Herkesin bildiği şeyleri tekrar tekrar söylemek gerekmese de, bazı konular var ki, tekrar edildikçe güzelleşir, daha faydalı olur. İşte İslam kardeşliği böyle bir konudur. Durmadan, usanmadan anlatmak ve yaşayarak, yaşatarak göstermek gerekmektedir. Kuran’da ve sünnette kardeşlik vurguları sürekli tekrarlanmıştır. Allah-u Zülcelal hazretleri (c.c.): “Müminler kardeştir, aranızı ıslah edin.” buyururken, Allah Rasulu (sav.) âlemlere rahmet buyurmuştur ki: “İman etmeyenler cennete giremez, kardeşini sevmeyen iman etmiş olamaz.” Benzer birçok emri ilahi ve hadis vardır. Kardeşliklerin en güzeli İslam kardeşliğidir. İman kardeşliğidir. Bu konuyu daha iyi anlatabilmek ve ülkemizde yaşanan üzücü bir olayla bağlantı kurmak için hicrete ve Ensar-muhacire kısaca bakmak lazımdır.
İslam’ın ilk yılları, Mekke dönemi acı ve çilelerle doludur. Müşrikler Peygamber Efendimiz (sav.)’e ve ashabına olmadık işkenceler, aç koymalar, muhasaralar, saldırılarda bulunmaktaydılar. Bu zulümler o kadar artmıştı ki artık ilk şehitler verilmeye başlanmıştı (Yaser ve Sümeyye R.A) . Bu durumda Mekke’den hicretler başlamış, hicretin en büyük noktası Medine olmuştur. Allah’ın ve Rasulünün emriyle hicret eden Müslümanlar, Medine’de İslam’ın kardeşlik bahçesiyle kucaklanmıştır. Hicret edenler muhacir, onları bağırlarına basanlarsa Ensar olmuşlardır. Mekke’de her şeyini kaybeden, hayatını orada bırakan muhacirler,Medineli kardeşleri tarafından yeni bir hayat sunularak,  imanın gücünü tüm dünyaya ilan etmişlerdir. Bilinen dünya tarihindeki,yardımlaşma ve kardeşliğin en büyük,en güzel,en kapsamlı,en faydalı örneğini sergilemişlerdir. Ensar sahip olduğu her şeyi, Mekke’den hicret iman kardeşiyle paylaşmıştır. Müşrikler nasıl ki, zulümle abâd olunacağını sandılarsa, tam tersine Ensar, kardeşlikle tarihe yazılacaklarını bilircesine kucaklarını, ocaklarını sonuna kadar açmışlardır. O gün bu gündür İslam âleminin en önemli bağlarından biri de İslam kardeşliğidir. İslam dünyaya bu kardeşlikle hızla yayılmıştır. Allah’ın kullarının birbirine üstünlüğünün olmadığı, her birinin eşit olduğu, üstünlüğün ancak takvada olduğu kardeşlikle sabittir. Gerek ilk İslam devletlerinde, gerekse Selçuklu ve cihan imparatorluğu(Osmanlı) zamanlarında İslam’ın dünyaya verdiği mesaj ve uygulamalar kardeşlikle yapılmıştır. Bugün dünya üzerinde yaşayan yaklaşık iki milyon Müslümanın dağılımına coğrafyadan bakarsanız, kardeşliğimizin etkisini görebilirsiniz. Temelsiz ve değiştirilmiş, kuvvet kullanarak yayılan, sevgiden ve paylaşımdan bihaber dinlerin aksine (Hıristiyanlık-Yahudilik-Budizm-Hinduizm vs.) yüce dinimiz İslam sevgi, kardeşlik ve paylaşma düsturuyla yayılmıştır, yükselmiştir.
Bugün İslam âlemi perişan. Kardeşlik bağlarının çoğu koparılmış. Birbirinden uzaklaştırılmış şekilde yaşanmakta, tekrar kardeşlik bağları kurmasına izin verilmemektedir. Ancak bir ülke var ki ecdadından aldığı mirası yaşatmaya, İslam kardeşliğini yeniden canlandırmaya çalışıyor. Dünyanın her yerinden malum milletlerin ve zulüm altındaki Müslümanların tek hicret kapısı, tek yurdu, tek sığınağı: Türkiye . Bu durumu bilen İslam düşmanları ülkemizi bu yüzden rahat bırakmıyorlar. Dışarıdan gelen muhacir kardeşlerimizle milletimizin arasını bozmak için mücadele ediyorlar. Birçok İslam yurdunda olduğu gibi Suriye’deki zulümden kaçan kardeşlerimize bağrımızı açtık. Onlar can, mal ve namus korkusu yüzünden bize sığındılar. Çünkü onların sahip olduğu tüm kıymetler imanımız gereği bizim korumamızdadır. Gidecek başka yerleri yok, tüm dünya Müslümanlarının ana vatanı bizim ülkemiz.
Suriye’nin İdlib şehrinden Sakarya ilimize sığınan muhacir kardeşimizin ailesine karşı çok üzücü bir saldırı oldu. Hamile kız kardeşimiz ve kucağındaki yedi aylık bebeği şehit edilmiştir. Şehit edilme şekilleri insanlık, hayvan âlemi, hayal âlemiyle anlatılamayacak kadar acı ve elem verici. Basın yayında ve sosyal medyada milletimiz üzerine oynanan oyunun neticesi olarak utanç verici bir olaya şahit olduk. Tüm milletimiz ağladı. Türkiye ağladı. Rabbimize ve onun Rasulüne, ashabına, Ensar’a, muhacire, ecdadımıza Fatih’e, Yavuz’a, Abdülhamid’e vs. yüzümüz karardı. Nasıl hesap vereceğiz? Bize emanet edilen cana, namusa sahip olunamadı. Ne diyeceğiz? “Suriyeliler dışarı.” diye bas bas bağıranlar, rahatladınız mı? Yazdığınız, paylaştığınız, yaydığınız için uyuyabiliyor musunuz? Mutlu musunuz? Suriyeli hamile anne ve küçük çocuğu İdlib’e döndü. İki Suriyeliden kurtuldunuz. Onlar oradaki topraklarına döndü. Defnedildi. Siz; Allahın divanın çıkabilecek ve hesap verebilecek misiniz? Siz nereye gideceksiniz o zaman? Sizi Allah’a havale ediyoruz.
                Yeniden kardeşlik için tüm milletimizin uyanık olması, memleketimizin fırsatının verilmemesi boynumuzun borcudur. Ülkemize emanet gelen canları, namusları, mallarını korumak iman borcumuzdur. Allah tüm İslam âlemine kardeşlik şuuru versin. Âmin. Vesselam.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.