Başlığı okuyanlardan kimisi imanın şartlarıyla karıştırmış diyecek;
Kimileri de beş yazacakken yanlışlıkla altı yazmış galiba diyecek.
İkisi de değil.
Vakti saatinde adamın biri bir yöntem bulmuş.
Çocuklara İslam dinini nasıl kolayca öğretebilirim diye.
Kuran ayetleri bile akılda kalıcı bir rakamla ifade edilmiş.
Altı bin altı yüz altmış altı. (6666)
Kime sorsanız bu rakamı hiç düşünmeden söyler.
"Hiç saydınız mı?" diye sorduğunuzda alacağınız cevap da aynıdır:
"Hayır, neden sayayım ki?"
Merak işte, ben üniversiteye başladığım sene saymış ve şaşırmıştım.
Aynen Kuran ayetleri gibi, İslam'ın şartı beş, imanın şartı altı, 32 farz.
Binlerce ayeti gösterip insanları korkutmaktansa, özet çıkartmışlar.
Akılda kalıcı ve kolay hatırlanacak şekilde bir öğretme metodu.
Fakat bir süre sonra bu metoda büyükler bile inanmaya başlamış.
Herkes böyle olduğuna inanmış ve din buymuş gibi anlatmış.
43 maddede (32+6+5=43) Kuran ve İslam tarifi yapılmış.
Din olduğu yerde, ilk indiği gibi durmuş;
Ancak bu dini sistematize edenler şişede durduğu gibi durmamış.
Tavuk, orasından kesilip burasından budanıp küçücük kalınca;
Nasreddin Hoca demiş ya "hah şimdi kuşa benzedin!" diye.
İslam dinini de eline "yetki" verilen herkes biraz biraz budamış.
Zamanla budanmış halini din sananlar, gerçek halini unutmuş.
Takvim yapraklarında anlatılan hikayeleri okuyunca duygulanmış;
"hah işte din bu" der olmuşuz.
Kimisi için Cuma ve kandil mesajı göndermek İslâm'ın 6. şartıdır.
Namaza gösterilmeyen ihtimam bu mesajlara gösterilir olmuş.
Belki de en masum sonradan ikame altıncı şart da budur.
Bazıları için soru çalmak İslam'ın altıncı şartı kabul edilmiştir.
Bazıları için torpil yapmak, bazıları için metres tutmak...
Bazıları içinse yağlı ballı ihaleler almak...
Öyle ya düşmanın silahı ile silahlanacaktık değil mi?
Düşmanda bol bol para varsa bizde de olmalıydı, gıcır gıcır.
"Allah niye zengin olmadın?" diye sorarsa ne cevap vereceklerdi?
Laik devlet birden fazla evliliği yasaklamasa ne güzel olacaktı.
Herkes peygamberin sünnetini ne de güzel ihya edecekti değil mi?
Şimdi gizli gizli ikinci, üçüncü evler biraz stresli ama heyecanlı oluyor.
Sünnetin ihyası (!) için bu kadar stres de önemli değil canım havasındayız.
Daha çok zengin olmak için zekatı bile bir matematiksel orana bağlamışız.
39 u bize, kalan 1'i de Allah'a borç vermişiz.(*)
Fakire verilen her kuruşun Allah'a verilen bir borç olduğunu unutmuşuz.
Dünyanın en mükemmel sosyal dengeyi sağlayan ayetini görmezden gelmişiz.
Peki,
Pınarbaşı Müftülüğü için İslam'ın altıncı şartı nedir biliyor musunuz?
Pınarbaşı Müftülüğünün önünde bir cami var.
Camide de çalışan üç hanımefendi kardeşimiz var.
İşkur aracılığı ile burada çalışmaya başlamışlar.
Buraya kadar pek bir sorun yok, "bir kadın yetmiyor muydu?" diye sormuyoruz.
Fakat bu üç kardeşimizin kendileri değil de erkekleri biraz önem taşıyor.
Üçü de müftülükte çalışan memur...
Tesadüfü görebiliyor musunuz?
Keramet desem az, mucize desem Pınarbaşı Müftüsü darılabilir.
Ya da İslam'ın altıncı şartı bu mucizevi olay mı desek?
Şimdi, Pınarbaşı'nda İşkur bu camide çalışacak olanlar için müracaat alıyor.
Sadece üç kişi müracaat ediyor ve bunlar da müftülük çalışanlarının eşleri.
Pınarbaşı'nda ihtiyaç sahibi o kadar hanımefendi kardeşlerimiz var ki;
Kaymakamlık kapısını aşındırıp ihtiyacını gidermeye çalışan...
İki torba kömür ve bir çocuk montu için ta Kayseri'ye gelip dolaşan...
Bu insanları istihdam edip, el açmaktan kurtarmak devletin görevi mi?
Elbette...
Peki, şimdi Müftü bey bu durumdan memnun mudur?
"Benim memurum işini bilir" demiş midir?
Temsil ettiği din ile bu işin taban tabana zıt olduğunu biliyor mudur?
Vaazlarında şu sözü kaç kez söyleyip cemaate gözyaşı döktürmüştür?
"Dicle'nin kenarında bir kurt bir kuzuyu kapsa Allah Ömer'den hesabını sorar."
İşkur aracılığı ile alınan üç eleman konusu son derece yasal ve mevzuata uygun.
Peki, helal mi?
Bu kepazelikleri yaparak siz hangi dini anlatacaksınız insanlara?
O cemaate nasıl namaz kıldıracaksınız?
Bu olanları bilmiyorsanız nasıl idarecilik yapıyorsunuz?
Biliyorsanız eğer buraya yazacak sözüm yoktur.  
...
(*): "Kim ki Allaha güzel bir borç verirse, Allah da ona kat kat öder;
Rızkı daraltan da genişleten de Allahtır.
Ancak O'na döndürüleceksiniz." (2/245-Diyanet İşleri Meali)

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sinan coruk 4 ay önce

oooo mahmut bey daha belediyelerde , elektrik kurumunda üniversitede vs daha ne şartlar var sizde bilirsiniz. milletvekili aday adayı olup sonra ailesinden birilerini işe yerleştirenler neler neler