milletine, insanlığa ne kadar faydalı olacağı aşikardır. Bunu bizim tarihimizin her safhasında görmek mümkündür. Sahipsiz ve boş kalmış beyinleri, dolduracak olanlar çıkacak ve insanlığa düşman kişilikler yetişecek, kendi emelleri doğrultusunda kullananlar olacaktır. Terör böyle ortaya çıkmaktadır. İyi eğitim almış insan ömrünü faydalı olmakla geçirirken, aile ve devletten güzel bir eğitim almayan ise ailesine, topluma, millete ve ümmete zarar vermektedir. Her çocuğumuz bir cevherdir, hazinedir. İşlenmesi, süslenmesi ve karakter kazanması elzemdir. Acildir.
                        Milletimize ve Ümmete hayırlı nesiller yetiştirmeliyiz. Batının hegomanyasını ortadan kaldıracak, insanlığa ve İslam alemine nefes aldıracak, yeni nesillere ihtiyacımız var. Rabbim milletimizi ve ümmeti,  birlik ve beraberlikten ayırmasın..
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.